
Yapay zekanın aydınlık ve karanlık yüzü
Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te, insan ve yapay zeka entegrasyonunun geleceğini şekillendirecek Co-Pilot, Sentor ve Cyborg modelleri detaylandırıldı. Uzmanlar, asıl rekabet avantajını teknolojiyi insan kapasitesini artıran bir araç olarak konumlandırıp dengeyi kurabilen kurumların elde edeceğini vurguladı.
Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’in ilk gününde Expereince Powered Future sahnesinde “Pazarlamada Dualite Çağı: Yapay Zekanın Aydınlık ve Karanlık Yüzü” oturumunda, B.Ü. Director of Information Systems Research Center Co-Founder of SML Prof. Dr. Aslıhan Nasır İşler ve B.Ü. Vice Director of Information Systems Research Center Co-Founder of SML Prof. Dr. Hande B.Türker konuşmacı olarak yer aldı.

Panelde; yapay zeka ile insanın birlikte çalıştığı üç temel model ele alınmış, iş dünyası ve toplum açısından doğacak etkiler kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. İlk model olan Co‑Pilot Modeli, karar mekanizmasının insanda kaldığı, yapay zekanın ise yalnızca öneri ve operasyonel destek sunduğu bir yaklaşımı temsil eder. Kritik sektörlerde —özellikle hukuk ve güvenlik alanlarında— insan kontrolünün korunmasının gerekliliği vurgulanmıştır. İkinci model olan Sentor Modeli, insan sezgisi ve yaratıcılığını; yapay zekanın hesaplama gücü ve örüntü tanıma becerileriyle eşleştiren hibrit bir yapıyı işaret etmektedir.
2025 yılı uluslararası konferanslarında bu model, karar süreçlerinin hem insan hem de yapay zeka tarafından paylaşıldığı yeni bir standart olarak sunulmuştur. Üçüncü model olan Cyborg Modeli ise fiziksel ve bilişsel kapasitenin insan‑makine entegrasyonuyla artırıldığı geleceğe işaret eder. Bu aşamada yapay zeka sistemlerinin insanın ayrılmaz bir uzantısına dönüşebileceği belirtilmiştir.
Yapay zekada yeni eşik: Etik ve regülasyon
Panelin ikinci bölümünde, yapay zeka yatırımlarının hızla artmasıyla birlikte etik, güvenlik ve düzenleme başlıklarının kritik önem kazandığı ifade edilmiştir. Algoritmik adalet, kişisel veri mahremiyeti, şeffaflık ve açıklanabilirlik ilkeleri; işe alımdan kredi skorlama sistemlerine kadar geniş kapsamlı uygulamalarda kurumların uyması gereken temel standartlar olarak tanımlanmıştır. Avrupa Birliği’nin 2024’te kabul ettiği Yapay Zeka Yasası’nın; kabul edilemez, yüksek, sınırlı ve düşük risk kategorileri üzerinden tüm yapay zeka sistemlerini düzenleyeceği ve 2027 itibarıyla AB pazarında zorunlu hale geleceği vurgulanmıştır. Bu kapsamda şirketlerin risk haritalaması yapması, veri kalitesini güvence altına alması ve insan gözetimini süreçlere entegre etmesi gerekmektedir.
Yapay zeka değil, denge kazandırıyor
Panel, teknolojinin insanın hizmetinde olduğu bir gelecek vizyonunun altını çizerek; rekabet avantajının yalnızca yapay zekaya yatırım yapan değil, insan ve teknolojiyi dengeli şekilde birleştiren kurumlarda olacağı yönündeki değerlendirmeyle tamamlanmıştır. Jeffrey Hinton’ın teknolojinin kontrolünü kaybetmeme yönündeki uyarısı da bu çerçeveye referans olarak sunulmuştur.
Stratejik çıkarımlar:
Bu panel, insan–makine entegrasyonunun gelecekte alacağı üç farklı modeli tanımlayarak, kurumların yapay zekayı nerede ve nasıl konumlandırması gerektiğine dair yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır. Hibrid zeka sistemlerinin yükselişi, karar mekanizmalarında insan ve yapay zekâ rollerinin dikkatle ayrıştırılması gerektiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra yapay zeka yasalarıyla birlikte etik uyumun işletmeler için kaçınılmaz olduğu, risk yönetimi, şeffaflık, veri kalitesi ve insan gözetiminin stratejik öncelikler haline geldiği anlaşılmaktadır. Gelecekte rekabet avantajını, teknolojiyi insan kapasitesini artıran bir araç olarak konumlandırabilen kurumlar elde edecektir.
