
Avrupa sanayisinde “su stresi” artıyor: Büyümeyi frenleyebilir!
Schneider Electric’in The Water Crunch Report araştırmasına göre, Avrupa ve Birleşik Krallık’taki sanayi liderlerinin yüzde 52’si su kalitesi veya suya erişimin 2031’e kadar şirketlerinin büyümesini ciddi biçimde sınırlayabileceğini düşünüyor. Su stresi, işletme maliyetlerinden tedarik zincirlerine kadar pek çok alanda risk yaratırken akıllı su teknolojileri çözüm arayışında öne çıkıyor.
Su kıtlığı, Avrupa sanayisi için çevresel bir sorun olmanın ötesine geçerek iş sürekliliğini ve rekabet gücünü etkileyen bir risk haline geliyor. Schneider Electric’in yayımladığı The Water Crunch Report, Avrupa ve Birleşik Krallık’taki sanayi kuruluşlarının suya erişim ve su kalitesine bağlı risklerle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan sanayi liderlerinin yüzde 52’si, su kaynaklı sorunların 2031’e kadar şirketlerinin büyümesinin önünde ciddi bir engel oluşturmasını bekliyor. Katılımcıların yüzde 14’ü ise bu sorunların faaliyetlerini veya büyümelerini şimdiden etkilediğini belirtiyor.
Su stresi maliyetleri ve tedarik zincirlerini zorluyor
Su kaynaklı riskler, şirketlerin operasyonel maliyetlerinden tedarik zincirlerine kadar uzanıyor. Araştırmaya katılan sanayi liderlerinin yüzde 44’ü, son iki yılda su stresinin işletme maliyetlerini artırdığını ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 38’i altyapı ve bakım bütçelerinin baskı altında kaldığını, yüzde 30’u ise tedarik zincirlerinde aksama yaşandığını bildiriyor.
Su tedarikinde yaşanabilecek kesintiler de işletmeler açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. Şirketlerin yüzde 44’ü, ciddi bir su kesintisi durumunda faaliyetlerinin ilk 24 saat içinde etkilenmeye başlayacağını öngörüyor. Kuraklığın enerji, tarım ve yük taşımacılığı gibi sektörlerde yarattığı etkiler de su kaynaklarının ekonomik faaliyetler açısından önemini artırıyor.
Schneider Electric Endüstriyel Otomasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gwenaelle Huet, suyun şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen bir unsur haline geldiğini belirtiyor. Huet’ye göre enerji dönüşümünün son on yılda sanayi stratejilerini şekillendirmesi gibi su verimliliği de önümüzdeki on yılın öncelikleri arasında yer alacak. Yapay zekâ destekli endüstriyel çözümler ise su tüketiminin, kayıpların ve geri kazanım süreçlerinin daha etkin izlenmesine olanak tanıyor.
Avrupa’nın yaklaşık yarısı kuraklık etkisi altında
Raporda, Avrupa’da yaşanan kuraklıkların münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekiliyor. Schneider Electric Su ve Çevre Segmenti Başkanı Sophie Borgne, Avrupa Birliği’nin Avrupa Kuraklık Gözlemevi verilerine göre AB ve Birleşik Krallık’ın yaklaşık yarısının farklı düzeylerde kuraklık yaşadığını aktarıyor.
Borgne, arıtılmış kentsel atık suyun yeniden kullanım oranının AB genelinde yalnızca yüzde 2,4 seviyesinde kaldığını belirtiyor. Atık suyun yeniden kullanılması, nehirler ve barajlar üzerindeki baskıyı azaltabilecek yöntemler arasında yer alıyor. Akıllı su teknolojilerine yapılacak yatırımlar da şirketlerin kaynak kullanımını iyileştirmesine ve su verimliliğini rekabet avantajına dönüştürmesine katkı sağlayabilir.
Akıllı su teknolojilerine ilgi yüksek, uygulama sınırlı
Araştırma, akıllı su teknolojilerinin potansiyeline yönelik beklentilerin yüksek olmasına karşın uygulamada önemli bir mesafe bulunduğunu gösteriyor. Sanayi liderlerinin yüzde 86’si, su hizmeti sağlayan kuruluşların ise yüzde 98’i bu teknolojilerin işletme maliyetlerini azaltabileceğini düşünüyor. Her iki grubun da yüzde 80’inden fazlası akıllı çözümlerin iş sürekliliğine ve sürdürülebilirlik performansına katkı sağlayacağı görüşünde.
Buna karşın sanayi liderlerinin yüzde 58’i, dijital ikiz veya şebeke modelleme araçlarını henüz devreye almadığını belirtiyor. Su hizmeti sağlayan kuruluşlarının yüzde 57’si de tahmine dayalı analitik veya yapay zeka destekli su yönetimi çözümlerini kullanmıyor.
Su riskleri şirketlerin stratejik kararlarını da şekillendiriyor. Araştırmaya katılan su hizmeti sağlayan kuruluşların tamamı ve sanayi liderlerinin yüzde 98’i, suya erişim veya su kalitesinin önemli kararlarını şimdiden etkilediğini ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 47’si su verimliliği yatırımlarını artırırken yüzde 43’ü su kaynaklı riskleri yönetim kurulu düzeyinde resmi olarak değerlendiriyor.
Sanayi şirketlerinin yüzde 56’sı otomatik kontrol sistemlerini, yüzde 55’i ise akıllı sayaçları kullanıyor. Su hizmeti sağlayan kuruluşlarda akıllı sayaçların kullanım oranı yüzde 76’ya ulaşıyor. Ancak su sistemlerinin dijitalleşmesi, siber güvenliği de kritik risk alanlarından biri haline getiriyor. Her iki gruptaki katılımcıların yarısından fazlası siber güvenliği yönetilmesi gereken başlıca riskler arasında gösteriyor.
Bağımsız su ve çevre uzmanı Tom Freyberg ise suyun uzun yıllar iklim tartışmalarında geri planda kaldığını ve enerji ya da karbon yatırımlarına kıyasla daha az yatırım aldığını belirtiyor. Freyberg, Avrupa’nın dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı ısındığına dikkat çekerek su tedariki üzerindeki baskının arttığını vurguluyor.
Dijital ikiz teknolojisiyle su kayıpları takip ediliyor
Raporda, dijital teknolojilerin su yönetiminde nasıl kullanılabileceğine Danimarkalı su hizmeti sağlayıcısı Aarhus Vand örnek gösteriliyor. Kuruluş, su şebekesinin güvenilirliğini desteklemek amacıyla Schneider Electric’in EcoStruxure Water Advisor – Water Simulation çözümünden yararlanıyor. Dijital ikiz teknolojisine dayanan sistem, şebekenin farklı noktalarından alınan verileri kullanarak planlı veya beklenmedik olayların olası etkilerini önceden modelleyebiliyor.
Kaynak: CNBC-e
