Fully digital agency: Taximpro

İsmini şimdiye kadar duymamış olabilirsiniz. Ancak 14 yıllık geçmişine pek çok başarılı proje sığdırmış bir ajans Taximpro… Müşterileriyle kurduğu uzun soluklu ilişkilerin altında da bu hem “başarılı” hem de “mütevazı” yaklaşım yatıyor. Kurucusu ve Ajans Başkanı İlker Tulunay, Taximpro’yu “Prodüksiyon kasları güçlü, full dijital bir ajans” olarak tanımlıyor. Nihai amaçlarının birlikte çalıştıkları markaların iş hedeflerine ulaşmasını sağlamak olduğunu söyleyen Tulunay ile “full dijital bir ajans” olmanın gerekliliklerini konuştuk…

Taximpro olarak hangi alan­larda müşterilerinize hizmet veriyorsunuz?

Müşterilerimize, markalarını he­defleri doğrultusunda yukarıya taşıma yolculuğunda iletişimde bizim taraftaki iş­lerle meşgul olmamaları, kendi işlerine odaklan­malarına imkan sağlayacak hizmetler veriyoruz. Dijital bir çağda yaşıyoruz. İnsana dokunmak ve daima tercih edilen olmak isteyen markalarımız için dijital pazarlama rüzgarı doğduğundan beri rotamızı bu yöne çevirdik. 2006 yılında yakala­dığımız bu rüzgarla kreatif düşünce yapımızı bü­tün tutarak bugünün dijital iletişim ve pazarlama mecraların birçoğunda uçtan uca hizmet verme­ye başladık. Hizmet verdiğimiz alanları şöyle sı­ralayabiliriz:

  • Sosyal medya yönetimi
  • Web siteleri tasarım ve kodlamaları
  • Web site yazılımları
  • SEO ve ADS yönetimleri
  • Reklam filmleri
  • Tanıtım filmleri
  • YouTube için özgün fikir üretimleri ve prodük­siyonu

Taximpro’yu tek cümle ile özetlemem gerekirse; “Prodüksiyon kasları güçlü olan full dijital ajans” diyebilirim.

Müşterileriniz için hangi alanlarda fayda yaratıyorsunuz?

Her ticari işletmede olduğu gibi bizim markala­rımızın da ortak amacı, doğru pazarlama çalış­malarıyla satış hedeflerine ulaşması… Ürün veya hizmetlerinin satışını artırmak isteyen müşteri­lerimizin mesajlarını “insan odaklı” bir yaklaşım­la, doğru kanallarda, doğru bir dille, hedef kitleye ulaştırmasını sağlıyoruz. Amacımız hizmet ver­diğimiz markaların pazardaki çetin rekabetten sıyrılıp tercih edilen marka olma yolculuğunda onlara destek olmak.

Şimdiye kadar hangi markalarla ne tür projeler gerçekleştirdiniz?

14 Yılda elbette çok iş yapıldı ama ilk aklıma gelenlerden bazılarını şöyle sıralayabilirim:
Mazda için yaptığımız “alışılmışa meydan okuyanlar” serisi çok keyifli oldu. Spesifik olan Mazda kullanıcısını doğru konumlandırdık. Kalplerini yeniden ısıttık. Farkındalık oluştu ve videoların devamı istendi. Sosyal medyadan gelen mesajlar çok olumlu ve motive ediciydi. Firma, sosyal medyadaki takipçilerin artmasından, etkileşimlerden, yorumlar ve direkt mesajlardan pozitif etkilendi.

Fellas Foods için 360 derece yaptığımız çalışmalar da bizim için kıymetliydi. Bir girişimcinin ona heyecan veren ürünüyle ajansımızdan içeri girip bizimle çalışma isteğini 3 senelik çalışma dönemi sonunda yaşadığımız hazla pekiştirmiştik. İlk başladığımızda yeni ürünün tavrını, tarzını, renklerini ve dilini belirleyerek yola çıkmamızın ardından Sosyal Medya’da ciddi etkileşimler yarattık. Offline mecrada da iletişimini hiç durdurmayan marka yönetimiyle yaptığımız bu işbirliği, ürünü bugün hemen hemen her önde gelen süpermarkette, benzincide, Starbucks gibi dünyanın en ünlü kahve zincirinde bulunur hale getirdi.

Outdoor Türkiye Platformu’nu oluşturmamız daha önce bu kapsamda düşünülmemiş bir fikrin vücut bulmuş halidir. Böyle bir projeyi Türkiye’den yapmak, yan faktörlerini üretmek, insanlara bir yaşam tarzı, deneyimler dünyası sunmak bambaşka bir duyguydu. Etkinliklerde binlerce kişiyi OutdoorFest’te buluşturmanın sonuçlarını platforma 2 yılda 21.000’den fazla bireysel, 1.500 kurumsal üyeliğin oluşmasını sağlamak ve yine 2 yılda sosyal medyada 50.000 outdoor sever takipçiye ulaşarak markaya katkı sağlamış olmak da örnek gösterebileceğim işler arasında.

Hilton İstanbul Bomonti için planladığımız dijital iletişimi de örnek göstermeden geçmeyeceğim. Pandemi döneminden her sektör gibi şehir otelciliği de etkilendi şüphesiz. Ama Hilton’un pazarlama ekibiyle ciddi efor harcayarak hiç ara vermeden ürettiğimiz yaratıcı işler, sosyal medya iletişimi ve kampanyalar, otelin bazı harici servislerinin dolup taşmasına, konaklama doluluk oranının da kısa bir sürede pandemi öncesi doluluk oranlarına yaklaşmasına yardımcı oldu.

UI ve UX son dönemin en önemli kavram­ları arasında yer alıyor. Müşterileriniz için hazırladığınız projelerde UI ve UX alanlarında nasıl bir anlayışla hizmet veriyorsunuz?

Bu kavramlar çok önemli. Web projelerinde kul­lanıcı davranışlarını ön planda tutarak ve derin­lemesine anlayarak ihtiyaca dönük işler üretiyo­ruz. “Kullanıcının web sayfasından beklentileri nedir? İhtiyaçları nelerdir? Hedef tüketici pro­filimiz nelere değer verir? Limitleri nedir?” gibi soruların yanıtlarını düşünerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir de tercih edilme meselesi var tabi. Burada UI devreye giriyor. Kullanıcı ara­yüzünün doğru tasarlanmasında kullanıcı de­neyimini göz önünde bulundurarak amaçlarına karşılık verebilmesi, aradığı her şeye kolay eri­şebilmesi, aşamalarda rahat ilerleyebilmesi ve kullanıcının sitede sıkılmadan vakit geçirebilme­sini noktasını esas alıyoruz. Tüketicinin kararını markadan yana kullanması için geliştirmeniz ge­reken şeyler sadelik, şıklık, kolay anlaşılır olmak, hayatı kolaylaştırıyor hissini yaratmak gibi kul­lanıcı dostu işler üretmek ve öyle tutmaktır. Bu bakış açısıyla dersimize çalışıp tasarlayacağımız web projelerinde yolumuzu başta çizerek masaya oturuyoruz. UX ve UI web projesinin taşıyıcı sü­tunlarıdır kısacası.

Markalar için sosyal medya stratejileri hazırlarken hangi noktalara yoğunlaşıyorsunuz?

“Sosyal Medya Yönetimi budur. Böyle yapılır” diye bir şey söylemek her “rahatsızım” diyene as­pirin önermek gibi bir şey. Bizim en çok dikkat ettiğimiz nokta markanın vaadidir. Sonuçta bir­birinden farklı ürün veya hizmetleri pazarlayan, birbirine yakın veya hiç alakası olmayan hedef kitleleri olan müşterilerimiz var. Biz de marka­nın çizgisini çizmeye başladığımızda veya kalemi devralıp çizgiyi devam ettirdiğimizde markanın benliğini oluşturup, vermek istediği mesajları belirliyoruz. Sonra bu mesajları dilimleyip ayla­ra veya haftalara bölerek programı çıkartıyoruz. Bunu sonrasında görsel biçimlendirme izliyor. Takvimler düzene girerken postların ve hikaye­lerin açıklamalarındaki dil, yani tarz tavır ortaya çıkıyor.

Dürüst, samimi, kendine has

Her ajansın başarısının markaya kattığı değerle ölçülmesi gerektiğine inananlardanım. Elbette bunu yapacak olan da o ajanslarda çalışan insanlardır. Biz fikrin, iletişimin, memnuniyetin ve enerjinin kaynağı insana, yani ekibimize emek harcıyoruz. Buna da “DSK” yöntemi diyoruz. Yani; “Dürüst – Sistemli – Kendine Has…” Çalıştığımız yöneticilere her konuda şeffaf ve dürüst olduk. Yanlış olduğunu gördüğümüz konularda susmadık. İşlerimize bakış açımız, hazırlanışımız, araştırmalarımız ve sunumlara verdiğimiz önemden iş takip programlarımızın performanslı kullanımına kadar çalışmalarımızda bir sistem oluşturduk. Ekip arkadaşlarımızla keyifli vakit geçirmeyi önemsedik, etkinlikler yaptık, birlikte doğada zaman geçirdik, kamp yaptık, şarkılar söyledik. Kendine has bir duruşla yaptığımız bu hamlelerle ekip içi iletişim yaratıcılığın önünü açtık. Bu durumun markalara yaptığımız işlerin sonuçlarına da daima olumlu yansıdı.

İLGİLİ HABERLER