
Reklamcılar Platformu: Yeni mezun bir reklamcının başlangıç ücreti en az 63 bin TL olmalı!
Reklamcılar Platformu, Ocak 2025’te yayımladığı Taban Ücret Politikası Raporu’nu, değişen ekonomik koşullar doğrultusunda güncelledi. Ocak 2026 Taban Ücret Politikası Raporu; yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve sektörde derinleşen gelir dengesizliği karşısında reklam emekçilerinin asgari yaşam koşullarını görünür kılmayı amaçlıyor. Rapora göre mesleğe yeni adım atan, yeni mezun bir reklam çalışanının başlangıç ücreti en az 63 bin 161 TL olmalı.
Platform tarafından yapılan açıklamada, son bir yıl içinde reklamcıların gelir ve alım gücünün ciddi biçimde eridiğini ve olması gereken ile mevcut durum arasındaki makasın hızla açıldığı vurgulandı. Yeni raporun, bu farkı somut verilerle ortaya koyan güncel ve rasyonel bir referans sunduğu ifade edildi.
Rapor temenni değil, gerçeklerin toplamı
Rapora göre bu çalışma; yöneticilerin sıklıkla “şartlar” ve “piyasa koşulları” gerekçeleriyle belirlediği ücretlerin karşısına, tamamen veriye dayalı bir asgari sınır koymayı hedefliyor. Platform, bu sınırın ajansların kendi iç ücret politikalarını oluştururken dikkate alması gereken temel bir referans olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Sektör büyürken, emek neden yoksulluk sınırında?
Raporda öne çıkan en kritik başlıklardan biri, sektörün ekonomik büyüklüğü ile çalışanların yaşam koşulları arasındaki çelişki. Paylaşılan verilere göre:
Türkiye’de toplam medya ve reklam yatırımları, bir önceki yıla kıyasla yüzde 78,9 artarak 253,6 milyar TL’ye ulaştı. Türkiye, medya yatırımları açısından dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer alıyor. Deloitte’un Nisan 2025 tarihli raporu da sektördeki yatırım artışının sürdüğünü ortaya koyuyor.
Bu tabloya rağmen, reklam emekçilerinin önemli bir bölümünün yoksulluk sınırına yakın ücretlerle çalıştığına dikkat çekiliyor. Platform bu noktada şu soruyu gündeme getiriyor:
“253,6 milyar TL’lik hacme ulaşan ve dünyanın en hızlı büyüyen reklam pazarlarından biri olan bir sektörde, bu büyümeyi yaratan emek neden hâlâ geçim mücadelesi veriyor?”
Yaşam maliyetleri resmi enflasyonun çok üzerinde
Raporda, Ocak 2025 – Ocak 2026 dönemine ait güncel ekonomik veriler esas alındı. Buna göre:
- TÜİK yıllık enflasyon oranı: Yüzde 30,9
- ENAG yıllık enflasyon oranı: Yüzde 56,14
- İTO İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi artışı: Yüzde 37,68
- İPA’ya göre İstanbul’da yaşam maliyeti artışı: Yüzde 42,30
- Endeksa’ya göre İstanbul’da ortalama kira artışı: Yüzde 36,04
Bu verilerin ortalaması alındığında, İstanbul’da yaşayan bir reklamcının yıllık yaşam maliyeti artışı yüzde 40,61 seviyesine ulaşıyor. Rapora göre, yalnızca resmi enflasyon oranında yapılan zamlar, tek başına kira artışını dahi karşılamaya yetmiyor.
Ocak 2026 taban ücretleri açıklandı
Rapora göre mesleğe yeni adım atan, yeni mezun bir reklam çalışanının başlangıç ücreti en az 63 bin 161 TL olmalı. Bu tutarın, yalnızca “hayatta kalma” maliyetini karşıladığı; sektörün büyümesinden doğan refah payını içermediği özellikle vurgulanıyor.
Belirlenen Ocak 2026 taban ücret sınırları ise şöyle:
- 1. seviye çalışan: En az 81.305 TL
(Jr. Reklam Yazarı, Müşteri İlişkileri Temsilcisi, Grafiker, Jr. Yapımcı, Motion Designer, Sosyal Medya Yöneticisi vb.) - 2. seviye çalışan: En az 101.594 TL
(Reklam Yazarı, Sanat Yönetmeni, Grafik Şefi, Müşteri İlişkileri Süpervizörü, Stratejist vb.) - 3. seviye çalışan: En az 121.958 TL
(Yaratıcı Grup Başkanı, Müşteri İlişkileri Direktörü, Sosyal Medya Direktörü, Sr. Yapımcı, Strateji Direktörü vb.) - 4. seviye çalışan: En az 170.743 TL
(Kreatif Direktör, Head of Production, Müşteri İlişkileri Grup Direktörü, Grup Strateji Direktörü, Chief Digital Officer, Design Director vb.)
Freelance çalışanlar için ise kıdemlerine denk gelen aylık taban ücretin esas alınması; ödemelerin yüzde 50’sinin peşin, kalanının 15 gün vadeli yapılması ve çalışma süresi boyunca sigorta hakkının hatırlatılması gerektiği belirtiliyor.
“Bu rapor bir maaş listesi değil, sektörle yüzleşme çağrısı”
Reklamcılar Platformu’na göre bu rapor, bir maaş listesi olmanın çok ötesinde; sektörün kendisiyle yüzleşmesine yönelik bir çağrı niteliği taşıyor. Açıklanan rakamların “yüksek” olduğu için değil, yalnızca temel yaşamı mümkün kıldığı için önemli olduğu vurgulanıyor. Bugün birçok ajansın bu ücretleri ödemekte zorlanıyor olabileceği kabul edilirken, “piyasa böyle” söylemiyle bu farkın kalıcılaştırılmasının, sektörün geleceğini de riske attığına dikkat çekiliyor. Platform, bir tarafta emeğin karşılığını savunan sendikal bir duruş, diğer tarafta ekonomik baskılarla mücadele eden ajanslar bulunduğunu; bu iki gerçeklik arasındaki makas açıldıkça nitelikli iş gücü kaybı, tükenmişlik ve sektörden kopuşun hızlandığını ifade ediyor.
Reklam emekçilerinin talebi ise net: Lüks değil, insanca yaşamak. Platform, bu talebin ertelenebilir ya da “koşulların gereği” olarak normalleştirilemeyeceğini vurguluyor. Sektör büyüyorsa, bu büyümenin yükünü taşıyan emeğin de payını alması gerektiğinin altı çiziliyor. Aksi halde sürdürülebilirlikten söz etmenin mümkün olmadığı ifade ediliyor.
