18 Mart Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Tolga Karaçelik: Reklamcılığı hikayelerin gücüne yeniden inanmak kurtaracak

Tolga Karaçelik: Reklamcılığı hikayelerin gücüne yeniden inanmak kurtaracak

Gülben Dikmen
3 saat önce
4 dk okuma

Bağımsız sinemadan Hollywood’a, reklam setlerinden dijital platformlara uzanan yolculuğuyla Tolga Karaçelik son yılların en dikkat çeken yönetmenlerinden… Reklam filmi çekmenin kariyerindeki en belirleyici kararlardan biri olduğunu söyleyen Karaçelik ile hem sinema hem de reklamcılık sektöründeki baş döndürücü dönüşümü konuştuk. Yapay zekayı bir tehdit değil “araç” olarak konumlandıran Karaçelik’e göre asıl mesele teknoloji değil; reklam dünyasının hikayeden uzaklaşıp görünürlüğe odaklanması. Karaçelik, “Biz kreatifler hikayenin önemini unuttuk… Bence bizi sektör olarak kurtaracak şey yeniden hikayelerin gücüne inanmamız” diyor.

Bağımsız sinemadan ulusla­rarası yapımlara uzanan bir yolculuğunuz var. Bu süreçte yaratıcılık algınız ve sektöre bakış açınız nasıl değişti?

Hem reklamcılık hem sinema bir değişim içeri­sinde. Özellikle reklam sektörü faaliyetlerin da­yattığı bazı noktalara doğru çekiliyor. Dolayısıyla sektörümüzde daha az hikaye anlatan filmlere doğru gittik. Etkileşimden ziyade hatırlatma üze­rine bir reklam algısı oturdu.

Reklam ve sinema dünyası, mecraların değişi­miyle değişiyor. Özellikle pandemiden sonra sinema salonlarından daha fazla platformlarda filmler izlenmeye başladı. Dolayısıyla mecra­ların değişmesiyle üretimin de değişmesi kaçı­nılmaz oluyor. Fakat ben özellikle sinema tara­fında bu değişimleri pek kale almayarak devam ediyorum.

Hollywood’a adım atmak o dünyanın oyuncularıyla çalışmak, hikaye anlatımın­da sizi daha cesur mu yaptı yoksa daha kontrollü düşünmeye mi itti?

Yazar bir yönetmen olduğum için ben her zaman kendi anlatmak istediğim hikayeyi anlatıyorum. Bu nedenle yabancı oyuncularla çalışmak çok da farklı değildi benim için. Dolayısıyla kendimi bir yere gitmiş gibi hissetmiyorum, hep sizler benim dünyama geliyorsunuz gibi hissediyorum.

Türkiye’den çıkan filmlerin Oscar yolcu­luğunda sizce temel kırılma noktası nere­de yaşanıyor: Hikayede mi, üretim mode­linde mi, pazarlamada mı? Yakın vadede Türkiye’nin alanda başarılı olması sizce mümkün mü?

Oscar, 2005’ten beri uluslararasılaşmaya çalışı­yor. Dolayısıyla uluslararası filmlerin daha fazla yer aldığını görüyoruz, bu da tabii Türkiye’de ya­pılan filmler için bir avantaj sağlıyor.

Oscar; bütçe, planlama ve kampanya süreciyle alınabilecek bir ödül. “İyi bir film yaptım, Oscar alıyorum” diye bir şey yok. PR çalışmalarınızı, kampanyalarınızı, tanıtım faaliyetlerinizi buna yönelik yapmak zorundasınız. Dolayısıyla bu bir kampanya, zaman ve para meselesi.

Türkiye’nin Oscar almak gibi bir amacı olmalı mı, ondan da emin değilim. Bence bunun için harcayacağımız parayı yeni çıkacak sinemacılara veya Türkiye’de sinemanın daha çok izlenmesi için harcasak daha faydalı olur.

Bugün bir yönetmen için sinema mı daha dönüştürücü, yoksa dijital platformlar mı? Hangisine iş yapmak daha keyifli ve yaratıcılığa açık?

Ben sinemacıyım açıkçası, benim kafa yapım öyle şekillendi. Bazılarına dizide bir karakter an­latmak daha kolay ve daha zevkli geliyor olabilir. Benim üretim biçimim şu ana kadar daha çok si­nema oldu.

Her şeyden önce dijital platformların “beğen­mezsem başka bir filme/diziye geçerim” mantığı, izlediğin şeye emek vermeyi ortadan kaldırdı.

Dolayısıyla yeni gelen sinemacıların işi daha da zor. Çünkü insanlar artık risk almak istemiyor. Sinemaya gidip yeni bir keşif yapmak, yeni bir yönetmenle karşılaşmak istemiyor. Bu bakımdan dijital platformlar yeni insanların çıkmasını daha da zorlaştırıyor.

Reklam sektöründe son yıllarda gözlemle­diğiniz en büyük değişim ne oldu?

Reklam sektöründe artık hikayesi olan filmler azaldı. Eskiden çok daha fazla vardı. Bence hika­ye her zaman insanda kalır. Yani bir şeyi göster­mekle hissettirmek arasındaki farkı unutuyoruz gibi geliyor bana. Hissettirmek hala önemli ve reklamda son dönemde o hissettirmenin önemi­ni unutuyoruz diye düşünüyorum.

Markalar reklam filmleri için sizden daha çok ne talep ediyor: Yaratıcılık mı, ölçü­lebilir başarı mı? Marka taleplerinde bir değişiklik oldu mu?

Kesinlikle oldu. Marka her zaman en ekonomi­ğini ve görünürlüğü tercih eder. Fakat o noktada biz kreatiflerin öyküyü hatırlatması gerektiğini düşünüyorum.

Hikayeyle gidersek de aynı görünürlüğü sağla­yabiliriz. Bence biz kreatifler hikayenin önemini unuttuk. Oysa bunu hatırlatması gerekenler biz­leriz.

Reklam yönetmenliğinde “iyi işi” nasıl ta­nımlıyorsunuz?

Ben çektiğim reklamlarda, filmlerimde olduğu gibi her zaman oyunculuğa, hisse ve samimiye­te önem veririm. Dolayısıyla benim için “iyi iş” tanımı; iyi öyküsü olan ve iyi oyunculuklarla be­zenmiş bir hikaye anlatımıdır.

Yapay zekanın reklam ve sinema üretimine girişi yönetmenliği nasıl dönüştü­rüyor?

Yapay zeka, bir yönetmen olarak benim kullan­dığım aygıtlardan bir tanesi haline geldi. Geçen sene yapay zekayla 60’a yakın reklam teslim ettik. Bir yandan da normal klasik çekimli set­lerimize çıkmaya devam ediyoruz. Benim için yapay zeka veya klasik çekim arasında çok bü­yük bir fark yok. Bence önemli olan hikaye an­latmak; bunu neyle anlattığım çok önemli değil. Ben reklam ve sinemada daha çok hibrit yönte­min ilerleyeceğini düşünüyorum. Ancak birazcık insan dokunuşu ve kusuru gerektiren her yerde normal çekimin devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü kusur da bence çok önemli, kusur her şeyi gerçekçi kılar.

Yakın gelecekte reklam yönetmenlerinin hangi yetkinlikleriyle ayrışacağını düşü­nüyorsunuz? “Yönetmenlik” tanımı sizce nasıl evrilecek?

Bence yönetmenlik tanımı değişmeyecek. Geçen sene yapay zekayla yaptığımız 60 reklam filmini teslim ettik demiştim hatırlarsanız; onların hep­sinin içerisinde yine yönetmenlik var. Biz yine aynı şekilde hangi planlara ihtiyacımız var, nasıl çekilmeli, ekonomik ve doğru planlar nelerdir, bunları tasarlayıp onun üzerine üretim yapıyo­ruz. Zaten yönetmenlik de bu. Dolayısıyla yapay zekayla ürettiğimiz işlerin içerisinde de klasik anlamda yönetmenlik devam edecek.

Yapay zekanın yakın vadede yönetmenliğin yerini alabileceğini düşünmüyorum. Ancak bu sürecin içerisinde önem verdiğimiz şeyler değişecek. De­diğim gibi kusur ve insan dokunuşu daha önemli bir hale gelecek. İşin ekonomisine odaklanıldığı zaman esasında sektör kendi bacağına sıkıyor. Düşman yapay zeka değil; düşman tüketime ve ekonomiye dayalı “daha ucuz olsun ama görü­nür de olsun” mantığına dayanan bir reklamcılık anlayışı. Bence bizi sektör olarak kurtaracak şey yeniden hikayelerin gücüne inanmamız.

Geriye dönüp baktığınızda, “iyi ki böy­le yapmışım” dediğiniz en kritik karar hangisi?

İyi ki reklam çekmeye karar vermişim. Reklam yönetmeni olmak gibi bir düşüncem yoktu. Gişe memurunu çekmiştim, sinema ve dizilerle de­vam etmeyi planlıyordum. 2011’den beri reklam çekiyorum ve şu ana kadar 150’yi aşkın reklam çekmişimdir. Bu beni hem canlı tuttu hem kendi sinema dilimde özgür ve özgün kalmamı sağladı. Çünkü sinemaya ekonomik olarak hiçbir zaman bel bağlamadım. Bence kariyerimdeki kırılma noktalarından bir tanesi reklam çekmeye karar vermemdi.

Türk dizi sektörü küreselde bir bilinirliğe sahip ama sinemada bunu pek yapamıyo­ruz. Nedeni nedir?

Her sene büyük yarışmalardan bir tanesin­de veya festivallerde ses getiren bir Türk filmi oluyor esasında. Biz Türkiye içerisinde tanıtımı çok iyi başaramıyoruz gibi geliyor bana. Emin Alper’in son filmi Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde yarışıyor mesela. Daha önce benim son çektiğim film Tribeca’da seyirci ödülü aldı.

Türk sinemasını dünyada daha bilinir kılmak istiyorsak yalnızca içerik üretimine odaklanmak yeterli değil. Daha çok uluslararası dağıtım ağla­rını güçlendirmeye ve fon mekanizmalarını Türk yönetmenleri destekleyecek şekilde yeniden yapılandırmaya odaklanmalıyız. İçerikte sorun yaşadığımızı düşünmüyorum. İçeriklerimiz bazı şeyleri tatmin ediyor ki bu festivallerde filmleri­miz gösteriliyor, ödüller alıyor.

Yeni dönem projeleriniz neler? Sinemaya uzunca bir süre ara vermiştiniz, yine böy­le uzun bir ara mı olacak?

Birkaç tane şey yazıyordum, şimdi bir tanesi öne çıktı. Benim onu yazmam için biraz kafamın kı­rılması ve biraz büyümem lazım açıkçası. Çünkü şu anda benden daha büyük bir film.

En azından filmi yazmak iki sene alacak gibi ge­liyor bana. Sonrasında en az üç sene set öncesi olur diye düşünüyorum. Ama şu an bir platform­da yayınlanacak bir diziyi kabul etmek üzereyim. Beni heyecanlandıran bir iş, o biraz daha hızlı olacak muhtemelen.

featured
1 Brandverse Awards başvuru tarihi uzatıldı!
Brandverse Awards başvuru tarihi uzatıldı!
2 YouTube Rating Report: En çok izlenen ekonomi kanalları
YouTube Rating Report: En çok izlenen ekonomi kanalları
3 The TECH Summit’ten bir ilk: 3 günlük zirvenin tüm içeriği okunabilir ve izlenebilir formatta raporladı…
The TECH Summit’ten bir ilk: 3 günlük zirvenin tüm içeriği okunabilir ve izlenebilir formatta raporladı…
4 İyi yaşam artık yeni değer sistemi!
İyi yaşam artık yeni değer sistemi!
5 Alkol düzenlemesi Meclis'te: Dolaylı tanıtım, her türlü işaret, yazı ve görsel yasaklanacak
Alkol düzenlemesi Meclis’te: Dolaylı tanıtım, her türlü işaret, yazı ve görsel yasaklanacak
Güncel Haberler
Tarihin akışını değiştiren zaferin yıl dönümünde markalardan saygı duruşu...
Tarihin akışını değiştiren zaferin yıl dönümünde markalardan saygı duruşu…
İlham veren markalar
İlham veren markalar
Banksy'nin kimliği "bir kez daha" açığa mı çıktı?
Banksy’nin kimliği “bir kez daha” açığa mı çıktı?
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

Uber, Getir'i satın alıyor: Anlaşma sağlandı
Haberler
Uber, Getir’i satın alıyor: Anlaşma sağlandı
Gülben Dikmen
9 Şubat 2026
Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü'nden John Cage'in "4'33" adlı bestesiyle "sessiz" protesto...
Haberler
Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü’nden John Cage’in “4’33” adlı bestesiyle “sessiz” protesto…
Marketing Türkiye
4 hafta önce
Fast-food devlerinden viral atışma: "CEO'ların ısırık savaşı başladı"
Haberler
Fast-food devlerinden viral atışma: “CEO’ların ısırık savaşı başladı”
Nafizcan Önder
2 hafta önce
İş dünyasında haftanın atamaları (17 -23 Ocak)
Haberler
İş dünyasında haftanın atamaları (17 -23 Ocak)
Nafizcan Önder
23 Ocak 2026
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.