
Perakendede büyüme mağaza sayısıyla değil, “doğru lokasyonla” ölçülüyor
Pandemi sonrası dönemde hızla artan mağaza açılışları, perakende dünyasında yeni bir sorgulamayı beraberinde getirdi. Birçok marka, kısa sürede açtığı mağazaları aynı hızla kapatmak zorunda kalırken; fiziksel varlığını sürdürmeye devam eden markalar ise artık daha temkinli, daha seçici ve daha sabırlı bir strateji izliyor. Hedef büyümek değil; doğru yerde, doğru zamanda ve doğru deneyimle var olmak.
2025 verileri bu dönüşümün sinyallerini net biçimde ortaya koyuyor. ABD ve İngiltere’de perakende kiraları geçen yıl yalnızca yüzde 2 artarak son 10 yılın en yavaş yükselişini kaydederken; mağaza kapanışları, 2021’den bu yana ilk kez açılışların önüne geçti. Uzmanlara göre plansız genişleme ve hızlı geri çekilmeler, fiziksel mağazayı bir güven unsuru olmaktan çıkarıp marka itibarı ve finansal performans açısından riskli bir alana dönüştürüyor.
Hız, yerini seçiciliğe bırakıyor
Fiziksel mağazacılığa daha temkinli yaklaşan markalardan biri de gözlük markası Jimmy Fairly. Avrupa’nın birçok noktasında 160’tan fazla mağazası bulunan marka, ABD pazarına girmek için yıllarca bekledi. Online satışları uzun süredir güçlü seyretmesine rağmen, markanın New York’taki ilk mağazası ancak Aralık ayında, Nolita’da açıldı. Jimmy Fairly’nin Kurucusu ve Başkanı Antonin Chartier, bu tercihin bilinçli bir stratejinin sonucu olduğunu vurguluyor: “Yeterince güçlü olduğumuzdan emin olmak istedik. Doğru lokasyon, doğru ekip ve yeterli kaynak için üç yıl bekledik.”
Bu yaklaşım, pandemi sonrası dönemde ABD’li tüketicilerin harcamaya devam etmesiyle fiziksel mağaza ağını hızla genişleten birçok marka için dikkat çekici bir karşı örnek oluşturuyor. Zara, Uniqlo, Loro Piana ve Coach gibi markalar bu dönemde agresif bir büyüme stratejisi izlerken, bugün tablo değişmiş durumda.
Fiziksel mağazacılıkta geri çekilme dönemi
2024 yılında ABD ve İngiltere’de kapanan mağaza sayısı, açılan mağaza sayısını yüzde 50’den fazla aştı. Claire’s’in iflas sonrası yüzlerce mağazasını kapatması, Torrid, Signet Jewelers ve Macy’s gibi perakendecilerin küçülmeye gitmesi bu tablonun öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. Benzer bir daralma küresel ölçekte de hissediliyor. H&M 2025’te dünya genelinde 200 mağaza kapatacağını açıklarken; Gucci, Loewe, Tiffany ve Cartier gibi lüks markalar Çin’deki ikinci ve üçüncü seviye şehirlerden çekilmeye başladı. Gucci’nin Los Angeles Melrose Place’te yalnızca iki yıl önce açtığı mağazayı kapatması da bu yeniden yapılanmanın sembol adımlarından biri oldu.
Uzmanlara göre bu hızlı açılış ve kapanış döngüsü, tüketici nezdinde markanın istikrar algısını zedeliyor. Fiziksel mağazaların güven, süreklilik ve prestij vaat etmesi gerekirken; yanlış lokasyon ve erken kapanışlar bu algıyı tersine çevirebiliyor. Üstelik artan kira ve mağaza kurulum maliyetleri düşünüldüğünde, hatalı bir mağaza yatırımı ciddi finansal kayıplara da yol açıyor.
Yanlış yerde olmaktansa hiç olmamak daha iyi
Perakende analistlerine göre artık kritik soru “Hangi cadde?” değil, “Caddenin tam olarak neresinde?” sorusu. Doğru sokak, doğru vitrin cephesi, doğru yaya trafiği ve doğru komşu markalar her zamankinden daha belirleyici.
Jimmy Fairly ekibi de New York mağazası için haftalarca SoHo ve çevresindeki sokakları analiz ederek, yaya trafiği en yüksek olan Spring Street’te karar kıldı. Markanın mağazası; Madhappy ve Aimé Leon Dore gibi hedef kitlesiyle örtüşen markaların bulunduğu bir mikro lokasyonda konumlandı.
Uzmanlar, bu düzeyde detaylı lokasyon analizinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü yanlış bir mağaza yatırımı, hiç mağaza açmamaktan daha büyük bir risk haline gelmiş durumda.
Kutuplaşan ekonomi, kutuplaşan perakende…
Perakende gayrimenkul piyasasındaki dönüşüm, gelir dağılımındaki kutuplaşmayı da yansıtıyor. ABD’de en yüksek gelir grubundaki yüzde 10’luk kesim, toplam tüketim harcamalarının neredeyse yarısını gerçekleştiriyor. Bu durum, markaları yüksek harcama potansiyeline sahip sınırlı ve pahalı lokasyonlara yönlendiriyor.
Boşalan büyük mağazalar, eski alışveriş merkezleri ve zincir market alanları teoride cazip görünse de, çoğu moda ve yaşam tarzı markası bu alanlara mesafeli yaklaşıyor. Talep hala lüks alışveriş merkezleri ve yüksek gelirli mahallelerde yoğunlaşıyor. Bu da rekabeti azaltmak yerine daha da kızıştırıyor.
Uzmanlara göre çözüm, atıl kalan büyük alanların yeniden işlevlendirilmesinde yatıyor. Eğlence, deneyim ve sosyalleşme odaklı yeni konseptler, bu alanları yeniden cazibe merkezine dönüştürebilir. Nitekim Netflix’in ABD’de eski bir büyük mağazayı deneyim alanına dönüştürmesi, bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bugünün perakende dünyasında fiziksel mağaza artık yalnızca satış noktası değil; markanın duygusal bağ kurduğu bir deneyim alanı olarak konumlanıyor. Bu nedenle uzmanlara göre mağaza stratejileri yalnızca kârlılık tablolarına göre değil, uzun vadeli marka algısı ve deneyim hedefleri doğrultusunda şekillenmeli.
Jimmy Fairly’nin kurucusu Chartier bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Perakendede başarıyı sadece rakamlar belirleyemez. Fiziksel mağaza, duygular yarattığında ve güçlü bir deneyim sunduğunda anlam kazanır.”
Kaynak: Business of Fashion
“Yılın İnovatif Ürünleri” araştırması için başvuru süreci devam ediyor…
