
COP31 Türkiye Araştırması: Adını duyan çok, ne olduğunu bilen az…
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bu dönemde, toplumun beklentileriyle iş dünyasının hazırlığı arasındaki mesafe dikkat çekiyor. Kuantum Araştırma’nın Marketing Türkiye için gerçekleştirdiği COP31 Türkiye Araştırması, iklim gündemini hem toplum hem de işletmeler nezdinde ele alarak kapsamlı bir analiz sunuyor. Farkındalıktan satın alma davranışına, marka güveninden şirketlerin eylem kapasitesine uzanan bulgular, sürdürülebilirlikte aşılması gereken eşikleri de ortaya koyuyor.
COP zirveleri, ülkelerin ortak geleceğe ilişkin sorumluluklarını müzakere ettiği en önemli buluşmalar arasında yer alıyor. Bu yıl 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, Türkiye’yi bu müzakerelerin merkezine taşıyacak.
Peki, zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanırken toplum ve işletmeler bu gündemin neresinde duruyor? Marketing Türkiye için Kuantum Araştırma’nın gerçekleştirdiği COP31 Türkiye Araştırması, bu soruya her iki kesimin verileriyle yanıt arıyor. Toplum ayağında katılımcıların yüzde 88,3’ü iklim değişikliği ve çevreyi önemli bulurken, COP31’i detaylı bildiğini veya takip ettiğini söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 3’te kalıyor.
İşletmeler ayağında ise katılımcıların yüzde 66,2’si, tüketicinin sürdürülebilirlik önceliklerine ilişkin soruya “hiçbiri ya da bilmiyorum” yanıtını veriyor. Somut eylem planlamayan işletmelerin yüzde 93,3’ünün yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtmesi de iş dünyasında beklentiyi aksiyona dönüştürecek bilgi ve karar altyapısındaki boşluğa işaret ediyor.
Tüketici verileri, marka evrenine de dikkatle okunması gereken mesajlar veriyor. Sürdürülebilirliği seçim sebebi olarak görenlerle bu yönde satın alma yaptığını belirtenler arasındaki 20,8 puanlık fark, olumlu tutumu davranışa dönüştürmenin başlı başına bir mesele olduğunu gösteriyor. Geri dönüşüm, yenilenebilir enerji ve ambalaj azaltımı marka algısında güçlü karşılık bulurken, sayısal hedefe bağımsız doğrulama eklenmesi, 17,7 puanlık olumlu bir fark yaratıyor. Markaların önünde, tüketicinin duyarlılığını anlamaktan başlayıp somut eylem ve güvenilir kanıtla ilişki kurmaya uzanan bir yol haritası duruyor…
Zirvenin adı duyuluyor, içeriği bilinmiyor

Katılımcıların yüzde 38,5’i COP31’i duyduğunu, yüzde 21,9’u en azından genel olarak bildiğini belirtiyor. Detaylı bilgi sahibi olduğunu veya zirveyi takip ettiğini söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 3. Buna karşılık zirvenin Antalya’da yapılacağını bilenlerin yüzde 30,2’ye ulaşması, ev sahibi şehir bilgisinin içerikten daha yaygın olduğunu gösteriyor.
