
Planlar akışa karışıyor: “Kinetic Marketing” dönemi başlıyor
Pazarlama dünyasında uzun vadeli planlar, katı kampanya takvimleri ve hiyerarşik onay süreçleri giderek yerini daha akışkan, daha hızlı ve daha “canlı” yapılara bırakıyor. Markalar artık yalnızca mesaj üretmiyor; toplulukları dinliyor, kültürel sinyalleri anında yakalıyor ve bu sinyalleri doğrudan ürüne, deneyime ve ticarete dönüştürüyor. Bu yaklaşımın adı ise giderek daha sık anılıyor: Kinetic Marketing…
Kinetic marketing, klasik anlamda bir kampanya modeli değil; bir “pazarlama işletim sistemi” olarak tanımlanıyor. Başlangıç noktası kreatif fikirler ya da medya planları değil; toplulukların ne söylediği, nerede konuştuğu ve kültürle nasıl etkileşime girdiği. Sürekli dinleme, test etme, öğrenme ve yineleme üzerine kurulu bu yapı; pazarlamayı durağan bir plan olmaktan çıkarıp, gerçek zamanlı bir refleks mekanizmasına dönüştürüyor.
Bu yaklaşımın en çok konuşulan örneklerinden biri ise kozmetik markası Elf’ten geliyor. Marka, geçtiğimiz yıl net satışlarını yüzde 31 artırarak ABD’nin en çok satan kozmetik markası konumuna yükseldi. Bu büyümenin arkasında ürün inovasyonu, pazarlama ve perakende stratejisini tek bir akışta birleştiren organizasyon modeli yer alıyor.
Kinetic marketing nedir?
- Bir kampanya değil, bir işletim sistemi: Kinetic marketing; sabit planlara dayalı kampanyalar yerine, sürekli çalışan ve kendini güncelleyen bir pazarlama yapısı sunar.
- Başlangıç noktası topluluk: Strateji; kreatiften ya da kanaldan değil, topluluk davranışları, kültürel sinyaller ve gerçek zamanlı geri bildirimlerden beslenir.
- Sürekli test–öğren–tekrar döngüsü: Her aktivasyon öğrenmek için tasarlanır; elde edilen içgörüler hızla aksiyona dönüşür ve organizasyon genelinde paylaşılır.
- Reaktif değil, kasıtlıdır: Anlık tepkiler vermek yerine, her deneme bilinçli olarak kurgulanır; hız, stratejinin yerini almaz, onu destekler.
- Pazarlamayı takım sporuna dönüştürür: Pazarlama, inovasyon, teknoloji ve ticaret ekipleri arasında sürtünmeyi azaltarak talep ile teslimat arasındaki mesafeyi kısaltır.
Topluluktan ürüne giden en kısa yol
Elf’te pazarlama, ürün geliştirme ve ticaret arasındaki mesafe minimumda tutuluyor. Markanın küresel pazarlama lideri Kory Marchisotto, bu yapının markaya “sıfır sürtünme” sağladığını vurguluyor. Kinetic marketing anlayışında her test, öğrenmek için tasarlanıyor; her öğrenme ise kurum genelinde paylaşılıyor. Bu sayede rakiplerin tek bir kampanya hazırladığı sürede, Elf birden fazla ürün ya da aktivasyonu hayata geçirebiliyor.
Markanın TikTok, Twitch ve Roblox gibi platformlara erken girişi de bu yaklaşımın bir sonucu. “İçerikten önce kitle” ilkesini benimseyen marka, trendleri kovalamak yerine topluluğunun zaten var olduğu alanlarda anlamlı bir varlık göstermeyi tercih ediyor. Hatta TikTok’ta marka adına açılmış ve milyonlarca kullanıcıya ulaşmış bir hashtag’i fark ettikten sonra platforma adım atması, performans göstergelerinin değil topluluk sinyallerinin önceliklendirildiğini gösteriyor.
Bir takım sporu olarak pazarlama…
Kinetic marketing yaklaşımı, pazarlamayı izole bir fonksiyon olmaktan çıkarıyor. Finans, inovasyon, teknoloji ve iletişim ekipleriyle aynı hedef etrafında hizalanmış bir yapı gerektiriyor. Bu nedenle pazarlama, yalnızca kampanya üreten bir departman değil; organizasyon genelinde temas eden bir takım sporu olarak yeniden tanımlanıyor.
Bugünün aşırı hızlı ve doygun içerik dünyasında markalar için asıl mesele daha çok konuşmak değil, daha derin bağlar kurmak. Kinetic marketing de tam olarak bu noktada devreye giriyor: Markalara, topluluklarıyla aynı ritimde hareket edebilecekleri bir tempo kazandırıyor.
Kaynak: The Drum
