Unilever’den sürdürülebilir yaşama büyük katkı

Unilever Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkasya Başkanı ve Unilever Türkiye CEO’su İzzet Karaca, programın bir yıllık sonuçlarını açıklamak üzere Unilever Global İletişimden Sorumlu Dünya Başkanı Sue Garrard ile birlikte düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, 30 fabrika ve 12 bin çalışandan oluşan, 750 milyonluk nüfusa sahip ve Unilever’in altıncı büyük pazarı olan bir bölgeyi Türkiye’den yönetmeye başladıklarını hatırlatarak, “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın hedeflerine gönülden bağlıyız ve bu planın başarıya ulaşmasında büyük rol oynuyoruz. 2011 yılında yaklaşık 60 hedefte yüzde 71 başarı kaydettik” dedi. Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı kapsamında üç hedeften biri olan tarımsal hammaddelerin yüzde 100’ünü sürdürülebilir kaynaklardan sağlama hedefine ilişkin olarak Karaca “Tarımsal ham maddelerimizin yüzde 14’ünü sürdürülebilir kaynaklardan sağlamak, 10 yıldan fazla zamanımızı aldı. Son 1 yılda ise bu oranı yüzde 24’e çıkardık. 2011 yılında, başı çeken 10 tarımsal ham maddemizin tamamında ilerleme kaydettik” dedi. Karaca “Palm yağında bu oran yüzde 64’ü buldu. Kağıt ve kartonda bu oranı yüzde 60’a ulaştırdık. yüzde 28’i, meyve ve sebzenin yüzde 25’ini,kakaonun da yüzde 2’ini sürdürülebilir ve izlenebilir belgeli kaynaklardan temin ediyoruz. Biz bir yıl sonra bu oranları daha yukarılara çıkarmaya kararlıyız. Karaca, 2020 yılına gelindiğinde palm yağının yüzde 100’ü izlenebilir kaynaklardan alınacağını söyleyen Karaca, açıkladığı tüm hedeflerin bağımsız kaynaklarca denetlendiğini hatırlattı. İzzet Karaca, Unilever’in altıncı büyük pazarı olan bir bölgeyi İstanbul’dan yönettiklerini belirterek, “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın hedeflerine gönülden bağlıyız ve bu planın başarıya ulaşmasında büyük rol oynuyoruz. Unilever dünya çapında 171 bin çalışanıyla çevreye verilen zararların azaltılması için birer çevre gönüllüsü olarak çalışıyor. Bu bizim aynı zamanda varlık nedenimiz. Çünkü üretim süreçlerini sürdürülebilir kaynaklarla yürütemezsek ve kaynaklar her geçen gün daha da azalırsa her şey bugünkünden çok daha zorlaşacaktır” dedi.

 

Karaca, kendisine bağlı bölgenin Unilever’in toplam cirosunun yüzde 10’a yakın bölümünü oluşturduğunu belirterek “35 ülkenin yer aldığı bu bölge toplam dünya nüfusunun yüzde 11’ine sahip. Türkiye nüfusunun ise 10 katı bir nüfustan söz ediyoruz. Bölgemiz yüzölçümü olarak Unilever içinde en büyük bölge. Bölgemizdeki en uzak iki nokta arasında tam 12 saatlik zaman farkı var. Bir anlamda güneşin batmadığı bir bölgeye hitap ediyoruz” dedi. Çevreye verilen zararların kaynaklarına ilişkin yapılan araştırmalara değinen Karaca “Dünya ölçeğinde yapılan hesaplamalar çevre zararlarının yüzde 26’sının kullandığımız hammaddelerden, yüzde 3’ünün fabrikalarımızdan, yüzde 2’sinin nakliyeden, yüzde 1’inin de atıklardan kaynaklandığını gösteriyor. En büyük pay ise yüzde 68 ile tüketicinin ürünleri kullanımıyla ilgili. Bu nedenle tüketici eğitimine çok büyük önem veriyoruz. Çünkü biz üretim süreçlerini ne kadar iyileştirirsek iyileştirelim, hammaddeleri ne kadar sürdürülebilir kaynaklardan temin edersek edelim, işin ve çözümün ancak üçte birlik bölümüne katkı yapabiliyoruz. Bu sadece Unilever’in ya da Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunu. Çevreye verilen zararları azaltmak için musluğun önünü kesmeye kararlıyız” açıklamasında bulundu.

İLGİLİ HABERLER