
Türkiye’de çalışanların zam gerçekliği değişiyor: “Motivasyon değil, dayanma eşiği”
Artan yaşam maliyetleri ve gelir baskısı, Türkiye’de maaş artışlarının anlamını kökten değiştiriyor. Dorinsight’ın, TeklifimGelsin bünyesinde; kamu, özel sektör, üretim, hizmet, sağlık, eğitim ve teknoloji gibi farklı alanlardan 1.500 çalışanla gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma, zam dönemlerinin artık bir “refah artışı” değil, temel yaşam standardını koruma mücadelesine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre Türkiye’de çalışanların yüzde 83’ü ay sonunu finansal baskı altında geçirirken, zam dönemleri birçok çalışan için sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik bir kırılma anı haline geliyor. Ücret artışları; motivasyon, bağlılık ve işte kalma kararlarının en güçlü belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor.
Zam dönemi, motivasyon eşiği haline geldi
Araştırma verileri, zam dönemlerinin çalışanlar üzerindeki duygusal etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Çalışanların yüzde 45’i zam oranını öğrendiğinde kaygı ya da hayal kırıklığı yaşadığını belirtirken, yüzde 34’ü nötr kaldığını ifade ediyor. Memnuniyet ya da rahatlama hissedenlerin oranı ise yalnızca yüzde 20. Başka bir ifadeyle, her iki çalışandan biri zam dönemini olumsuz duygularla karşılıyor.
Bu tablo, ücret artışlarının yalnızca finansal bir beklenti değil; “değer görme” algısıyla doğrudan ilişkilendirilen bir unsur haline geldiğini gösteriyor. Özellikle genç ve orta yaş grubundaki çalışanlar için zam dönemleri, kariyer planlamasında kritik bir karar anına dönüşüyor.
Öncelik net: Doğrudan maaş artışı
Çalışanlara yalnızca tek bir öncelik seçme hakkı tanındığında tablo daha da netleşiyor. Araştırmaya göre büyük çoğunluk, yan haklar, izin düzenlemeleri ya da esnek çalışma modelleri yerine doğrudan maaş artışını birinci sıraya koyuyor. Mevcut ekonomik koşullar altında çalışanlar için en kritik beklenti, nakit gelirde gerçek bir artış sağlanması.
Ay sonu dengesi memnuniyeti belirliyor
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri de ay sonu finansal tabloya ilişkin veriler. Çalışanların yalnızca yüzde 8’i ay sonunda birikim yapabildiğini, yüzde 9’u ise maddi olarak zorlanmadığını söylüyor. Buna karşılık; yüzde 28’i borçlanmak zorunda kaldığını, yüzde 20’si harcamalarını ciddi şekilde kıstığını, yüzde 35’i ise ay sonunu dengeleyerek idare ettiğini belirtiyor. Toplamda çalışanların yüzde 83’ü ay sonunu finansal baskı altında geçiriyor.
Bu tablo, ücret artışlarının artık “daha iyi yaşam” vaadinden çok, mevcut yaşam standardını koruma ihtiyacına karşılık geldiğini gösteriyor.
Gelir baskısı, iş değiştirme eğilimini artırıyor
Araştırma, ücret baskısının iş gücü hareketliliği üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 49’u son üç ay içinde iş ilanlarını incelediğini, profilini güncellediğini ya da alternatifleri değerlendirdiğini söylüyor. Aynı oran, daha yüksek maaş teklifi alması halinde mevcut işinden ayrılmayı ciddi şekilde düşüneceğini ifade ediyor. Bu bulgular, ücret politikalarının çalışan bağlılığındaki belirleyici rolünü bir kez daha doğruluyor.
Segment fark etmiyor: Finansal baskı yaygın
Sosyo-ekonomik segment kırılımları incelendiğinde de tablo değişmiyor. Tüm segmentlerde çalışanların yaklaşık yüzde 80–85’i ay sonunu borçlanarak, harcama kısarak ya da dengelemeye çalışarak geçiriyor. Bu durum, gelir baskısının belirli bir gelir grubuna özgü değil; yapısal ve yaygın bir sorun haline geldiğini gösteriyor.
Algı ile gerçeklik birlikte okundu
Araştırma, yalnızca algı ve memnuniyet verileriyle sınırlı kalmayarak Salary Insights üzerinden toplanan beyanlı ve gerçek maaş verileriyle birlikte değerlendirildi. Bu analiz, maaş seviyelerinin deneyim, kariyer kademesi ve sektör bazında belirgin farklılıklar gösterdiğini; özellikle erken ve orta kariyer aşamalarında ücret artış hızının çalışan beklentilerinin gerisinde kalabildiğini ortaya koyuyor. Hizmet ve üretim gibi geniş çalışan kitlesinin yer aldığı sektörlerde ücret baskısının daha yoğun hissedildiği görülüyor.
“Ücret politikaları artık çalışan deneyiminin merkezinde”
Araştırma sonucunu değerlendiren Dorinsight Kıdemli Proje Müdürü Çağdaş Mert, zam dönemlerinin artık yalnızca finansal bir düzenleme olmadığını vurguluyor: “Ücret artık yalnızca bir maaş kalemi değil; motivasyonun, bağlılığın ve performansın temel bileşenlerinden biri haline geldi. Algı verileri ile gerçek maaş dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde kurumlar için mesaj net. Ücret politikaları yalnızca finansal bir düzenleme değil, stratejik bir çalışan deneyimi tasarımı unsurudur. Elde ettiğimiz veriler ışığında, kurumların zam ve ücret stratejilerini belirlerken piyasa gerçekliğini ve çalışan algısını birlikte gözetmeleri gerektiğini görüyoruz.”
Araştırmanın Metodolojisi
Araştırma, Dorinsight tarafından 1–11 Şubat tarihleri arasında online olarak gerçekleştirildi. Türkiye temsili ABC1C2DE sosyo-ekonomik segment dağılımına sahip 1.500 çalışan ile yürütüldü. Algı ve memnuniyet bulguları ayrıca Salary Insights platformu üzerinden toplanan gerçek ve beyanlı maaş verileriyle birlikte değerlendirildi.
