Estée Lauder Companies’in 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü meme kanseri kampanyası yolculuğunu, bu güçlü taahhüdün yıllar içinde nasıl dönüştüğünü ve “Sarılarak Saralım” yaklaşımının bu yıl İstanbul Modern iş birliğiyle sanat, farkındalık ve insanlarla bağ kurma ekseninde kazandığı yeni boyutu Estée Lauder Companies Türkiye Genel Müdürü Nazlı Koruyan Altıpat’tan dinledik.
Estée Lauder Companies’in Pembe Kurdele hareketindeki rolünü ve meme kanseri farkındalığına yönelik uzun soluklu yaklaşımını nasıl tanımlarsınız? Sizce bu hareket, marka iletişimi perspektifinden yıllar içinde nasıl bir dönüşüm geçirdi?
Estée Lauder Companies, 30 yılı aşkın süredir küresel meme kanseri hareketine öncülük eden şirketlerden biri. Evelyn H. Lauder, 1992 yılında bugün meme kanseri farkındalığının evrensel sembolü haline gelen pembe kurdeleyi hayata geçirerek Estée Lauder Companies’in Meme Kanseri Kampanyası’nı başlattı. O günden bu yana Kampanya, erken teşhisin önemi konusunda araştırma, eğitim ve bilgiye erişimi destekleyen, şirketimizin en kapsamlı sosyal etki programına dönüştü.
İletişim açısından baktığımızda ise yaklaşımın yıllar içinde önemli ölçüde dönüştüğünü görüyoruz. Farkındalık yaratmak hala temel önceliğimiz; ancak bugün şirketlerden, yalnızca iletişimle sınırlı kalmayan, anlamlı aksiyonlar ve yerel ihtiyaçlara yanıt veren uzun soluklu iş birlikleri aracılığıyla sürdürülebilir bir bağlılık ortaya koymaları bekleniyor. Türkiye’de bu yaklaşımımızı, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ile yürüttüğümüz PinkLine programına verdiğimiz uzun soluklu destekle ve bu yıl İstanbul Modern ile gerçekleştirdiğimiz “Sanattan İlhamla: Sarılarak Saralım” iş birliğiyle ortaya koyuyoruz.
Bizim için pembe kurdelenin gücü yalnızca küresel ölçekte tanınan bir sembol olmasından değil, ortaya çıkışından 30 yılı aşkın süre sonra dahi insanları ve kurumları ortak bir amaç etrafında bir araya getirmeye devam etmesinden geliyor.
Geçtiğimiz yıl başlayan “Sarılarak Saralım” yaklaşımını bu yıl bir adım ileri taşıyorsunuz. Bu iletişim fikrinin ardındaki temel içgörü neydi? 2026 yaklaşımını önceki yıllardan ayıran nedir?
“Sarılarak Saralım”, geçen yıl çok basit ama önemli bir fikirden yola çıkarak hayata geçti: Meme kanseri konusunda farkındalık yaratmanın yanı sıra, hastalıktan etkilenen insanlar için dayanışmanın önemine de dikkat çekmek istedik. Bu yaklaşım, dayanışma duygusunu sıcak ve kültürümüzle örtüşen bir dille ifade etmemize olanak sağladı.
Bu yıl ise bu yaklaşımı İstanbul Modern iş birliğiyle farklı bir alana taşıyoruz. “Sanattan İlhamla: Sarılarak Saralım”, geleneksel kampanya iletişiminin ötesine geçerek meme kanseri farkındalığını sanat ve toplumsal bağ kurma duygusuyla buluşturan, toplumla doğrudan temas eden bir deneyim alanı yaratıyor.
Program aracılığıyla insanların bu konuya farklı bir perspektiften yaklaşabilecekleri ve bağ kurabilecekleri alanlar yaratmayı hedefliyor; meme sağlığının, erken teşhisin ve meme kanserinden etkilenen kişilere destek olmanın önemini vurgulamayı sürdürüyoruz.
Bizim için bu dönüşüm, iletişimde önemli bir prensibi de ortaya koyuyor: Amacımızı ve temel mesajımızı korurken, insanlarla bu amaç etrafında bağ kurmanın yeni ve güncel yollarını bulmak.
PinkLine’ın bugüne kadar yarattığı sosyal etkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
PinkLine, meme kanseri farkındalığına yönelik uzun soluklu taahhüdümüzü Türkiye’de somut bir aksiyona dönüştürdüğümüz en güçlü örneklerden biri. 2022 yılından bu yana Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında, kanser tedavisi gören kadınların ücretsiz psikolojik danışmanlık, beslenme ve güzellik danışmanlığı hizmetlerine erişimini destekliyoruz.
Bugüne kadar PinkLine ile 4.000’den fazla kadına ulaştık ve 10.000’in üzerinde seans gerçekleştirdik. Bu syaılar bizim için önemli; çünkü programın ulaştığı ölçeği ve Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nın ötesine geçen, sürdürülebilir bir iş birliğinin yarattığı değeri ortaya koyuyor.
Bu yıl İstanbul Modern iş birliğiniz sanat ve farkındalığı bir araya getiriyor. Bu iş birliğini sosyal etki ve marka iletişimi açısından nasıl konumlandırıyorsunuz?
Sanatın, geleneksel iletişim yöntemlerinin zaman zaman ulaşamadığı şekilde yeni sohbet alanları açma gücü olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle “Sarılarak Saralım” yaklaşımını bu yıl nasıl geliştirebileceğimizi düşünürken İstanbul Modern bizim için çok anlamlı bir partner oldu.
İş birliğimiz, 5 Ekim’de gerçekleşecek özel bir buluşmayla başlayacak. Aynı akşam İstanbul Modern binasını meme kanseri farkındalığının ve dayanışmanın görünür bir sembolü olarak pembe aydınlatacağız. 6–11 Ekim tarihleri arasında ise “Sanattan İlhamla: Sarılarak Saralım”, sanat, farkındalık ve köprü kurma ekseninde şekillenen bir kamusal programla ziyaretçilerle buluşacak. Program kapsamında kadın sanatçıların hikayelerinden ve bakış açılarından ilham alan farklı deneyimler de yer alacak.
Marka iletişimi açısından bu iş birliğini özellikle anlamlı kılan ise farklı alanları ortak bir sosyal amaç etrafında buluşturma fırsatı sunması. Estée Lauder Companies’in meme kanseri farkındalığı konusunda 30 yılı aşkın süredir devam eden birikimi, İstanbul Modern’in önde gelen bir kültür sanat kurumu olarak perspektifi ve erişimi, PinkLine aracılığıyla Pembe İzler ile sürdürdüğümüz iş birliği ve yerel destek boyutuyla bir araya geliyor.
Bana göre bu iş birliği, uzun yıllardır sürdürülen kurumsal bir taahhüdün, doğru ve anlamlı yerel iş birlikleriyle nasıl yeni bir boyut kazanabileceğinin güzel bir örneği.

