Türkiye sigorta pazarı, artan risk algısı ve dijitalleşen müşteri beklentileriyle keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Sompo Sigorta da bu dinamik atmosferde sadece poliçe adediyle değil, sunduğu “hizmet standardı” ile fark yaratmayı hedefliyor. Acente ağını son üç yılda iki katına çıkaran ve “Normale Dön” kampanyasıyla sigorta iletişiminde yeni bir dil inşa eden şirketin gelecek vizyonunu, Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Burak Bayhan ile konuştuk. Bayhan; 2026 ajandasındaki 3,5 milyon müşteri hedefinden sadakat programı Sompo Club’ın detaylarına kadar, şirketin büyüme stratejisinin perde arkasını paylaştı.
Sompo, Japon sigortacılık geleneğinden beslenen köklü bir global marka. Bu kültür ve bakış açısı, Sompo Sigorta’nın Türkiye’deki stratejilerine ve iş yapış biçimine nasıl yansıyor?
Sompo’nun global sigortacılık kültüründen aldığımız en temel iki refleks var: uzun vadeli bakış ve teknik disiplin. Türkiye’de de büyümeyi yalnızca hacim üzerinden değil; adil fiyatlama, dengeli portföy yönetimi ve güçlü hasar yönetimiyle birlikte ele alıyoruz. Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı, müşterinin hayatında bir aksaklık olduğunda hızlı ve yönlendirici şekilde devreye giren bir hizmet standardı kurmak oluyor. Pazarlamayı da yalnızca satış destekleyen bir alan gibi görmüyor; müşterinin ilk temasından hasarın kapanmasına kadar tüm deneyimi tasarlayan ve geliştiren bir yapı olarak konumluyoruz. NPS gibi geri bildirim mekanizmalarını bu yüzden “skor” değil, iyileştirme motoru gibi kullanıyoruz.
Sompo Sigorta’nın Türkiye’deki hikâyesini hangi kırılma noktaları ve stratejik hamleler şekillendirdi? Bugün geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son dönemde hikâyeyi belirgin biçimde şekillendiren kırılma noktalarını üç başlıkta toplamak mümkün: ölçek, marka ve deneyim. Ölçek tarafında, yaygınlaşma stratejisini hızlandırdık; acente ağımız son üç yılda 3.000 seviyesinden 6.500’e çıktı ve bu genişleme Türkiye’nin her noktasına daha güçlü erişim sağladı. Marka tarafında, bilinirliğe yatırım kararı aldık; Somponomi kampanyası bu yolculukta önemli bir eşik oldu ve marka bilinirliği araştırmasında bir sıra yukarı çıktık. Deneyim tarafında ise süreçleri müşteri odağıyla yeniden ele aldık; hasar yönetimi ve deneyim odaklı düzenlemeler büyümenin kalitesini belirledi. Bu stratejik çerçevenin çıktısı olarak 2025’i 51,3 milyar TL prim üretimi ve yüzde 46 büyümeyle kapattık; pazar payımız yüzde 5’e yükseldi ve ilk 5’teki konumumuz güçlendi.
Türkiye sigorta pazarı son yıllarda hem risk algısı hem de müşteri beklentileri açısından ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Sompo Sigorta, bu değişen dinamikler içinde kendini nasıl konumlandırıyor? Öncelik verdiğiniz alanlar neler?
Bu dönüşümde biz kendimizi “hasar anında hayatı yeniden kurmaya yardımcı olan çözüm ortağı” olarak konumluyoruz. Müşteri beklentisi hız, şeffaflık ve kişiye özel çözüm etrafında keskinleşti; bu nedenle odağımızı uçtan uca deneyime koyduk. NPS’yi “müşterinin sesi” olarak ele alıyor; her geri bildirimi iyileştirme fırsatı gibi okuyup ekip hedeflerine entegre ediyoruz. Oto tarafında geniş servis ağımız, hasar sürecinde hızlı aksiyon almamızı destekliyor; bu deneyimi standartlaştırmak, güveni ve bağlılığı büyüten temel unsur oluyor. Aynı zamanda yaygınlaşmayı sadece sayı artışı değil, nitelik artışı gibi görüyoruz: yeni nesil acentelik modeliyle adil fiyatlı ve geniş teminatlı ürünleri Türkiye’nin her köşesine taşırken, Risk Danışmanı Acente Programı ile acenteleri danışmanlık yetkinliği yüksek bir yapıya taşıyoruz.
Kısa süre önce hayata geçirilen “Normale Dön” reklam kampanyası, sigorta iletişiminde alışıldık söylemlerin dışına çıkan bir dil öneriyor. Bu kampanyanın çıkış noktasını ve vermek istediği temel mesajı nasıl özetlersiniz?
Kampanyanın çıkış noktası çok net bir içgörü: Hayatın normal akışı çoğu zaman fark edilmeden yaşanan bir konfor; değeri, o akış beklenmedik biçimde kesildiğinde daha iyi anlaşılıyor. Bir kaza gibi gündelik hayatı sekteye uğratan anlarda insanların en büyük ihtiyacı, hızlıca rutinine geri dönebilmek. “Normale Dön” ile anlatmak istediğimiz temel mesaj da bu: Sompo sigortayı yalnızca bir teminat seti olarak değil, müşteriyi hızlı ve yönlendirici yaklaşımla yeniden normaline taşıyan bir güven ve çözüm ortaklığı olarak konumluyor. Kampanyayı kasko ile başlattık; yıl içinde aynı içgörüyle tamamlayıcı sağlık sigortası iletişimiyle genişleteceğiz.
“Normale Dön” kampanyasıyla birlikte Sompo Sigorta markasını tüketicinin zihninde nasıl bir yere konumlandırmayı hedefliyorsunuz? Önümüzdeki dönemde iletişim stratejinizde hangi temalar öne çıkacak?
Hedefimiz Sompo’yu, tüketicinin sigorta ihtiyacında ilk aklına gelen ve bilinçli olarak talep ettiği marka haline getirmek. “Normale Dön” bu hedefin yaratıcı bir ifadesi ama arkasında doğrudan operasyonel bir vaat var: hızlı çözüm, net yönlendirme, kişiselleştirilmiş deneyim. Önümüzdeki dönemde iletişimde üç tema daha görünür olacak: müşteri deneyimi odağının somut çıktıları, ekosistem yatırımları ve bağlılık. Sompo Club bu çerçevede önemli bir kaldıraç; müşteriler ve acenteler Sompo ile ilişkileri derinleştikçe puan kazanıyor, bu puanları yeni poliçelerde kullanabiliyor ve sigortanın ötesine geçen fayda ekosisteminden yararlanıyor. Ayrıca markalı kasko iş birlikleri gibi müşteri deneyimini yükselten çözümlerle, sigortayı “satın alınan ürün” olmaktan çıkarıp “standartları olan bir hizmet deneyimi” olarak güçlendirmeyi sürdüreceğiz.
Sompo Sigorta’nın 2026 ajandasında neler var? Öncelikli hedeflerinizi sizden dinleyebilir miyiz?
2026 ajandamızın merkezinde büyüme ile müşteri deneyimi birlikte duruyor. Bir yandan oto branşındaki güçlü konumumuzu pekiştirmek, diğer yandan sağlık tarafında pozisyonumuzu güçlendirmek istiyoruz; bunu da teknik disiplin, hizmet kalitesi ve dengeli portföy yapısıyla desteklenen bir büyüme anlayışıyla ele alıyoruz. Somut hedefler tarafında, kasko poliçe adedini 1,2 milyon seviyesine ve toplam müşteri sayısını 3,5 milyon seviyesine taşımayı hedefliyoruz. Aynı zamanda Sompo Club üzerinden sadakat ve deneyimi güçlendirmek, acente ekosisteminde nitelikli gelişimi sürdürmek ve “normal hayata dönüş” vaadini farklı ürün başlıklarında da görünür kılmak 2026’nın ana çalışma eksenleri arasında yer alıyor.

