25 Ocak Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Konuşmak kadar “susmak” da iletişimdir!
Haberler

Konuşmak kadar “susmak” da iletişimdir!

Marketing Türkiye
16 saniye önce
4 dk okuma
Konuşmak kadar “susmak” da iletişimdir!
Burçak Taşkın Yurdakul
İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA)
Yönetim Kurulu Başkanı

İletişim dünyası, doğası gereği sürekli hareket halinde. Kullandığımız araçlar değişiyor, alışkanlıklar dönüşüyor, beklentiler yeniden şekilleniyor. Ancak bazı dönemler vardır ki bu değişim yalnızca yenilikleri değil, mevcut refleksleri de sorgulatır. 2025 yılı, Türkiye’de sektörümüz açısından tam da böyle bir dönem olarak kayda geçti…

Geçtiğimiz yıl uzun süredir biriken başlık­ların netleştiğini gördük. Dijital mecralar, yapay zeka, influencer ekonomisi, toplumsal hassasi­yetler ve artan belirsizlik ortamı; PR’ı kurumsal olgunluk ve sorumluluk ekseninde yeniden tanımladı. 2025’i bir sıçrama yılı değil; önceliklerin yeniden tartıldığı bir geçiş yılı olarak okumak daha doğru.

2025’te içerik üretimi hızlandı. Dijital kanalların çoğalması, creator ekonomisinin büyümesi, ya­pay zeka araçlarının günlük işlerin içine yerleş­mesi… Markalar için “konuşmak” hiçbir zaman bu kadar kolay olmamıştı. Ama tam da bu yüz­den, şu soruyla yüzleştik: Çok konuşmak, gerçek­ten etki yaratıyor mu?

İstikrarlı, şeffaf ve etik bir iletişim yaklaşımı; özellikle kırılgan dönemlerde markaların güven sermayesini belirliyor. Güven, bugün yalnızca bir itibar unsuru değil; rekabet üstünlüğünü sürdü­rülebilir kılan temel bir değer. Bu nedenle PR’ın odağı, “ne kadar görünürüz?” sorusundan çok, “ne kadar güveniliriz?” sorusuna kayıyor.

Kriz iletişiminde yeni eşik

Değişken medya düzeni ve öngörülemez riskler, kriz iletişimine bakışı da dönüştürüyor. 2025, krizi yalnızca ortaya çıktığında yönetmenin ye­terli olmadığını bir kez daha gösterdi. Bugün ih­tiyaç duyulan şey, kriz yönetimini bir savunma refleksi olarak değil, kurumsal bir hazırlık kültü­rü olarak ele almak.

Güncel tutulan senaryolar, erken uyarı sistemleri ve net karar mekanizmaları; hızlı ama kontrollü tepkinin ön koşulu haline geliyor. Bu yaklaşım, markaları yalnızca krizden çıkarmıyor; olası kriz­lerin etkilerine karşı daha dayanıklı kılıyor.

Dezenformasyon ve proaktif iletişim

Bilgi kirliliği, geçtiğimiz yıl markalar için en hızlı itibar riski yaratan alanlardan biri oldu. Yanlış bilgi, bağlamından koparılmış içerikler ve kasıtlı ma­nipülasyonlar; yalnızca iletişim ekiplerinin değil, tüm kurumun hazırlıklı olmasını gerektiriyor.

Bu noktada PR’ın rolü, yanlış bilgiyi düzeltmek­ten öte; doğrulama süreçlerini güçlendiren, pay­daşların medya okuryazarlığını artıran ve proak­tif bir koruma hattı oluşturan bir yapı kurmak. Bu yaklaşım, yalnızca kurumları değil, toplumu da medya okuryazarlığı anlamında güçlendiren bir iletişim anlayışını beraberinde getiriyor.

Empati, birleştirici dil ve gerçek sürdürülebilirlik

Toplumsal gerilimin arttığı dönemlerde marka­ların dili daha da önem kazanıyor. 2025, empa­tik, birleştirici ve barışçı bir iletişim perspektifi­nin artık bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu gösterdi. Tansiyonu yükselten değil düşüren; ay­rıştıran değil birleştiren bir dil, markaların sos­yal rolünü daha sorumlu bir zemine taşıdı. Bu yaklaşım, iletişimi yalnızca mesaj üretme değil; köprü kurma pratiği haline getiriyor.

Tüketicilerin markalardan beklentisi net: Öl­çümlenebilir, doğrulanabilir ve somut sürdü­rülebilirlik çıktıları. 2025’te “iddia” dili etkisini yitirirken, kanıta dayalı etki modeli öne çıktı. Bu durum, markaları sürdürülebilirliği bir iletişim söylemi olmaktan çıkarıp, değer zincirinin ta­mamına yayılan etik bir yönetim anlayışıyla ele almaya zorluyor.

Gerçek sürdürülebilirlik, PR için artık yalnızca anlatılan değil; hesap verebilir biçimde ortaya konulması gereken bir alan.

Yerel değerler ve topluluklar

Konuşmak kadar “susmak” da iletişimdir!

Küresel etkileşim arttıkça, markaların yerel de­ğerlerle kurduğu ilişki daha da kritik hale geliyor. Yerelden beslenen marka hikâyeleri ve topluluk katılımını önceleyen modeller; güven tesisini güçlendiren önemli unsurlar.

Kitle iletişimi yerini, gittikçe daha küçük ama daha bağlı mikro-topluluklara bırakıyor. Sami­miyet beklentisinin derinleştiği bu dönemde, kusursuzluk değil; insanîlik ve güvenilirlik değer kazanıyor.

Yapay zeka geldi, işler hızlandı… Peki, derinleşti mi?

Yapay zeka, geçtiğimiz yıl itibarıyla PR’ın günlük prati­ğine yerleşti. Araştırma hızlandı, raporlama hız­landı, taslak üretimi hızlandı. Bu iyi haber. Kötü haber ise şu: Vasat da hızlandı.

Kişiselleştirme arttıkça, veri etiği ve mahremiyet beklentisi de yükseliyor. Rıza temelli veri süreç­leri, güçlü güvenlik standartları ve siber dayanık­lılık; markaların sorumluluk alanının ayrılmaz parçası hâline geliyor.

Yapay zeka ise hız ve verimlilik sağlamanın öte­sinde, doğru uygulandığında kaliteyi ve ölçek­lenebilirliği artıran stratejik bir kaldıraç işlevi görüyor. Ancak bu güç, etik ilkelerle dengelen­mediğinde güven kaybı riskini de beraberinde getiriyor.

Konuşmak kadar susmak da iletişim değil mi?

2025’in en zor sınav alanlarından biri, markala­rın toplumsal meseleler karşısındaki duruşuydu. Bugün yalnızca ne söylediğiniz değil ne zaman konuştuğunuz ne kadar tutarlı kaldığınız ve kimi zaman da neden konuşmadığınız ölçülüyor.

Göstermelik kampanyalar, kısa vadeli gündem yakalama çabaları artık çok daha hızlı teşhir olu­yor. Bu nedenle PR’ın rolü, markayı her konuda konuşturmak değil; doğru zamanda, doğru ton­da, doğru gerekçeyle iletişim kurmasını sağla­mak. Ve evet, bazen de “konuşmamak” kararını doğru gerekçeyle taşıyabilmek…

İç kültür ile dış iletişimin uyumu, 2025’te daha görünür bir başlık hâline geldi. Çalışan deneyimi güçlendikçe, dış itibar da daha istikrarlı biçimde pekişiyor. Kuşaklararası uyum, mentorluk ve sü­rekli öğrenme kültürü; insan sermayesini strate­jik bir avantaja dönüştürüyor.

Aynı zamanda içerik bombardımanı, “az ama de­ğerli” iletişim ihtiyacını güçlendiriyor.

2026’ya bakarken

2026, yalnızca dijital mecralar ve bol bol görü­nürlük yılı olmayacak. Etik, sürdürülebilirlik, gü­ven, toplumsal sorumluluk ve kurumsal olgunluk temelli uzun soluklu bir maraton bizi bekliyor. Teknoloji, deneyim ve etik değerlerin kesişimin­de şekillenen yeni marka kimliği, PR’ın rolünü daha da stratejik bir noktaya taşıyor.

Geçtiğimiz yıl PR sektörüne önemli bir şeyi hatır­lattı: İletişim, yalnızca anlatmak değil; anlamak, tartmak ve sorumluluk almaktır.

2026’ya giderken halkla ilişkiler, daha az gürül­tüyle daha fazla güven üretmek zorunda. Bunu başarabilenler için PR çok güçlü bir disiplin. Di­ğerleri içinse bol görünürlük alınan ama kırılgan bir yıl olmaya devam edecek.

PR sektörü: Ölümle ölümsüzlük arasında

featured
1 “Yılın İnovatif Ürünleri” araştırması için son başvuru tarihi 31 Ocak!
“Yılın İnovatif Ürünleri” araştırması için son başvuru tarihi 31 Ocak!
2 E-ticarette fahiş fiyatlara erişim engeli
E-ticarette fahiş fiyatlara erişim engeli
3 Brandverse Awards başvuruları başladı!
Brandverse Awards başvuruları başladı!
4 Halit Ergenç Toyota için kameraların karşısına geçti, izleyenler ikiye ayrıldı
Halit Ergenç Toyota için kameraların karşısına geçti, izleyenler ikiye ayrıldı
5 Yeni nesil bağlılık: Çalışanlar işten kopmuyor, denge arıyor
Yeni nesil bağlılık: Çalışanlar işten kopmuyor, denge arıyor
Güncel Haberler
Konuşmak kadar “susmak” da iletişimdir!
Konuşmak kadar “susmak” da iletişimdir!
“Tünelin ucunda ışık var” diyen CEO’ların sayısı azalıyor
“Tünelin ucunda ışık var” diyen CEO’ların sayısı azalıyor
Başarı için liderlerin odağında ne olmalı?
Başarı için liderlerin odağında ne olmalı?
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

TVekstra, "Best Advertising Innovation Using HbbTV" ödülünü kazandı
Haberler
TVekstra, “Best Advertising Innovation Using HbbTV” ödülünü kazandı
İrem Alimoğlu
14 Kasım 2025
Yapay zekanın yaratıcılarından Yann LeCun: "Asıl sorun yapay zeka değil, aptallık"
Haberler
Yapay zekanın yaratıcılarından Yann LeCun: “Asıl sorun yapay zeka değil, aptallık”
Sena Tufan
2 hafta önce
IBM’den 2026’ya bakış: Belirsizliği yönetenler kazanacak!
Haberler
IBM’den 2026’ya bakış: Belirsizliği yönetenler kazanacak!
Nafizcan Önder
2 hafta önce
KitKat’ın yeni yüzü Teoman: “Bu kez bırakmıyor, sadece mola veriyor!”
Haberler
KitKat’ın yeni yüzü Teoman: “Bu kez bırakmıyor, sadece mola veriyor!”
Nafizcan Önder
1 hafta önce
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.