
Yalnızlar kalabalıklaşıyor: Türkiye’de tek kişilik hane sayısı 10 yılda yüzde 66,5 yükseldi
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 itibarıyla yalnız yaşayanların sayısı 5 milyon 523 bini aştı. Tek kişilik hanelerin en yoğun olduğu il İstanbul olurken, büyükşehirler toplamda yalnız yaşayanların yarıdan fazlasını barındırıyor.
Türkiye’de hane yapısı dönüşmeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla tek kişilik hane halkı sayısı 5 milyon 523 bin 321 kişiye ulaştı. Böylece son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısında yüzde 66,5’lik dikkat çekici bir artış kaydedildi.
Toplam hane halkı sayısının 26 milyon 977 bin 795 olarak belirlendiği Türkiye’de, tek başına yaşayanların sayısındaki yükseliş özellikle Kovid-19 salgınının etkili olduğu yıllarda hız kazandı. 2020’de yalnız yaşayanların sayısı 4 milyon 404 bin 997, 2021’de ise 4 milyon 781 bin 600 olarak kaydedildi. Sonraki yıllarda da artış eğilimi devam etti ve 2025’te rakam 5,5 milyonun üzerine çıktı.
Yalnız yaşayanların adresi: Büyükşehirler
Verilere göre, tek kişilik hanelerin en yoğun olduğu il 981 bin 614 kişiyle İstanbul oldu. İstanbul’u 400 bin 484 kişiyle Ankara, 375 bin 380 kişiyle İzmir, 206 bin 905 kişiyle Antalya ve 192 bin 914 kişiyle Bursa izledi. Adana, Mersin, Konya, Balıkesir ve Kocaeli de tek kişilik hanelerin yoğunlaştığı iller arasında yer aldı.
Bu 10 büyükşehirde yaşayan tek kişilik hane sayısı 2 milyon 768 bin 625’e ulaştı. Bu rakam, Türkiye’de yalnız yaşayanların yarıdan fazlasının büyükşehirlerde hayatını sürdürdüğünü gösteriyor.
Öte yandan, tek kişilik hane sayısının en düşük olduğu iller 6 bin 128 ile Bayburt, 7 bin 157 ile Ardahan ve 8 bin 274 ile Hakkari olarak kayıtlara geçti.
Bu dönüşüm nasıl okunmalı?
Tek başına yaşam oranındaki artış, sadece demografik bir trend olmaktan çıkıp sosyal yaşamın yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Kentleşme, bireyselleşme ve modern yaşam tarzlarının etkisiyle birlikte yalnız yaşayanların sayısı yükselirken, hane halkı yapısı da giderek daha çeşitli bir görünüm alıyor.
Tek kişilik haneler; satın alma kararlarında daha bireysel, deneyim odaklı ve esnek tercihlerle öne çıkıyor. Ürün boyutundan fiyatlandırmaya, iletişim dilinden kullanım senaryolarına kadar pek çok başlıkta “paylaşan kalabalıklar” yerine “kendi ritmini kuran bireyler” merkeze alınıyor.
Öte yandan yalnızlık, markalar için yalnızca bir risk alanı değil; doğru okunduğunda güçlü bir bağ kurma fırsatına da dönüşüyor. Empati temelli iletişim, kişiselleştirilmiş deneyimler ve bireyin gündelik hayatını kolaylaştıran çözümler, bu yeni hane yapısıyla duygusal temas kurmanın anahtarı olarak öne çıkıyor.
