Korona günlerinde hayatımız nasıl şekilleniyor?

Yeni tip koronavirüs salgını tüm yaşamımızı baştan aşağıya değiştirdi. Yöntem Araştırma Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen “Korona Günlerinde Hayat” Araştırması değişen duygularımıza, çalışma biçimlerimize, beklentilerimize, haber tüketim alışkanlıklarımıza ışık tutarak adeta  korona günlerimizin fotoğrafını çekiyor.

Yöntem Araştırma Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen “Korona Günlerinde Hayat” Araştırması tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınının Türkiye’de de görülmesini takiben temel olarak kamuoyunun bu konuya ilişkin bakış açısı, duygu, düşünce, tutum ve davranışlarını anlamak amacıyla gerçekleştirildi. Koronavirüse ilişkin bilgi ve bilgi alma konusunda halkın hangi haber kaynaklarını tercih ettiği, salgına ilişkin bilgi düzeyleri, kişisel olarak alınan önlemler, tasarruf ve tüketim kalemlerindeki değişimler, hastalık belirtisi görme ya da tanık olma durumu, salgına ilişkin duygu durumu ve gelecek beklentileri gibi konular incelendi. “Korona Günlerinde Hayat” araştırması halk nezdinde koronavirüse dair birçok  değerli ipucu barındırıyor.

Şu sıralar en büyük sorunumuz koronavirüs…

“Korona Günlerinde Hayat” Araştırmasında öncelikli olarak katılımcıların “Koronavirüs Bilinirlik, Bilgi Düzeyi ve Bilgi Kaynakları” incelendi. Birçok toplumsal olayda çok küçük de olsa konuyu bilmeyen bir kesim olabiliyorken araştırma sonuçlarına göre koronavirüsü bilmeyen yok. Bu bağlamda katılımcıların neredeyse tamamı için Türkiye’nin ve dünyanın en önemli sorunu “Koronavirüs Salgını”… Katılımcıların büyük çoğunluğu (yüzde 86) koronavirüs salgınını koronavirüs olarak ifade ederken küçük bir kesimin (yüzde14) ise “Covid-19” olarak adlandırıyor.

Salgına dair ilk ve en çok bilgiyi televizyonlardan alıyoruz

Televizyon, salgının öğrenildiği ilk kaynak olmanın yanı sıra koronavirüs hakkında bilgi almak için en çok tercih edilen kaynak olarak da öne çıkıyor. Televizyonun ardından “internet siteleri” ve “sosyal medya” en çok tercih edilen kaynaklar olarak belirtiliyor. İlk bilgi alınan kaynak olmamakla birlikte sonrasında uzmanlar da bilgi almak için tercih edilen kaynaklar arasında yerini almış gibi görünüyor.

Sosyal ekonomi yükseldikçe farklı kaynaklara bakma ihtiyacı artıyor

Koronavirüs salgınıyla ilgili televizyon tercihi en fazla 35-44 yaş grubunda öne çıkarken gazetelerin internet sayfalarının AB SES grubundaki kişiler tarafından diğer gruplara göre daha fazla tercih edilmesi dikkat çekiyor. Bununla AB SES grubundaki kişiler 3 farklı kaynaktan (2,7) bilgi alarak hareket etmeyi tercih ederken C1,C2 SES grubuna mensup kişiler 2 kaynak ile yetiniyor.

Salgınla ilgili verilen haberler yeterli mi?

Her 3 kişiden 2 ‘si koronavirüsle ilgili haberlerin olması gereken düzeyde olduğunu düşünürken her 5 kişiden 1 ‘i ise gereğinden az yer verildiğini düşünüyor. Bununla birlikte yine her 5 kişiden 1 ‘i gereğinden fazla yer verildiği düşüncesinde… Gereğinden fazla yer verildiğini düşünenlerin oranının erkeklerde (her 3 erkekten 1’i) ve 45 yaş grubunda (her 4 kişiden 1’i) daha fazla olması dikkat çekiyor.

Türkiye’nin ne kadarı evde, ne kadarı ofiste çalışıyor?

Araştırma sonuçlarına göre çalışan nüfusun yüzde 58’inin çalıştığı kurumdan/ofisten çalışmaya devam ediyor. Tamamen evden çalışma sistemine geçenler işyerlerinin yalnızca yüzde 15’ini oluştururken, bazı ekiplerin evden çalışma sistemine geçtiği işyerleri toplam işyerlerinin yüzde 14’ünü dönüşümlü olarak evden çalışanlar ise yüzde 11’ini oluşturuyor.

En çok AB grubu evden çalışıyor

Çalışan nüfustaki her 4 kişiden 1’i evden çalışma sistemine geçerken, her 10 kişiden 7 ‘si ise ofisten çalışmaya devam ediyor ve bu kitlenin yüzde 7’si bu nedenle işinden ayrılmayı düşünüyor. Evden çalışma sistemine geçenlerin oranı AB SES grubunda daha yüksek. Ofisten çalışmaya devam edenlerin oranının ise C1C2 SES gruplarında daha yüksek olması dikkat çekici.

Salgınla ilgili ne tür önlemler alıyoruz?

Koronavirüs ile ilgili alınan önlemler incelendiğinde kişilerin daha çok “gıda stoğu yapma” konusunun öne çıktığı görülüyor. “Sosyal mesafeye dikkat etme” durumu ise en az belirtilen önlemler arasında yer alıyor.

Erkeklerde maske satın aldığını ve evde temizlik malzemesi stoğu yaptığını belirtenlerin oranı kadınlardan yüksek. 25-34 yaş grubunda kağıt para yerine kredi/banka kartına yönelme eğilimi daha yüksekken, 18 24 yaş grubunun ise tuvalet kağıdı stoğu yapmakla pek ilgisi olmadığı görülüyor. Evde ilaç stoğu yapanlar C1 SES grubunda daha yüksekken, tatil rezervasyonlarını iptal edenler AB SES grubunda daha yüksek. Her 5 AB SES grubundaki 1’i önlem olarak özel aracına yakıt alıyor.

Salgın sonrası değişen tüketim alışkanlıkları

Koronavirüs ile birlikte temizlik malzemesi, su, doğalgaz ve gıda harcamalarında artış olurken, kültür/sanat, seyahat ve ulaşım harcamalarında ise azalma olduğu görülüyor.

Salgına karşı günlük yaşamda ne tür önemler alıyoruz?

Büyük çoğunluğun aldığı önlemlerin başında tokalaşmamak/öpüşmemek, gerekmedikçe evden çıkmamak, evde bile elleri sabunla yıkamak ve eve misafir kabul etmemek geliyor. Genel olarak kadınların ve 35 yaş üstünün daha tedbirli davrandığı görülüyor.

Hangi kurumların sorumluluk alması bekleniyor?

Araştırma sonuçlarına göre Koronavirüs salgını kapsamında en fazla sorumluluk alması beklenen kurumlarda resmi kurumlar öne çıkıyor. Buna göre Sağlık Bakanlığı, Belediyeler,  Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı başlıca sorumluluk alması beklenen devlet kurumlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca sorumluluk alma gerekliliği konusunda “toplum”un da önemli bir noktada konumlandığı görülüyor. Sivil kurumlar arasında ise özel hastaneler kamuoyunun yüksek sorumluluk beklentisi olduğu kurumlar olarak öne çıkıyor.

Kurumların aldığı sorumluluklar yeterli mi?

Kurumlar arasında üzerine düşeni yaptığı düşünülen “Sağlık Bakanlığı” ve “Milli Eğitim Bakanlığı” dışında diğer tüm resmi ve sivil kurum ve kuruluşların koronavirüs konusunda daha yapması gereken şeyler olduğu düşünülüyor. Her 2 kişiden 1’i toplumun daha yapması gereken çok şey olduğunu düşünüyor. Her 3 kişiden 1’i özel şirketlerin de daha yapması gereken çok şey olduğu düşüncesinde. Her 10 kişiden 4 ‘ü Cumhurbaşkanlığı’nın ve İçişleri Bakanlığı’nın daha yapması gereken şeyler olduğu görüşünde.

Hastalık belirtisi ve alınan aksiyonlar

Her 3 kişiden biri salgının biyolojik bir silah olduğunu düşünüyor

Araştırma katılan her 3 kişiden 1’i koronavirüsün kaynağı konusunda komplo teorilerine inanıyor. Bu kitle ayrıca koronavirüsün laboratuvarda üretilmiş biyolojik bir silah olduğunu da düşünüyor.

Koronavis salgını neden ortaya çıktı?

18-24 yaş grubu gençlerde koronavirüsün dünyada insanların yememesi gereken şeyleri tüketmesinden kaynaklandığını düşünenlerin oranı 40’a mevcut grip virüslerinin evrimleşmiş hali olduğunu düşünenlerin oranı ise 38 ‘e çıkarken bu kitlede virüsün biyolojik silah olduğuna inananların oranıysa toplumun genelinden daha düşük. Koronavirüsün ilahi bir ceza olduğunu düşünenler 35-44 yaş grubunda daha yüksek. Koronavirüsün laboratuvarda üretilmiş biyolojik bir silah olduğuna inananlar metropol dışı illerde 44 ‘ü buluyor. Erkeklerde de bu inançta olanların oranı kadınlara oranlar daha yüksek.

Salgına karşı duygu durumumuz nasıl?

Koronavirüsün toplumda uyandırdığı temel duygunun kaygı olmasının yanında, kadınlarda korku, 18-24 yaş grubunda merak ve sıkıntı C2 SES grupta mutluluk metropol dışı illerde ise şaşkınlık duygularının öne çıktığı görülüyor.

En çok neyden kaygı duyuyoruz?

En fazla kaygı duyulan durum Koronavirüs hastalığına kendisinin ya da aile bireylerinden bir kişinin yakalanması” olarak belirtilirken, ikinci sırada “ekonomik sıkıntı” geliyor. Kişilerin ekonomik sıkıntı yaşama konusundaki kaygı düzeylerinin virüsü kapma kaygısına yakın düzeyde olması dikkat çekici.

Yaklaşık her 3 kişiden 2 ‘sinin koronavirüs konusuyla ilgili karamsar olduğu görülüyor.

Koronavirüsten sonra ne olacak?

Koronavirüs sonrası dünyanın geleceğiyle ilgili olumlu düşünenlerin en temel umutlandıkları nokta “temizlik tedbirlerinin artacak olması” noktasında… Bunu “sağlık tedbirlerinin artması”, “doğal yaşama ve doğaya verilen önemin artması”, “beslenme alışkanlıklarının değişmesi” ve “insanların daha duyarlı ve anlayışlı olması” takip ediyor.

Araştırmanın Metodolojisi:

20-29 Mart 2020 tarihleri arasında Bilgisayar Destekli Kişisel Değerlendirme (CAWI) tekniğiyle gerçekleştirilen araştırmaya 18 yaşından büyük kadın-erkek ABC1C2 SES grubuna mensup 360 kişi katıldı. Araştırma Türkiye temsili bir örneklemle gerçekleştirildi.

İLGİLİ HABERLER