
Dijital ittifaklar çağında Türkiye: Fırsatlar ve riskler…
The TECH Summit’te TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak ve Nokia Türkiye Ülke Müdürü Erensoy Bilgin küresel güç dengelerinin dijitalleşme, veri ve teknoloji sahipliği üzerinden yeniden şekillendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin hibrit konumuyla hem doğu hem batı arasında stratejik bir köprü olma potansiyeline vurgu yapılırken, yeni dönemde rekabetin dijital iş birlikleri üzerinden kurulacağı ifade edildi.

Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te teknoloji, pazarlama ve iş dünyasının dönüşüm gündemi sahneye taşındı.
The TECH Summit’in 3. gününde TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak ve Nokia Türkiye Ülke Müdürü Erensoy Bilgin “Dijital İttifaklar Çağında Türkiye: Fırsatlar ve Riskler” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Milliyet Silikon Vadisi TV Programı Yapımcı ve Sunucusu & Öğretim Görevlisi Dinçer Karaca ise oturumun moderatörlüğünü üstlendi.
Konuşma, küresel güç dengelerindeki değişimin artık ekonomik büyüklükten ziyade dijitalyet, teknoloji sahipliği ve veri gücü üzerinden şekillendiğini vurgulayarak başladı. 1948’den itibaren dünya ticaretindeki tek yönlü sistemin (ABD merkezli ekonomik düzen ve SWIFT tabanlı finans sistemi) artık kırılmakta olduğu, ABD ile Çin arasındaki rekabet sayesinde küresel bloklaşmanın hızlandığı ifade edildi. Bu bölünmenin yalnızca siyasi değil; aynı zamanda dijital ekosistemler üzerinden gerçekleştiği aktarıldı: ABD Big Tech (Google, Meta, Amazon) bir tarafta, Çin’in kendi platformları (Alibaba, Tencent, ByteDance) diğer tarafta alternatif bir dijital evren yarattı.
Bu iki kutuplu dijital düzenin ülkeleri seçim yapmaya zorlamasına karşın artık çok kutuplu ve çok katmanlı dijital ittifakların ortaya çıktığı belirtildi. Ülkelerin artık askeri veya siyasi ittifaklardan çok teknoloji ortaklıkları üzerinden konumlandığını vurgulandı. Örneğin Hindistan’ın hem ABD hem Çin şirketleriyle aynı anda çalışabildiği, Endonezya’nın tedarik zincirinde iki tarafa da açık bir konum alabildiği, yeni dönemin esnek iş birliği modellerine işaret edildi. Bu yapının, devletler ve şirketler için yeni bir rekabet ve ortaklık oyun alanı yarattığı ifade edildi.
Türkiye, hem doğu hem de batıyla uyumlu hibrit bir oyuncu
Türkiye’nin konumuna gelindiğinde, ülkenin genç nüfusu, coğrafi avantajları, güçlü üretim kabiliyeti ve yatırım çeken teknoloji ekosistemi sayesinde dijital ittifaklar çağında kritik bir köprü ülke olma potansiyeli taşıdığı anlatıldı. Ayrıca Türkiye’nin hem Avrupa veri yasalarına uyum sağlama hem de Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri gibi yükselen pazarlarla entegrasyon kurma kapasitesinin ülkeyi hem doğu hem batı ile uyumlu hibrit bir dijital oyuncu hâline getirdiği belirtildi. Şirketlerin bu dönemde yalnızca ürün ve ihracatla değil, aynı zamanda dijital servisler, veri hizmetleri, teknoloji iş birlikleri ve inovasyon üzerinden rekabet etmesi gerektiği ifade edildi.
Oturumun son bölümünde, ülkelerin dijitalleşme düzeyine göre ekonomik sıçrama yapabildiği örneklerle açıklandı. Polonya’nın veri-ekonomisi odaklı büyüme modeli, Güney Kore’nin teknoloji yatırımlarına dayalı yükselişi ve Singapur’un küresel dijital ticaret üssüne dönüşmesi örnek gösterildi.
Türkiye’nin de benzer bir sıçrama yapabilmesi için dijital stratejisini regülasyon, teknoloji yatırımı, veri ekonomisi ve uluslararası iş birlikleri ekseninde yeniden kurgulaması gerektiği vurgulandı. Oturum, “Bu çağ artık dijital ittifaklar çağı; güç, ittifak kurabilende” mesajıyla sona erdi.
