
Yargıtay’dan tüketici hukukunda emsal niteliğinde karar: Fatura sahibi olmayan fiili kullanıcı da “tüketici” sayılacak
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2026 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanan kanun yararına bozma kararı, tüketici hukukunda uzun süredir tartışılan “fatura sahibi olmayan kişinin hak arama ehliyeti” konusuna netlik getirdi. Karara göre ticari veya mesleki amaç taşımayan fiili kullanıcı da tüketici sıfatıyla Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurabilecek.
Reklam Kurulu eski Daire Başkanı Erdem Biçer, LinkedIn hesabından paylaştığı değerlendirmede, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin son kararının tüketici hukukunda önemli bir eşik olduğunu vurguladı. 12 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kanun yararına bozma kararı, uygulamada sıkça karşılaşılan bir soruya açık yanıt veriyor: Faturası başka bir kişi adına düzenlenen bir ürünü fiilen kullanan kişi, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurabilir mi?
Tüketici olması yeterli
Kararda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki tüketici tanımının belirleyici unsurunun, işlemin ticari veya mesleki olmayan bir amaçla yapılması olduğu hatırlatılıyor. Bir uyuşmazlığın tüketici işlemi sayılabilmesi için taraflardan birinin tüketici olması yeterli görülüyor. Bu çerçevede tüketici sıfatının yalnızca fatura sahipliğine indirgenemeyeceği; ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen fiili kullanıcının da tüketici sayılacağı ve aktif husumet ehliyetine sahip olduğu açıkça ortaya konuyor.
Söz konusu dosyada yerel mahkeme, “fatura sahibi ile Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuran kişinin aynı olmadığı” gerekçesiyle Hakem Heyeti kararını kaldırmıştı. Ancak Yargıtay bu yaklaşımı usul ve yasaya aykırı bularak bozdu. Böylece şekli bir belge olan faturanın, tüketici sıfatının tek ve belirleyici kriteri olamayacağı yönünde önemli bir içtihat oluşturuldu.
Kararın özellikle hediye alınan ürünler, eş, çocuk veya anne-baba adına düzenlenen faturalar, aile içi kullanım halleri ve fatura ile fiilî kullanımın farklılaştığı durumlar bakımından kritik sonuçlar doğurması bekleniyor. Perakende ve e-ticaret ekosisteminde yaygın olan bu tür senaryolarda, satıcıların “aktif husumet yokluğu” savunmasına dayanarak sorumluluktan kaçınma alanı daralmış görünüyor.
Erdem Biçer değerlendirmesinde, Yargıtay’ın “şekli fatura yaklaşımı” yerine “maddi tüketici yaklaşımını” güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Tüketici hukukunun temel amacının gerçek mağduriyeti gidermek olduğunun altını çizen Biçer’e göre, tüketici sıfatı esasen kullanım amacı ve ekonomik konum üzerinden belirlenmeli. Bu karar, satıcı ve sağlayıcıların hukuki stratejilerini gözden geçirmesini gerektirebilecek nitelikte.
