
Araştırma: Türkiye yapay zekayı benimsedi, ancak alışkanlığa dönüştüremedi
BAREM’in WIN Grubu iş birliğiyle hazırladığı “Dünya Yapay Zeka Endeksi 2026”, Türkiye’de yapay zeka kullanımının yaygınlaştığını ancak kullanım sıklığı ve amaçlarının demografik gruplara göre farklılaştığını ortaya koyuyor. Gençler ve yüksek sosyo-ekonomik gruplar yapay zekayı daha yoğun kullanırken, iş yaşamında araştırma ve analiz, özel yaşamda ise öğrenme ve içerik üretimi öne çıkıyor.
BAREM’in üyesi olduğu WIN Grubu’nun 44 ülkede 44 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği “Dünya Yapay Zeka Endeksi 2026” araştırması, Türkiye’nin yapay zeka adaptasyonundaki konumunu ortaya koyuyor. Bulgular, Türkiye’nin yapay zeka endeksinde küresel ve Avrupa ortalamalarına yakın seyrettiğini gösterirken, fark düzenli kullanımda ortaya çıkıyor. Özellikle yaş ve sosyo-ekonomik statü, yapay zekanın ne sıklıkta ve hangi amaçlarla kullanıldığını belirleyen temel ayrışma noktaları olarak öne çıkıyor.
Türkiye, yapay zeka adaptasyonu açısından küresel dönüşümü yakından izliyor
Araştırmaya göre Türkiye, yapay zeka endeksinde dünya ve Avrupa ülkeleri ortalamalarına oldukça yakın bir seviyede bulunuyor. Türkiye’nin endeks puanı, Avrupa ülkeleri ortalamasının yalnızca 4 puan, dünya ülkeleri ortalamasının ise 9 puan gerisinde. Ancak yapay zekanın kullanım sıklığına bakıldığında Türkiye ile dünya ve Avrupa ortalamaları arasındaki fark belirginleşiyor. Sık kullanım, “her gün kullanım” olarak tanımlanırken, bu oran dünya ülkeleri ortalamasında yüzde 39, Avrupa ülkeleri ortalamasında yüzde 36, Türkiye’de ise yüzde 22 seviyesinde kalıyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 58’i yapay zekayı en azından zaman zaman kullandığını belirtirken, dünya ülkeleri ortalamasında bu oran yaklaşık yüzde 64’e ulaşıyor. Türkiye’de kullanım sıklığına bakıldığında ise katılımcıların yüzde 18’i yapay zekayı nadiren, yüzde 18’i bazen, yüzde 12’si sık sık, yüzde 10’u ise her gün veya sürekli kullandığını ifade ediyor.

Sosyo-ekonomik statü ve yaş, yapay zeka kullanımını farklılaştırıyor
Yapay zeka kullanım oranı yaş arttıkça düşüyor. 18–34 yaş grubunda yüzde 37 olan kullanım oranı, 55 yaş ve üzerindeki grupta yüzde 8’e kadar geriliyor. Kullanım sıklığında sosyo-ekonomik statü de belirleyici oluyor. AB sosyo-ekonomik grubunda yapay zekayı sık kullananların oranı yüzde 32 ile diğer grupların oldukça üzerinde bulunurken, C1, C2 ve DE gruplarında bu oran yüzde 16–19 arasında değişiyor.
Yaş ve sosyo-ekonomik statü birlikte değerlendirildiğinde, yapay zeka kullanımındaki farklılıkların yalnızca yaşla açıklanamayacağı görülüyor. Teknolojiye erişim, dijital yetkinlik ve yapay zekayı kullanma fırsatları da bu farklılaşmada rol oynuyor. Bu nedenle yapay zekanın toplum geneline yayılması için genç ve yüksek sosyo-ekonomik grupların yanı sıra diğer kesimlerin de düzenli kullanım deneyimi kazanmasını sağlayacak fırsatların artırılması önem taşıyor.


Hem iş hem de özel amaçlarla kullanıyor
Yapay zekanın ne kadar kullanıldığı kadar, hangi alanlarda kullanıldığı da kullanıcı davranışını anlamak açısından önem taşıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 44’ü yapay zekayı hem iş hem de özel yaşamında kullandığını belirtiyor. Bu grup, kullanım alanları arasında en geniş kesimi oluşturuyor.
Kullanım alanları kadın ve erkekler özelinde incelendiğinde ise iki grubun da yapay zekayı hem iş hem de özel amaçlarla kullanma eğiliminin birbirine oldukça yakın olduğu görülüyor.

Cinsiyet bazında bakıldığında da kullanım tercihlerinde bazı farklılıklar görülüyor. Yapay zekayı yalnızca özel yaşamında kullananların oranı kadınlarda yüzde 15 iken erkeklerde yüzde 6’da kalıyor. Buna karşılık, yapay zekayı hiç kullanmayanların oranı erkeklerde yüzde 47 ile kadınlardaki yüzde 38’in üzerinde. Bu sonuçlar, yapay zeka kullanım alanlarının cinsiyete göre kısmen farklılaştığını gösteriyor.

Yaş gruplarına bakıldığında, yapay zekanın yalnızca kullanım sıklığının değil, günlük hayat ve iş süreçlerindeki yerinin de yaşa göre değiştiği görülüyor. Yapay zekayı hem iş hem de özel yaşamında kullananların oranı 18–34 yaş grubunda en yüksek seviyedeyken, yaş ilerledikçe bu oran belirgin biçimde düşüyor. Buna karşılık, yapay zekayı hiç kullanmayanların oranı 55 yaş ve üzerindeki grupta en yüksek seviyeye ulaşıyor. Bu tablo, yaşın yapay zekanın günlük yaşam ve iş süreçlerine ne ölçüde dahil edildiğinde de önemli bir faktör olduğunu ortaya koyuyor.
İş ve özel yaşamda yapay zeka kullanım alanları
Yapay zekanın iş yaşamındaki kullanım alanlarına bakıldığında, en çok araştırma, inovasyon ve veri analizi için tercih edildiği görülüyor. Bu alanların toplam kullanım içindeki payı yüzde 52 ile ilk sırada yer alıyor. Karar verme ve strateji desteği yüzde 26, verimlilik ve iş akışı otomasyonu ise yüzde 22 oranında kullanılıyor. Bu sonuçlar, yapay zekanın iş dünyasında ağırlıklı olarak bilgiye ulaşma, analiz yapma ve karar süreçlerini destekleme amacıyla kullanıldığını gösteriyor. Satış, pazarlama, müşteri hizmetleri ve yönetsel uygulamalardaki kullanımı ise daha sınırlı kalıyor.

Yapay zekanın özel yaşamda kullanımına bakıldığında, okul çalışmaları ve öğrenme yüzde 38 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu yüzde 32 ile yaratıcılık ve içerik oluşturma takip ediyor. Sağlık ve iyilik hali desteği ile eğlence ise yaklaşık yüzde 29 oranında kullanılıyor. Bu sonuçlar, yapay zekanın kişisel yaşamda ağırlıklı olarak öğrenme, üretkenlik ve bireysel ihtiyaçlara destek olmak amacıyla kullanıldığını gösteriyor. Finansal yönetim, ev ve aile yönetimi ile arkadaşlık gibi alanlarda kullanım ise daha sınırlı kalıyor.

Türkiye’de yapay zeka kullanımı yaş ilerledikçe belirgin biçimde azalıyor. 18–24 yaş grubunda profesyonel kullanım yüzde 74, kişisel kullanım ise yüzde 80 ile en yüksek seviyeye ulaşıyor. 25–34 yaş grubunda bu oranlar sırasıyla yüzde 67 ve yüzde 72 seviyesinde. 35–44 ve 45–54 yaş gruplarında kullanım oranları yüzde 50’ler seviyesine gerilerken, 55 yaş ve sonrasında düşüş daha da belirginleşiyor. 65 yaş ve üzerindeki grupta profesyonel kullanım yüzde 12’ye, kişisel kullanım ise yüzde 21’e kadar iniyor. Tüm yaş gruplarında kişisel amaçlı yapay zeka kullanımı, profesyonel kullanımdan daha yüksek seyrediyor.

Türkiye’de yapay zeka kullanımı yaygınlaşıyor, ancak kullanım biçimleri farklılaşıyor
Araştırmanın tüm bulguları birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de yapay zeka kullanımının yaygınlaştığı ancak kullanım sıklığı, amacı ve kapsamının farklı gruplara göre değiştiği görülüyor. Dünya genelindeki eğilime benzer şekilde, Türkiye’de de yapay zeka kullanımı gençler ve yüksek sosyo-ekonomik statüye sahip gruplarda daha yüksek seviyede. Yaş ilerledikçe ise kullanım belirgin biçimde azalıyor.
İş yaşamında yapay zeka daha çok araştırma, analiz ve karar süreçlerine destek olmak amacıyla kullanılırken, özel yaşamda öğrenme, içerik üretimi ve kişisel ihtiyaçlara destek öne çıkıyor. Bu sonuçlar, yapay zeka kullanımını yalnızca “kullanıyor” veya “kullanmıyor” şeklinde değerlendirmenin yeterli olmadığını gösteriyor. Asıl farklılık, yapay zekanın ne sıklıkta kullanıldığı, hangi amaçlarla tercih edildiği ve günlük yaşam ile iş süreçlerine ne ölçüde dahil edildiğinde ortaya çıkıyor. Önümüzdeki dönemde bu kullanım alışkanlıklarının nasıl değişeceği, yapay zekanın toplumdaki yerini anlamak açısından önemli olacak.
WIN Yapay Zeka Endeksi nedir?
Yapay zekaya karşı tutumu ölçen ifadeler üzerinden çok değişkenli analizlerle oluşturulan WIN Dünya Yapay Zeka Endeksi, altı tutum faktörü ile kullanım göstergesini bir araya getiriyor. Yapay Zeka Endeksi’nin temelini oluşturan tutum ifadelerinin altında toplandığı 6 faktör şöyle sıralanıyor:
- Kullanım, yapay zeka araçlarının bilinçli kullanım sıklığını
- Kabul, teknolojinin ne ölçüde kabul edilebilir bulunduğunu
- Güven, bilgi doğruluğu, kişisel veri güvenliği ve yanlış bilgi endişelerini
- Kullanılabilirlik, araçların kullanıcı dostu ve erişilebilir olmasını
- İlgi, yeni teknolojileri takip etme ve deneme eğilimini
- Verimlilik, sanal asistan ve sohbet uygulamalarının üretkenliğe katkısını
- Konfor, yapay zekaya karşı duyulan rahatlığı ifade ediyor.
Endeks skoru 0 ile 100 değerleri arasında değişiyor.
Araştırmanın metodolojisi
Araştırma, Türkiye NUTS1 bölgesel nüfus yapısını temsil niteliğine sahip örneklemde, random olarak seçilen 775 kişi ile CATI görüşmeleri yöntemiyle yapıldı.
