Her 2 çalışandan 1’i evden çalışma modelinin kalıcı hale gelmesini istiyor

Kariyer.net’in “HR Pulse” araştırma serisi kapsamında Curiocity iş birliğiyle gerçekleştirdiği “Koronavirüs ve İş Hayatı” araştırmasının sekizinci dönem sonuçları açıklandı.

Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi, pek çok alanda olduğu gibi çalışma hayatında da köklü değişimlere yol açarken, beraberinde birçok belirsizlik getirdi. Salgının ne kadar süreceği, sosyal izolasyon önlemlerinin getirdiği ekonomik problemlerin nasıl çözüleceği, çalışma hayatının nereye evrileceği, hatta virüse karşı bir ilaç ya da aşının ne zaman bulunacağı gibi kafalarda oluşan sorular, endişe ve kararsızlık gibi duyguları tetikledi.

Online istihdam platformu Kariyer.net; bu belirsizlik döneminde, “HR Pulse” araştırma serisi kapsamında Curiocity ile “Koronavirüs ve İş Hayatı” araştırmasını hayata geçirdi. Buradaki temel amaç, belirsizlikler ile dolu bu dönemde İnsan Kaynakları Ekosisteminin nabzını tutmak, sektörü veriler ile yönlendirmek oldu.

“Koronavirüs ve İş Hayatı” araştırması, Türkiye’de pandeminin etkilerinin en yoğun hissedildiği 27 Mart-24 Haziran döneminde çalışma yaşamına dair önemli ipuçları verdi. Haziran sonu itibarıyla sayısı 8’e ulaşan araştırmalarla bugüne kadar çalışanların ve İK profesyonellerinin düzenli olarak nabzı tutuldu. Süreç boyunca koronavirüse dair beklenti ve hissiyatlarındaki değişimler net olarak gözlemlendi. 8 araştırmaya toplam 7.186 beyaz yaka çalışan ve 2.332 İK yetkilisi katıldı.

“Koronavirüs ve İş Hayatı” araştırmasından çarpıcı sonuçlar

  • Pandeminin iş hayatında ortaya koyduğu en radikal değişim, evden / uzaktan çalışma konusundaki önyargıları kırması oldu.
  • Örneğin; ilk araştırmada evden çalışma konusundaki görüşlerin, çalışanlar ile İK yetkililerini 3 kampa böldüğü görüldü. Evden çalışmanın daha verimli olduğunu düşünenler de daha az verimli olduğunu düşünenler de; odaklanma ve motivasyon ile ilgili nedenlerle bu yorumu yaptıklarını söylüyordu. Çalışanların yaklaşık yarısı evde ya da ofiste çalışmanın verimlerinde bir fark yaratmadığını belirtiyordu. Evden çalışmanın daha az verimli olduğunu düşünen İK yetkililerinin oranı ise çalışanlardan daha fazlaydı.
  • Araştırmanın sekizinci dönem sonuçlarına bakıldığında ise “Şirketinizin evden/uzaktan çalışma sistemini kalıcı hale getirmesini ister misiniz?” sorusuna verilen yanıtlara göre; ikinci dönem sonuçlarından bu yana evden çalışmanın kalıcı hale gelmesini isteyenlerin oranının %35‘ten %50’ye yükseldiği görüldü. Bir başka deyişle her 2 çalışandan 1’i bu modelin kalıcı hale gelmesini istiyor.
  • Bu sonuç, şirketlerin normalleşmeyle birlikte ofise dönmeye başlamasına rağmen, uzaktan çalışmanın önümüzdeki dönemde yeni normalin bir parçası olarak hayatımızda olmaya devam edeceğine işaret ediyor. Hem çalışanların bu talebi hem de bu dönemde elde edilen pozitif sonuçlar, şirketlerin de bu modele sıcak bakmasını sağladı. Buradan da anlaşılıyor ki, Uzaktan / Evden çalışma post-korona döneminin en net çıktısı olacak.
  • Bu konuyla ilgili diğer dikkat çekici sonuç ise ofise dönüşle ilgili… Araştırmanın son döneminde katılımcılara ofise dönmeyle ilgili hissettikleri sorulduğunda; son dönemde ofise dönme konusunda mutsuz (%28), buruk ya da hüzünlü (%24) olduğunu söyleyenlerin oranının azaldığı görüldü. Özellikle heyecanlı (%28) ve umutlu (%27) olduğunu söyleyenlerin oranının, önceki döneme göre 4 ve 6 puan arttığı belirlendi. Bu veri şunu gösteriyor: Ofisi özledik!
  • Ancak şöyle ilginç bir durum da var: İkinci araştırmada, beyaz yaka çalışanlar arasında evden çalışmanın mayıs ortası ya da mayıs sonunda biteceğine dair tahmin yapanların oranı, ilk döneme göre 30 puan artarak %37’ye yükselmişti. Dördüncü dönem araştırmada beyaz yaka çalışanlar arasında haziran sonuna kadar ofise dönüşün tamamlanacağını bekleyenlerin oranı %63 idi. Son araştırma döneminde ise normalleşme sürecine geçiş sonrası azalan belirsizliğe rağmen, ofise dönme tarihinin belirsiz olduğunu belirten İK yetkilisi ve beyaz yaka çalışan oranının artarak %38 seviyesine yükselmesi dikkat çekiyor. Temmuz ve sonraki dönemde ofise dönüleceğini düşünenlerin sayısı da artış gösterdi.
  • Bununla birlikte, dönemler arasında küçük farklar göstermekle birlikte; beyaz yaka çalışanların yaklaşık yarısı ofise dönüşle ilgili tedirgin olduğunu söylüyor. Bu durum, şirketlerin çalışan sağlığı ve hijyen konusunda ek uygulamaları hayata geçirmeleri ve çalışanların tedirginliğini azaltmak için onlarla kurdukları iletişimi güçlendirmeleri gerekliliğine işaret ediyor.
  • Bu noktada Evden Çalışma konusunun çalışanları en fazla zorlayan yönüne de vurgu yapmak gerekiyor: İş-Özel Hayat dengesini sağlamak… Araştırmalar, evden çalışma sisteminin, iş-özel hayat dengesini zora soktuğuna dair güçlü veriler ortaya koyuyor.
  • Örneğin; son üç dönemde evden çalışma sisteminde olan çalışanların sadece dörtte birinin, “Sadece iş günleri ve mesai saatleri içerisinde” çalıştıklarını belirtmesi dikkat çekici. Her iki çalışandan birinin mesai dışında çalıştığı, her dört kişiden birinin ise saat kavramı olmaksızın sürekli çalışmaya devam ettiği görülüyor. Bu sonuç da işverenlerin, çalışanlarının iş-özel hayat dengesini koruyan aksiyonları hızlıca hayata geçirmesi gerektiğine işaret ediyor.
  • Araştırmanın tüm dönemlerinde beyaz yaka çalışanların şirketlerinden en temel beklentisi, hijyen Örneğin; son dönem araştırma kapsamında beyaz yaka çalışanlara “Koronavirüs salgını sebebiyle şirketinizin önümüzdeki dönemde hangi aksiyonları almasını bekliyorsunuz?” diye soruldu. Cevaplar arasında ilk sırada %67 ile ‘Şirket içi hijyenin arttırılması’ yer aldı.

Bir diğer çarpıcı veri de araştırmanın ikinci döneminden bu yana düşmekte olan ‘Şirketlerinin çalışan sağlığına önem verdiğini belirten’ beyaz yaka (%33) ve İK yetkilisi (%25) oranının, son dönemde de azalarak şimdiye kadarki en düşük seviyesine ulaşması oldu.

  • Araştırma sonuçları; işverenlerin salgın dönemindeki yaklaşımlarının, işveren markalarında derin izler bırakabileceğini gösterdi.
  • İlk yapılan araştırmaya katılan çalışanların %41’i bu süreçte şirketlerine olan bağlılıklarının arttığını söylerken, bağlılığının azaldığını söyleyenlerin oranı %30 oldu. Öte yandan çalışanların %36’lık kısmı, şirketlerinin yönetimine güvenmediğini söyledi. “Bu zorlu bir dönemde şirketiniz motivasyonunuzu artırmak için ek uygulamalar yapıyor mu?” sorusuna, çalışanların %85’i “Hayır” cevabını verdi. Şirketlerin bu konudaki aksiyonlarını zamanla artırdığı görüldü. Normalleşme sürecinin ve ofise dönüşlerin ilk etabında (7. dönem) çalışanların motivasyonunu artırmak için ek uygulamalar yapan şirketlerin sayısı artmış olsa da son dönemde bu oranın anlamlı şekilde düştüğüne tanık olundu.
  • Şirketine olan bağlılığının azaldığını belirten beyaz yaka çalışan oranı, 2. dönemden bu yana olan artış trendinde. Son dönem araştırmasına cevap veren her 10 çalışandan 4’ü, şirketine olan bağlılığın azaldığını ve şirket yönetimine güvenmediğini dile getirdi.
  • Evden çalışmanın iş-özel hayat dengesini olumsuz etkilemesi, her 2 beyaz yakalıdan 1’inin ofise dönüş konusunda endişeli olması ve beyaz yaka çalışanların şirketlerine duyduğu bağlılığın azalması, şirketlerin çalışanlarıyla şeffaf iletişim kurmaları ve çalışan motivasyonuna yönelik uygulamaları zaman kaybetmeden hayata geçirmeleri gerektiği şeklinde yorumlanıyor.

Çalışma hayatında korona sonrası dönemde neler değişecek?

  • İş dünyası, iş yapış şekillerini “yeni normal”e göre planlayacak. Konjonktürel gelişmelere hızlı bir şekilde uyum sağlamak, bundan sonraki dönemde iş dünyasında başarının temel anahtarı olacak.
  • Çalışanlardan ve liderlerden beklenen yetkinlikler değişecek. Hangi becerilere sahip olduğunun ve işine ne kattığının ön plana çıktığı günümüzde, farklı görev ve işlere de hızlıca uyum sağlayan yetenekler çalışma hayatında tercih nedeni olacak.
  • Beyaz yakalıların dayanıklılık, esneklik, çeviklik, çoklu düşünme yeteneği, etkili iletişim, stresle başa çıkma, belirsizliğe hızlı uyum sağlama, problem çözme, yeniliği kucaklama gibi konularda kaslarını geliştirmesi gerekecek.
  • Dijitalleşmenin bu denli hız ve önem kazandığı bir dönemde, “Dijital yaka” kavramı hayatımıza girecek. Bu grubun nasıl yönetileceğinin İK tarafında değerlendirilmesi gerekecek ve performans yönetimi tarafının da yeni çalışma düzenine uyum sağlaması beklenecek.
  • “Uzaktan liderlik” konusunda yöneticilerin eğitilmesi ihtiyacı doğarken; dostluğun, duyguların ve empatinin yoğun olduğu liderlik kavramlarının önemi artacak. İş liderlerinin, yeni koşullara uyum sağlamak için stratejik vitesleri hızla değiştirmede daha da ustalaşması beklenecek. Doğru zamanda doğru aksiyonları alarak değişimi yönetmek, istihdamın sürekliliğini sağlayarak güven yaratmak, ekosistemin sürekliliğini sağlamak, işlerin nasıl daha verimli yapılacağına odaklanmak ve doğru motivasyonu sağlamak, her zamankinden daha önemli bir meziyet haline gelecek.

İLGİLİ HABERLER