“İşi söverek değil severek yapıyoruz!”

Günseli ÖZEN

Bir hayalle başlar Kilim Mobilya’nın hikayesi. Adını Kilim koyarlar çünkü Anadolu’dur, yaşanmışlıktır ve her bir motifi bir dileğin, bir özlemin…
PAYLAŞ

Bir hayalle başlar Kilim Mobilya’nın hikayesi. Adını Kilim koyarlar çünkü Anadolu’dur, yaşanmışlıktır ve her bir motifi bir dileğin, bir özlemin vücut bulmuş halidir… Tıpkı markanın kurucusu Yayla Ailesi’nin hayal ettiği gibi.

Anadolu’nun girişimci iş adamla­rıyla ünlü şehrinde küçük bir marangoz atölyesinde başlar hikaye. Genç adam çok değil bir süre sonra kendi tezgahını kuracağı zana­atı yine aynı bölgeden mobilya sektörünün büyükleri arasında yer alan Boydakların o dönemki mütevazı tezgahında öğrenir. Çalışkanlığıyla bili­nir İsmail Yayla… Hani üstüne gün doğmayanlar­dan. Yer Kayseri, yıl 1976’dır. Bir hayalle başlar Kilim Mobilya’nın hikayesi. Adını Kilim koyarlar çünkü Anadolu’dur, yaşanmışlıktır ve her bir mo­tifi bir dileğin, bir özlemin vücut bulmuş halidir. Tıpkı Yayla ailesinin hayal ettiği gibi.

İletişim yapan bir marka Kilim, bu nedenle bir biçimiyle “bildik” varsaydıklarımdan. Ancak Kay­seri’ye gidip de üretim tesislerini görene kadar bilmediklerimin çok daha fazla olduğunu görüyorum. Kilim Mobilya toplam 180 bin metreka­resi kapalı olmak üzere dört ayrı tesiste entegre üretim yapıyor. Mağaza sayısı 250’ye yakın. Yurt dışına ihracat yapan Kilim’in kaynakları yerli ve milli. Yatırımlarına devam eden Kilim Mobilya’yı farklı kılan bir diğer özelliğinin kurumsallaşmayı benimsemiş olması olduğunu söylemek mümkün. O bildiğimiz Anadolu’nun bir türlü palazlanıp da iki kuşaktan ötesini göremeyen aile şirketlerin­den değil. Başarısında Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yayla’nın aile üyelerinden oluşan yönetim kuruluna şirketin yönetiminde profesyonellerle çalışma kararını aldırmasının etkili olduğunu söylemeden geçmeyelim.

Kilim’de öncelik kurumsallaşma

Kayserililer belli ki pek itibar ediyorlar. Yeni açılan Kemal Koçak restoranında Kilim yönetimiyle sohbet ediyoruz. Konu birlikte yönetim anlayışının nasıl icra edildiği.

Mesut Yiğit CEO olarak tüm icranın başında ve odağında satış-pazarlama var. Şükrü Yayla aileden ikinci kuşak ancak yönetim kurulundaki görevinin yanı sıra Kilim’in iletişim süreçlerini de yönetiyor. Cihan Şahin Şirketin üretim operasyonlarından sorumlu Genel Müdür.

Latife Şahin ise ürün ve müşteri deneyim kalitesinin artırılmasından sorumlu.

Uzun ve koyu sohbetten birkaç paylaşım;

➞ Uçtan uca yönetim anlayışı önemli. CEO ve Genel Müdür görev ve tanımlarının yapılmış olması gerekiyor. Bu yeni yönetim yaklaşımına pasif direnişler olmasına rağmen hızlı bir pazarda aksiyon olmak adına tüm gri alanlar aydınlatılmalı.

➞ Herkes tasarımdan üretime, satıştan servise kadar her aşamada sorumluluk üstlenmeli. Beğeni de yergi de tüm çalışanlardan gelebilir.

➞ Şikayet gelebilir mesele bu şikayeti nasıl yönettiğinizde. Marka sadakatini arttırmak üzere araştırmalar yapılıyor.

Kriz rahatlık tuzağının panzehri

➞ Sanayi üretimindeki sorunlarımızın nedeni teknoloji, değişimi dayattığında bazı sektörler buna ayak uyduramadı. Bizim sektörümüzde ihracat yapıp mağaza açan markalarsa gittikleri ülke vatandaşlarına değil o ülkede yaşayan Türklerin ihtiyaçlarına yönelik üretim yaptılar.

➞ İş gücünün niteliği ve bunların entegrasyonu konusunda sorunlarımız var. Üretim ve satış arasındaki kopukluk hâlâ pek çok sektörde devam ediyor. Bunun sebebi eğitim kalitemizde değil bir eğitim stratejimizin olmayışında. Ben elektronik mühendisi formasyonuna sahibim ancak CEO olmak için pek çok alanda yetkin olmam gerekliliğinin farkındalığıyla çeşitli alanlarda eğitim aldım ve hâlâ devam ediyorum.

➞ Eğer sık sık kriz çıkarsa şirketler rahatlık tuzağına düşmez. İşlerin iyi gittiği dönemlerde eğitim çağrısı yaptığımızda kimse gelmiyor oysaki krizde can kulağıyla dinleyip birlikte krizden çıkış arayışında oluyorlar.

➞ Endüstri 4.0 göz ardı edilemeyecek bir gelişme. Mobilya sektöründe 4.0 uygulamaları ilk kez Kilim kullanmaya başladı. Dışarıdan almak yerine ihtiyaçlarımıza doğrudan çözüm üreten bir anlayışla şirket içinde yazılım geliştiriyoruz.

➞ Geçmişte ay sonunda “ne ürettik, ne sattık” raporlarına bakan bir üst yönetim anlayışı vardı. Şimdiyse her gün karar alan yöneticilerin çağındayız. Bu nedenle teknoloji kullanımı çok önemli.

➞ Günümüzde mesele üretmek değil satış. Satışı çoğaltmanın yöntemi müşteri deneyimini gözlemlemekte ve veriler ışığında yönetmekte. Bu teknolojiyi işin odağına koyup insanı ıskalamak anlamına gelmemeli.

➞ Rekabet fiyat-iskonto üzerinden sürdürüldüğünden kâr marjı düşük. Kâr edilemeyince yatırım da yapılamıyor.

as
Mesut Yiğit

Bilime tutkulu bir adam

Kilim Mobilya’nın CEO’su Mesut Yiğit yaşama sevincini öğrenmekten alanlardan. İki ayrı dalda lisans eğitimi yapmış: Erciyes Üniversitesi Elektronik Mühendisliği ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi… Lisansüstünü Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde İş yönetimi ve Finans, doktorasını da Erciyes Üniversitesi’nde Ekonomi ve Finans dalında yapmış. Mesut Yiğit Hes Makine’de tasarım mühendisi olarak başladığı kariyerine yatak ve mobilya üretiminin tüm aşamalarında görev yaparak sektörde ihtiyaç duyulan pek çok yetkinliği edinmiş. CEO Mesut Yiğit’in oldukça geniş bir ilgi alanı var. Yönetim bilimleri, inovasyon, üretim sistemleri tasarımı, yalın üretim sistemleri, kalite yönetimi, ekonomi ve finans, matematiksel modelleme, yapay zeka ve yapay sinir ağlarıyla programlama üzerine yoğunlaşmış. Melikşah Üniversitesi’nde “Technology and Innovation Management”, Erciyes Üniversitesi Develi Meslek Yüksek Okulu Lojistik Bölümünde ve Abdullah Gül Üniversitesi’nde “Strategic Planning and Strategy Management” konularında gönüllü öğretim görevlisi olarak halen dersler veriyor. KALDER “Ulusal Kalite Hareketi Kalite Gönüllüsü – EFQM Denetçisi” olan Yiğit, TÜSİAD İnovasyon ve Teknoloji Çalışma Grubu’nun da üyesi. Ayrıca makine ve üretim sistemleri tasarımında 14 “Bireysel Patent” sahibi. Mesut Yiğit öğrenmeye hâlâ devam ediyor.

Sünger deyip geçmeyin afrodizyaklısı bile var!

Türkiye’nin en büyük sünger üretim tesislerinden biri Kilim mobilyanın. Teknolojisi karmaşık değilse de sünger kimyasallarını tercih edilen sertlikte bir araya getirmek uzmanlık gerektiriyor. Nedenini anlamadım ama beyazı ucuz bulunup gri süngerleri tercih ediyormuş Türkler. Sadece renk kombinasyonu değil ihraç ürünlerde karışımına papatya, argan ve hatta afrodizyaklısını isteyenler de varmış.

CEO Mesut Yiğit ile fabrikayı gezerken showroom’un bir kısmının Ar-Ge merkezine dönüştürülme çalışmaları devam ediyordu. Kilim’de tasarımın yanı sıra sünger gibi yarı mamul ürünlerinde daha pek çok yeniliğe tanıklık edeceğimiz izlemini edindim. Bekleyelim görelim…

PAYLAŞ