
Türkiye’de üretken yapay zeka kullanım oranı ne?
Dijital dönüşüm tüm dünyada hızlanırken, internet altyapısına erişim ve üretken yapay zeka (YZ) kullanımı konusundaki eşitsizlikler Türkiye’nin dijital kapsayıcılık tablosundaki eksiklikleri gözler önüne seriyor. Susam Bülten‘de yer alan veriler, Türkiye’de hem kent ile kırsal arasında internete erişim farkının yüksek olduğunu hem de yapay zeka kullanımında yaşa ve statüye bağlı ciddi bir ayrışma bulunduğunu ortaya koyuyor.
Dijital dönüşüm hız kazandıkça asıl tartışma artık teknolojinin varlığından çok, kimin hangi altyapıyla ve hangi düzeyde erişebildiği sorusuna odaklanıyor. İnternet bağlantısındaki bölgesel eşitsizlikler ile üretken yapay zeka kullanımındaki yaş, eğitim ve gelir farkları birlikte okunduğunda, Türkiye’nin dijital kapsayıcılık tablosu daha net ortaya çıkıyor.
Kırsal ve kent arasında internet uçurumu
2025 verileri, birçok ülkede internet erişiminin yerleşim tipine göre hala belirgin biçimde farklılaştığını gösteriyor. Buna karşın bazı ülkelerde fark neredeyse ortadan kalkmış durumda. İrlanda, Danimarka ve Hollanda’da hem kırsal hem de kentsel bölgelerde internet bağlantı oranı yüzde 99’un üzerinde. İsviçre, Lüksemburg ve Norveç’te de yerleşim tipine bağlı erişim farkı yalnızca yaklaşık yüzde 1 seviyesinde.
Türkiye’de ise tablo daha eşitsiz. Verilere göre kentleşme derecesine göre internet erişim farkı 17 puanın üzerinde. Yaklaşık 86,1 milyonluk nüfusun yüzde 67,5’inin yaşadığı yoğun kentlerde internet erişimi yüzde 93’e ulaşırken, orta yoğunluklu kentlerde bu oran yüzde 88. Nüfusun yüze 16,8’inin yaşadığı kırsal bölgelerde ise internet erişimi yaklaşık yüzde 76 düzeyinde kalıyor.

Yapay zeka kullanımı hızla yayılıyor
OECD’nin 2025 verilerine göre, üretken yapay zeka araçları hızla gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş durumda ve OECD genelinde bireylerin üçte birinden fazlası bu araçları kullanıyor. Ancak kullanım oranları toplumun tüm kesimlerinde aynı değil.
Ancak yaş grupları arasındaki kullanım farkı 53,6 puanla devasa bir boyutta. Benzer şekilde, eğitim düzeyi ve gelir durumuna göre de yaklaşık 21 puanlık bir ayrışma görülürken, cinsiyet farkı sadece 4,2 puanla görece sınırlı kalıyor.

Öğrencilerin yüzde 52,4’ü üretken yapay zeka kullanıyor
Türkiye verileri de yaş farkını açık biçimde yansıtıyor. 2025’te 16–74 yaş grubunda üretken yapay zeka kullanım oranı yüzde 17,2 olarak ölçülüyor. 16–24 yaş arasındaki gençlerde bu oran yüzde 38,5’e ulaşıyor. Öte yandan, 55–74 yaş grubundaki bireylerin yalnızca yüzde 1,8’i bu teknolojiden faydalanıyor.
Öğrenciler özelinde bakıldığında, Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 52,4’ünün üretken yapay zeka araçlarını kullandığı ve bu oranın ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu görülüyor. Buna rağmen bu oran, OECD ortalamasının altında kalıyor. OECD genelinde 16 yaş ve üzerindeki öğrencilerin yaklaşık dörtte üçü üretken yapay zeka kullandığını belirtiyor.

Şirketlerin adaptasyonu hızlanıyor
Yapay zeka kullanımındaki artış yalnızca bireylerle sınırlı değil. Şirketler de bu teknolojiyi giderek daha hızlı benimsiyor. 10 veya daha fazla çalışana sahip OECD firmalarının yapay zeka kullanım oranı 2023’te yüzde 8,7 iken, bu oran 2024’te yüzde 14,2’ye ve 2025 itibarıyla yüzde 20,2’ye yükselmiş durumda. Veriler, yapay zeka kullanımının şirketler arasında da hızla yaygınlaştığını gösteriyor.
Kaynak: Susam Bülten
