
Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği karnesi: Yüzde 48 iş yaşamında eşitlik yok diyor!
BAREM Pazar Araştırma ve Worldwide Independent Network of MR (WIN) iş birliğiyle gerçekleştirilen “Dünya Görüşleri Anketi”, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısının özellikle siyaset alanında zayıf olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre iş hayatında eşitlik algısı sınırlı kalırken, siyasette net algı negatif seviyeye düşüyor.
BAREM Pazar Araştırma ve Danışmanlık Merkezi’nin, global ortağı Worldwide Independent Network of MR (WIN) ile birlikte yürüttüğü “Dünya Görüşleri Anketi”, toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin küresel ve Türkiye özelindeki algıyı ortaya koydu. 44 ülkede toplam 44 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, iş hayatı, siyaset ve ev içi yaşamda cinsiyet eşitliğinin ne ölçüde sağlandığına dair değerlendirmeleri karşılaştırmalı olarak analiz ediyor.
Araştırma sonuçlarına göre Amerika’da toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünenlerin oranı oldukça yüksek. İş yaşamında eşitliğin sağlandığını düşünenlerin oranı yüzde 68’e ulaşırken, siyasette bu oran yüzde 57, ev içinde ise yüzde 72 seviyesinde ölçülüyor. Net indeks değerleri de +21 ile +50 arasında değişerek bölge genelinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda değerlendirmelerin oldukça olumlu değerlendirildiğini göstermektedir.
Avrupa’da da benzer bir tablo dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 61’i iş hayatında, yüzde 59’u siyasette ve yüzde 71’i ev içinde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünüyor. Net indeks değerleri sırasıyla +28, +24 ve +48 olarak ölçülüyor. Sonuçlar Avrupa’da da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda oldukça olumlu değerlendirmeler yapıldığını gösteriyor.

MENA’da algı alanlara göre farklılık gösteriyor
MENA bölgesinde ise cinsiyet eşitliğinin başarı algısı alanlara göre farklılık göstermektedir. İş yerinde cinsiyet eşitliğinin başarılı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 62 en yüksek seviyeye ulaşırken net indeks +27 olarak hesaplanıyor. Buna karşın siyasette başarı algısı yüzde 54’e geriliyor ve net indeks +13 seviyesinde kalıyor. Ev içi alanda ise başarı algısı yine yüzde 54 olsa da başarısızlık algısının yüzde 44’e yükselmesi nedeniyle net indeks +10’a geriliyor. Bu tablo, bölgede özellikle iş yaşamında görece daha olumlu bir algı olduğunu, siyaset ve ev içi alanlarda ise daha sınırlı bir ilerleme algısı bulunduğunu gösteriyor.
Türkiye’de algı kırılgan ve bölünmüş
Türkiye’de ise toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin algının daha kırılgan ve bölünmüş olduğu görülüyor. İş yaşamında eşitliğin sağlandığını düşünenlerin oranı yüzde 49 olurken, başarısızlık algısı yüzde 48 ile neredeyse aynı seviyede bulunuyor. Bu alandaki net indeks yalnızca +1 olarak ölçülüyor.
Siyaset alanında ise tablo daha olumsuz. Katılımcıların yüzde 44’ü eşitliğin sağlandığını düşünürken yüzde 52’si bunun gerçekleşmediği görüşünde. Bu nedenle net indeks -8 seviyesine düşüyor ve Türkiye’de siyasal alanda cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik algının negatif olduğunu gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 52’si ev içinde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünürken net indeks +5 olarak ölçülüyor. Genel değerlendirme, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısının güçlü bir uzlaşıdan ziyade alanlara göre değişen ve zaman zaman bölünmüş bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
Erkekler cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünüyor
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise algının cinsiyete göre farklılaşması. Türkiye’de erkeklerin, kadınlara kıyasla iş hayatı, siyaset ve ev içi yaşamın tamamında cinsiyet eşitliğinin daha fazla sağlandığını düşünüyor.
İşyerinde cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünen erkek oranı yüzde 57 olurken bu oran kadınlarda yüzde 41’de kalıyor. Aynı şekilde erkeklerin yüzde 47’si siyasette cinsiyet eşitliğinin sağlandığını düşünürken kadınlarda bu oran yüzde 41 olarak ölçülüyor. Erkeklerin yüzde 58’i evde cinsiyet eşitliğinde başarılı olunduğunu düşünürken kadınların oranı yüzde 46’da kalıyor.
Araştırmanın metodolojisi:
BAREM’in, global ortağı WIN Grubu ile gerçekleştirdiği çalışmada 44 ülkede 44 bin kişiyle görüşüldü. Araştırma Türkiye’de BAREM Araştırma tarafından 30 Ocak – 4 Şubat 2026 tarihleri arasında, CATI yöntemiyle, Türkiye temsili bir örneklemde 725 kişiyle yapıldı.
