Açıldığı günden bu yana 150’den fazla ülkeden 15 milyonu aşkın misafiri ağırlayan İstanbul Akvaryum, ziyaretçi deneyimini merkeze alan sürdürülebilir yönetim anlayışıyla büyüyor. Turizm, eğitim ve eğlencenin kesişim noktasında yer alan marka, misafirlerini Karadeniz’den Pasifik Okyanusu’na uzanan tematik bir hikayenin parçası haline getiriyor. İstanbul Akvaryum Genel Müdürü Dilek Çapanoğlu ile “Türkiye’nin ulusal akvaryumu”nun uluslararası arenadaki başarısını ve geleceğe dönük vizyonunu konuştuk.
15 yılda 150 ülkeden 15 milyonu aşkın ziyaretçi ağırlayarak Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonlarından biri oldunuz. Bu istikrarlı büyümenin sırrı nedir?
İstanbul Akvaryum’un başarısının temelinde ziyaretçi deneyimini merkeze alan sürdürülebilir bir yönetim anlayışı bulunuyor. Açıldığımız günden bu yana yalnızca bir akvaryum olmayı değil, insanların keşfetmek, öğrenmek ve doğayla bağ kurmak için tekrar tekrar ziyaret etmek isteyecekleri bir yaşam alanı yaratmayı hedefledik. Bu doğrultuda içeriklerimizi sürekli yeniliyor, sergilerimizi güncelliyor ve ziyaretçi beklentilerini yakından takip ediyoruz.
Bugün 150’den fazla ülkeden 15 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlamış olmamız, İstanbul’un uluslararası çekim gücünün yanı sıra kurumumuzun kalite, güven ve yenilikçilik konusundaki istikrarının da bir göstergesi. Turizmin, eğitimin ve eğlencenin kesişim noktasında yer alan bir marka olarak her yaştan ziyaretçiye hitap eden deneyimler sunuyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerimizin önemli bir kısmı tekrar ziyaretçi olarak geri dönüyor.
Dünya genelinde benzer yapılarla kıyaslandığında İstanbul Akvaryum’u farklılaştıran en kritik unsur nedir?
Ülkemizin ulusal akvaryumu statüsünde olan İstanbul Akvaryum’u dünya ölçeğinde farklılaştıran en önemli unsur, tematik yolculuk konseptiyle ziyaretçilerine yalnızca canlıları göstermemesi, onları hikayenin bir parçası haline getirmesidir. Karadeniz’den Pasifik Okyanusu’na uzanan coğrafi rota boyunca ziyaretçiler farklı ekosistemleri, kültürleri ve habitatları deneyimliyor.
Bunun yanında tesisimiz; otel, alışveriş merkezi ve sosyal yaşam alanlarıyla entegre çalışan çok yönlü bir destinasyon. Bu yapı, ziyaretçilerin gün boyu farklı deneyimleri bir arada yaşayabilmesini sağlıyor. Uluslararası standartlardaki yaşam destek sistemlerimiz, bilimsel çalışmalarımız ve koruma programlarımız da İstanbul Akvaryum’u keşif odağının ötesinde bilimsel ve eğitsel bir merkez haline getiriyor.

İstanbul Akvaryum Genel Müdürü
WAZA ve EAZA gibi uluslararası birliklerdeki üyeliklerinizle Türkiye’yi küresel arenada temsil etmek markanıza ve ülkemize neler katıyor?
İstanbul Akvaryum olarak dünyanın en saygın hayvanat bahçeleri ve akvaryum birlikleri arasında yer alan WAZA ve EAZA üyeliklerini büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu üyelikler sayesinde küresel ölçekte yürütülen koruma projelerine, bilimsel araştırmalara ve eğitim programlarına katkı sunabiliyoruz. Aynı zamanda Türkiye’nin modern, bilimsel ve sürdürülebilir yaklaşımlarla yönetilen tesislere sahip olduğunu uluslararası platformlarda gösterme fırsatı buluyoruz. Uluslararası ağlar içerisinde yer almak, bilgi paylaşımını hızlandırırken yeni teknolojilere, koruma programlarına ve eğitim modellerine erişimimizi de güçlendiriyor. Böylece İstanbul Akvaryum’un yanı sıra ülkemizin de doğa koruma ve sürdürülebilir turizm alanındaki görünürlüğüne katkı sağlıyoruz.
Farklı yaş gruplarını aynı deneyimde buluşturmak, tasarım açısından nasıl bir denge gerektiriyor?
Günümüz ziyaretçileri yalnızca görmek değil, deneyimlemek istiyor. Bu nedenle tasarım süreçlerimizde çocuklar, gençler, yetişkinler ve ileri yaş gruplarının beklentilerini aynı anda değerlendirmek zorundayız. Çocuklar için keşif ve oyun unsurları ön plandayken, yetişkin ziyaretçiler daha fazla bilgi, estetik ve hikaye arıyor. Bu dengeyi kurabilmek için mekansal tasarım, dijital içerikler, etkileşimli uygulamalar ve görsel anlatım araçlarını birlikte kullanıyoruz. Ziyaretçi rotalarının akıcı olması, bilgilendirici içeriklerin erişilebilir şekilde sunulması ve farklı öğrenme biçimlerine hitap edilmesi bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Başarılı bir deneyim tasarımının sırrı, her ziyaretçinin kendi yaşına ve ilgi alanına uygun bir keşif yolculuğu yaşayabilmesini sağlamaktır.
Deniz canlılarının korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarında ziyaretçi etkileşimi nasıl kurgulanıyor?
Koruma bilincinin sadece bilgi vermekle oluşmadığına inanıyoruz. İnsanlar ancak duygusal bağ kurdukları canlıları korumak için harekete geçiyorlar. Bu nedenle ziyaretçi etkileşimlerimizi bilgi aktarımının ötesine taşıyoruz. Eğitim programlarımız, özel etkinliklerimiz, tematik sergilerimiz ve koruma projelerimiz aracılığıyla ziyaretçilerin deniz ekosistemlerinin karşı karşıya olduğu tehditleri daha yakından anlamalarını sağlıyoruz. Özellikle çocuklar ve gençler için hazırlanan programlarda sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının erken yaşta kazanılmasına odaklanıyoruz. Türkiye’ye özgü türlerin korunmasına yönelik çalışmalarımız da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Yerel biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlayan projelerimiz sayesinde ziyaretçiler yalnızca küresel değil, yaşadıkları coğrafyanın doğal mirasına karşı da farkındalık geliştiriyor.
İstanbul Akvaryum’un önümüzdeki dönemde bilim, eğitim ve turizm ekseninde öncelikli hedefleri neler olacak?
Önümüzdeki dönemde İstanbul Akvaryum’u yalnızca ziyaret edilen bir destinasyon değil, bilimsel bilgi üreten ve toplumsal farkındalık oluşturan bir merkez olarak daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Bilim alanında koruma programlarımızı genişletmeyi, uluslararası araştırma iş birliklerini artırmayı ve nesli tehdit altındaki türlere yönelik çalışmalara daha fazla katkı sunmayı planlıyoruz. Eğitim alanında ise dijital teknolojilerden yararlanarak özellikle genç nesiller için daha etkileşimli öğrenme deneyimleri geliştirmeyi amaçlıyoruz.
Turizm açısından hedefimiz, İstanbul’un uluslararası çekim gücünü destekleyen en önemli destinasyonlardan biri olmayı sürdürmek ve ziyaretçilerimize dünya standartlarında deneyimler sunmaya devam etmek. Aynı zamanda sürdürülebilir turizm anlayışını merkeze alarak çevresel sorumluluklarımızı güçlendirmeyi ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma misyonumuzu büyütmeyi hedefliyoruz. Bugüne kadar 150’den fazla ülkeden gelen ziyaretçi çeşitliliğimizi de artırarak tüm ülkelerden gelen yabancı ziyaretçileri ağırlayarak kültürler arası köprü olma özelliğimizi de derinleştirmeyi hedefliyoruz.

