PR sektörünün geleceği Marketing Türkiye New Step’te konuşuldu: “Koronavirüs PR sektörünü dönüştürüyor”

Dünyadaki tüm dengeleri alt üst eden koronavirüs salgını, sağlığımızı ve sosyal yaşamımızı etkilediği gibi pazarlama ve iletişim dünyasını da derinden sarstı. Next Step’in bittiği, New Step’in başladığı bugünlerde gelecekte neler olacağını bilme ihtiyacı her zamankinden ağır basıyor. Marketing Türkiye olarak sektörün sac ayaklarını oluşturan sektör paydaşlarını düzenlediğimiz “Marketing Türkiye New Step” webinar’laryla bir araya getiriyoruz.

Bu buluşmaların ikincisi olan “PR Sektör Meydanı” oturumuna Türkiye’nin önde gelen PR ajanslarının kurucuları katıldı. Oturumda iletişimciler içinde bulunduğumuz süreci değerlendirirken, sektörün salgından nasıl etkilediğini ve gelecek öngörülerini paylaştı.

İşte “PR Sektör Meydanı” oturumunda öne çıkan başlıklar:

Rakiplerle dayanışma içinde olmalıyız 

Psikolojik, liderlik ve ekonomik açısından çok zorlu geçen bir süreç içerisindeyiz. Özellikle de çalışanların motivasyonlarını yükseltmemiz gerekiyor. Son dakikaya kadar çalışanların sağlığını ön planda tutarak hayatta kalmalıyız. Bu süreçte en az kayıpla çıkmalı, rakiplerle de dayanışma içinde olmalıyız. Süreç uzarsa herkesin dayanma gücünü kaybederiz.

Yeni bir liderlik tipi doğuyor

Her ne kadar dayanışma dönemi olsa da bu süreçte yeni bir lider tipi ile de taşınıyoruz. Bu liderlik tipi yeni çalışma düzeni yaratacak. Bu dönem gerçek yetenekler ortaya çıkacak ve önemli hale getirecek.

İletişim sektörünün önemi artacak

Bu dönemle birlikte iletişim sektörünün önemi daha da artacak. Nitekim markalarda büyük bir iletişim çabası içinde. Bu süreçten önce herkes herkesi bildiğini zannediyordu. Ama bu salgın bilgiye sahip olan kişilerin önemini artırdı. Bilgi gücünü iyice güçlendirdi.

PR sektörü dönüşüyor

Bu süreç PR sektörünü dönüşüm içine soktu. Yetkinliklerimizin neler olduğunu hem kendimiz görebildik hem de kurumlara gösterebildik. Aslında bizim uzun süredir altyapısını oluşturduğunu kreatif yetkinliğimizi gösterme fırsatına da ulaştık. Yapay zeka ve dijitalle karşı gücümüz yaratıcılık. Her kriz yaratıcılığı da geliştirir.

Dijitalde ne kadar eksik olduğumuzu gördük

Kurumların dijitalde ne kadar eksik olduğunu gördük. Nitekim markalar  hemen dijital ile iş birliği modellerine geçiş yaptı. Ve bundan sonraki dönem içinde neler yapabileceklerini planlıyorlar. Tüketiciler dijital sistemlere alıştıktan sonra da geriye pek  dönüş olmayacak. Sosyoekonomik seviyesi yüksek kişilerin tüketim alışkanlıkları değişecek.

Daha sade bir dünyaya doğru ilerliyoruz

Tercihlerimiz yaşam biçimlerimizle birlikte tasarrufumuz ve dayanışma olgumuz daha da gelişecek. Bu dönemden sonra insani yönlerimiz öne çıkacak, daha başka hayat tarzlarına sahip olacağız. Özellikle bireylerde doğaya kaçma istediği, sevgi ve samimiyet duyguların artığına şahit oluyoruz.

İnsan doğasına aykırı bir iş yapıyoruz

İletişim yöntemlerimiz değişiyor. Küçük ekranlar üzerinden hem iletişim içinde olmalı hem de işimizi yapmak zorundayız. Bu ani değişim markaları da ciddi anlamda zorluyor. Markalar bu süreçte ne söylemesi konusunda kafa karışıklığı yaşıyor.

İçeriğin gücü artıyor

İçeriğe sahip olanın gücü de artıyor. TV’de yapımlar durdu ve içerik üretimi neredeyse bitti. Netflix gibi stok yapımlara sahip platformlarının değeri iyice arttı. Efektif içeriğin gücü bir kez daha önem kazandı.

Küçük ekranlardan kriz yönetiyoruz

Küçük kameralar karşısında kriz yönetmek oldukça zor. Dijitalde ve sosyal medyada ciddi yoğunluk içinde iletişim yapmaya çalışıyoruz. Evden prodüksiyon nasıl yapılır onu öğreniyoruz. Bu da bizim sektörü iyice yorucu hale getiriyor.

Dünya bilimden uzaklaşıyor

İnsanlar bilimi çok dışlamaya başladı. Dünya bilimden iyice uzaklaşıyor, buna engel olmalıyız. İletişimciler olarak elimizin değdiği her alanda bilimin itibarını yeniden yükseltmek zorundayız. Bilimin dışına çıkan, insanlık için olmayan her şeyi karşı durmalıyız.

İletişimcilerin sorumluluğu arttı

Bu sürecin dayanışma lideri nasıl olunur, panik nasıl yönetilir sorumluğumuzun öne çıktığını gördük. İletişimcilerin  sorumluluğu arttı. İletişimciler bütün müşterilerine iyi insan iyi marka olması konusunda baskı yapmaları gerekiyor. Müşterilerimizi dönüştürmemiz gerekiyor.

Markalar bu dönemde bile insafsızca eleştiriliyor

Basın ve influencer’lar bu dönemde markalara çok fazla yükleniliyor. Bu süreçte çalışan markaları insafsızca basit nedenlerle ağır eleştirdiklerini görüyoruz. Bu dönemde insafsızca yapılan eleştirilerin yararı olmadığı gibi insanları daha da kaosa sürükleyebilir.

İLGİLİ HABERLER