
Dünyanın en önemli sağlık sorunu, kanser değil ruh sağlığı
İnsanlar çağın gereklerine uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da daha uzun, daha dinç ve kaliteli bir yaşam sürme bilincini hiç olmadığı kadar hayatlarının merkezine taşıyor. Bireyler artık yalnızca fiziksel olarak yaş almamayı değil, hücresel düzeyde yenilenmeyi ve genç kalmayı hedefliyor. Bu arayış sürerken, küresel sağlık haritasında ortaya çıkan sonuçlar da ezber bozuyor. Ipsos’un 30 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırrını arayan insanların, en büyük tehdit olarak gördükleri kanseri bile geride bırakarak ilk sıraya ruh sağlığını yerleştirdiğini ortaya koyuyor.
Sağlıklı yaşam bilincinin profesyonel ortamlardan günlük sohbetlere kadar konu edilerek zirveye ulaştığı bu dönemde, zihinsel iyi oluşun (well-being) bedensel sağlıktan ayrılamayacağı gerçeği bilimsel rakamlarla da ortaya çıkıyor. Türkiye’nin de içinde olduğu 30 ülke genelinde bireylerin en önemli sağlık sorunu olarak ruh sağlığını işaret ettiği, ardından kanserin geldiği bu tablo, geleceğin sağlık ve yaşam stratejilerine yepyeni bir yön tayin ediyor.
“Sağlığım için daha fazlasını yapmalıyım”
Sağlıklı yaşam konusunda bireyler hem fiziksel hem de zihinsel sağlıkları için daha fazlasını yapmaları gerektiğinin farkında. Türkiye’de her 10 kişiden 8’i hem fiziksel (yüzde 82) hem de zihinsel (yüzde 82) sağlığı için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini düşünüyor. Ayrıca Türkiye’de bireylerin yüzde 67’si zihinsel ve fiziksel sağlığın eşit derecede önemli olduğunu düşünüyor.

En büyük sorun ruh sağlığı
30 ülke ortalamasında ruh sağlığı, yüzde 45 ile kanseri geride bırakarak en önemli sağlık sorunu olarak görülüyor. Ruh sağlığını yüzde 41 ile kanser, yüzde 31 ile de stres takip ediyor.

Türkiye’de bireylerin yüzde 41’i kendisini hiçbir şeyle başa çıkamayacak kadar stresli hissediyor. Bu oram, 30 ülkenin ortalaması olan yüzde 31’in üzerinde yer alıyor. Ayrıca yine Türkiye’de yaşayan bireylerin yaklaşık yarısı, günlük yaşamını etkileyecek düzeyde stres yaşadığını ifade ediyor.

“Zihinsel iyi oluş giderek daha fazla önem kazanıyor”

Ipsos‘un Türkiye Synthesio ve Sağlık Araştırmaları Hizmet Birimi Lideri
Araştırma sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan Ipsos‘un Türkiye Synthesio ve Sağlık Araştırmaları Hizmet Birimi Lideri Özlem Bulut Sönmez Yalçın, şu ifadeleri kaydetti:
“Hem Türkiye’de hem de dünyada bireylerin büyük çoğunluğu sağlıkları için daha fazlasını yapmaları gerektiğini düşünüyor. Bu farkındalık, yalnızca fiziksel sağlığa değil; zihinsel iyi oluşa, yaşam kalitesine ve sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik ilginin de hızla arttığını gösteriyor. Longevity kavramının giderek daha fazla konuşulması da bu değişimin önemli bir yansıması. İnsanlar artık yalnızca daha uzun yaşamayı değil, yaşamlarının her dönemini daha sağlıklı ve kaliteli geçirmeyi hedefliyor.
Bu yeni dönemde sağlık, bireyin günlük yaşamında aldığı kararlarla şekilleniyor. Beslenmeden uyku düzenine, stres yönetiminden fiziksel aktiviteye kadar pek çok alışkanlık, sağlığın ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Özellikle zihinsel iyi oluşun giderek daha fazla önem kazanması, fiziksel ve ruhsal sağlığın birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.
Bu dönüşüm, markalar ve sağlık ekosistemi için de yeni sorumluluklar anlamına geliyor. Tüketiciler artık yalnızca ürün ya da hizmet değil; bilimsel temellere dayanan güvenilir bilgi, kişiselleştirilmiş deneyimler ve uzun vadeli sağlık hedeflerine katkı sağlayacak çözümler bekliyor. Bu nedenle markaların bireylerin dünyasını samimiyetle anlaması, ihtiyaçlarını doğru okuyarak yaşam kalitelerini artıracak alanlarda gerçek değer yaratması kritik önem taşıyor. Artık rekabet, daha iyi ürün üretmekten çok, insanların daha iyi yaşamasına katkı sağlayan bir ekosistem kurabilmekte yatıyor.
Nitekim bu yaklaşımın izleri birçok sektörde görülüyor. Kozmetik şirketleri, geleneksel güzellik vaatlerinden uzaklaşarak cilt mikrobiyomu ve hücresel onarım gibi alanlara yatırım yapıyor; gıda şirketleri için artık «organik» olmak yeterli değil, fonksiyonel gıdalar ve performans odağını güçlendiriyor. Otomotiv markaları bile sürücülerin anlık stres ve nabız verilerini analiz ederek araç içi deneyimi kişinin iyi oluşunu destekleyecek şekilde yeniden tasarlıyor. Tüm bu örnekler, sağlığın artık belirli sektörlere ait bir alan olmaktan çıkıp farklı endüstrilerin ortak değer önerisinin merkezine yerleştiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olanlar ise tüketiciyi yalnızca daha fazlasını yapmaya teşvik eden değil; onun ihtiyaçlarını anlayan, güven veren ve sürdürülebilir davranış değişimini destekleyen markalar olacak.”
Araştırmanın metodolojisi
Ipsos Global Trendler: Bu sonuçlar, Ipsos’un Global Advisor çevrim içi platformu üzerinden 23 Mayıs – 6 Haziran 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 43 ülkeli araştırmaya dayanmaktadır. Araştırma kapsamında; Kanada, İrlanda Cumhuriyeti, Güney Afrika, Türkiye ve ABD’de 18-74 yaş, Tayland’da 20-74 yaş, Singapur’da 21-74 yaş ve diğer tüm ülkelerde 16-74 yaş aralığındaki toplam 33.083 yetişkin ile görüşülmüştür.
Ipsos İyi Yaşamın Anatomisi: Bu araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemleri ile sosyal dinleme analizinin entegre edildiği bir metodolojiyle gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma kapsamında Ipsos Digital (IDP) platformu üzerinden çevrim içi anket uygulanmış ve Türkiye genelinde 18-65 yaş aralığındaki farklı demografik ve sosyoekonomik gruplardan toplam 1.200 kişi ile görüşülmüştür. Nitel araştırma kapsamında 169 katılımcı ve 5 uzman ile derinlemesine görüşmeler ve çevrim içi topluluk sohbetleri gerçekleştirilmiştir. Sosyal dinleme analizinde ise iyi yaşam temasına ilişkin 1 Ağustos 2022 – 31 Temmuz 2025 tarihleri arasındaki çevrim içi tüketici konuşmaları incelenmiştir. Araştırmanın veri toplama süreci Eylül – Kasım 2025 döneminde tamamlanmış, analiz ve raporlama çalışmaları ise Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Ipsos Sağlık Monitörü: Bu sonuçlar, Ipsos’un Global Advisor çevrim içi platformu ve Hindistan’da IndiaBus platformu üzerinden 25 Temmuz – 8 Ağustos 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 30 ülkeli araştırmaya dayanmaktadır. Araştırma kapsamında; Hindistan’da 18 yaş ve üzeri, Kanada, İrlanda Cumhuriyeti, Malezya, Güney Afrika, Türkiye ve ABD’de 18-74 yaş, Tayland’da 20-74 yaş, Endonezya ve Singapur’da 21-74 yaş ve diğer tüm ülkelerde 16-74 yaş aralığındaki toplam 23.172 yetişkin ile görüşülmüştür.
Çalışanların yüzde 64’ü onaylanmamış yapay zeka araçlarını kullanıyor
