
Infleuncer’lar gelen PR hediyelerinin vergisini verecek!
Sosyal medya influencer’larına gönderilen PR ürünlerinin vergiye tabi olup olmadığı uzun süredir tartışılıyor. Bu konu, T.C. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Reklam Özdenetim Kurulu iş birliğiyle yürütülen Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitim Programı’nın son eğitimlerinde gündeme geldi. Eğitimlerde, influencer’lara markalar tarafından gönderilen “hediye” ürünlerin aslında her zaman masum bir hediye olarak görülmediği vurgulandı.
Paylaşılan bilgilere göre, markaların tanıtım amacıyla gönderdiği ve geri istenmeyen ürünler, vergi açısından “ayni menfaat” olarak değerlendirilebiliyor. Yani influencer’ın cebine para girmese bile, bir ürün kendisine tanıtım karşılığı veriliyorsa, bunun ekonomik bir değeri olduğu kabul ediliyor. Başka bir ifadeyle, bir markanın influencer’a paylaşılması için gönderdiği ürün vergi açısından gelir olarak görülebiliyor.
Üst sınır 5,3 milyon TL
Bugünkü sistemde sosyal medya içerik üreticilerinin büyük bölümü özel bir vergilendirme rejimine tabi. Buna göre influencer’ların elde ettiği gelirler, Türkiye’de açılan özel bir banka hesabına yatırılıyor ve banka bu gelirler üzerinden yüzde 15 vergi kesiyor. Yıllık toplam kazanç belirlenen sınırı aşmadığı sürece, bu yüzde 15’lik kesinti nihai vergi olarak kabul ediliyor ve ayrıca beyanname verilmesine gerek kalmıyor. 2026 yılı için bu üst sınır 5,3 milyon TL olarak uygulanacak.
Ürünleri bedeli de gelir olarak yansıyor
Ancak influencer’lara PR çalışmaları kapsamında gönderilen ve geri iade edilmeyen ürünler de eğer tanıtımın bir parçasıysa, gelir hesabına dahil edilebiliyor. Örneğin bir influencer’a bir yıl içinde markalar tarafından 4 milyon TL nakit ödeme yapılmışsa ve buna ek olarak toplam değeri 1,5 milyon TL olan ürünler gönderilmişse, vergi açısından toplam kazanç 5,5 milyon TL kabul ediliyor. Bu tutar 2026 yılı için belirlenen 5,3 milyon TL’lik sınırı aştığı için, özel vergilendirme rejiminden çıkılıyor ve genel gelir vergisi kuralları devreye giriyor. Bu durumda influencer’ın yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi ve kazancının, gelir vergisi tarifesine göre vergilendirilmesi gerekiyor.
Bu örnek, PR gönderilerinin “hediye” olarak adlandırılmasının tek başına belirleyici olmadığını gösteriyor. Vergi açısından asıl önemli olan, bu ürünün tanıtım karşılığı verilip verilmediği ve influencer’a ekonomik bir fayda sağlayıp sağlamadığı. Kısacası, markadan gelen bir ürün eğer içerikte kullanılıyor ve geri istenmiyorsa, vergi mevzuatı bunu bir kazanç olarak değerlendirebiliyor.
“Önemli olan ekonomik değeri”
Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Vergi Baş Müfettişi Anıl Bilen, vergisel sonuçların somut olayın özelliklerine göre belirlendiğini hatırlatarak şu ifadeleri kaydetti:
“Vergisel değerlendirmede esas olan, menfaatin ‘hediye’ olarak adlandırılması değil; sağlanan değerin ekonomik ve hukuki mahiyetidir. Faaliyet ticari nitelikte yürütülüyorsa, Gelir Vergisi Kanunu’nun 38’inci maddesi uyarınca kazanç tespitinde nakit tahsilatla sınırlı bir yaklaşım yeterli değildir; fenomene sağlanan ayni değerler de ticari kazancın unsuru olarak dikkate alınır.
İçerik üreticisinin faaliyeti kendi nam ve hesabına değil de bir işverene bağlı olarak yürütülüyorsa ve bu kapsamda kendisine bir menfaat sağlanıyorsa, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde tanımlanan ücret kapsamında, hizmet karşılığı sağlanan ayın menfaat olarak değerlendirme yapılması gerekir. Bu çerçevede belirleyici olan, sağlanan menfaatin isimlendirilmesi değil; menfaatin ekonomik karşılığıdır. Bir ürünün iade edilmiş olması her durumda vergisel sonucun ortadan kalktığı anlamına gelmez; bazı hallerde vergisel sonuç, mülkiyet devrinden ziyade kullanım veya yararlanma hakkının iktisadi değerine dayanır.
Örneğin tanıtım amacıyla 15 gün süreyle tahsis edilen bir aracın daha sonra iade edilmesi, 15 günlük kullanım hakkının ekonomik değerini ortadan kaldırmaz. Aynı aracın piyasa koşullarında 15 günlüğüne kiralanması hâlinde ortaya çıkacak bedel, sağlanan ayni menfaatin ölçüsüne esas alınabilecek objektif bir gösterge niteliğindedir. Vergi sistematiği, bedelin nakit ya da ayni olmasına değil; ekonomik değerin varlığına ve mahiyetine odaklanır. Aksi halde, hizmet bedelinin para yerine bir mal veya menfaatle karşılandığı işlemlerin (örneğin bir tanıtım hizmeti karşılığında nakit ödeme yapılmayıp telefon/benzeri ürün verilmesi yahut bir hizmetin “hediye ürün” ile karşılanması) vergileme dışında bırakılması gibi sonuçlar doğar ki bu yaklaşım, ekonomik gerçeklik ilkesiyle uyumsuz sonuçlar doğurur. Bu nedenle değerlendirme, her somut olayda sağlanan menfaatin gerçek ekonomik karşılığı esas alınarak yapılır.”
