
Navigasyonun sözü bitti, tabela konuştu: “Google Haritalar hatalı!”
Yunanistan’ın küçük bir köyünde yaşanan basit gibi görünen bir hata, dijital çağın büyük bir gerçeğini yeniden hatırlattı. Google Maps, sürücüleri yanlış bir yola yönlendirince, köy yolu kısa sürede bir çıkmaza dönüştü. Yerel halkın çözümü ise son derece analog ama bir o kadar da çarpıcıydı: Yol kenarına asılan bir tabela… Üzerinde tek bir cümle yazıyordu: “Google Haritalar hatalı!”
Turemap CEO’su Semih Yıldırım’ın paylaştığı bu örnek, dijital sistemlere duyulan koşulsuz güveni görünür kılıyor. Haritalar, algoritmalar ve veri setleri; fiziksel dünyayı temsil etmek için tasarlanıyor. Ancak tek bir yanlış veri, yalnızca bir sürücüyü değil, bir mahallenin gündelik akışını da etkileyebiliyor.
Bu sahne, dijital haritaların hayatımızdaki konumunu özetler nitelikte. Bugün pek çoğumuz için ekranda görünen rota, tabeladan da yerel bilgiden de daha “gerçek”. Navigasyonun söylediği yön, sorgulanmıyor; takip ediliyor.
Haritalar sadece yol göstermez, algı da yaratır
Bu durum, yalnızca kırsal yollar için geçerli değil. Şehir merkezlerinde bir restoranın yanlış konumlanması, kapalı bir mağazanın hala “açık” görünmesi ya da yanlış saat bilgisi; markalar için doğrudan itibar ve deneyim problemine dönüşüyor. Haritalar artık yalnızca yön bulma aracı değil, markaların dijital vitrini.
Marka evreninde harita doğruluğu neden kritik?
Bugün Google Haritalar’da görünen bilgiler;
- Markanın ilk teması,
- Müşteri yolculuğunun başlangıç noktası,
- Fiziksel deneyimin ön izlenimi niteliğinde.
Yanlış adres, hatalı çalışma saati ya da eksik kategori bilgisi; “küçük bir hata” değil, doğrudan kayıp müşteri, boşa giden trafik ve zayıflayan marka algısı anlamına geliyor.
Bu nedenle markalar için harita platformlarını aktif ve doğru kullanmak artık operasyonel bir detay değil; stratejik bir zorunluluk. Dijitalde yanlış görünen bir rota, gerçek hayatta “markayı” da yanlış bir yola sokabiliyor.
Semih yıldırım yazdı: “Türkiye’de markalar Apple Haritalar reklamlarına hazır mı?”
