Değişen tüketici davranışına ayak uydurmak için yapılması gerekenler

Tüm dünyayı kasıp kavuran ve “yüzyılın krizi” olarak adlandırılan 2008 krizi, meğer yüzyılın krizi değilmiş. Zira tarih tekerrür ediyor diyebileceğimiz birçok ortak nokta var. Peki bu kriz nasıl aşılmış? Yapılan araştırmalar pandemi sebebiyle yaşanan krizin de benzer fırsatlara işaret ettiğini gösteriyor…

Krizin ilk 6 ayı para karşılığı sunulan değere öncelik veriliyor

2008 ekonomik krizi başladığında tüketicilerin öncelikleri de duruma paralel olarak değişti. İnsanlar online kaynakları kullanarak fiyatları kolayca karşılaştırmaya, böylece daha iyi fırsatlar bulmaya ve e-ticaret ile ilgili endişelerini gidermeye başladı.

2007 ile 2009 yılları arasında ABD’de, alışveriş yapan neredeyse her beş kişiden biri daha uygun fiyat etiketi olan ürünleri satın aldı. Daha uygun fiyatlı ürünlere geçmeyenler (yüzde 41) hâlâ en sevdikleri kaliteli markaları tercih ettiklerini belirtse de bunların “o kadar para vermeye değmeyeceğini” düşünüyordu.

Koronavirüs pandemisi boyunca da benzer davranışlar tetiklendi. Statista’ya göre 2020’nin Haziran ayında küresel perakende e-ticaret trafiğinde 22 milyar ziyaretle rekor bir aylık artış görüldü. Aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki tüketiciler internetten fırsat yakalamanın yeni bir övünç kaynağı olduğunu dile getirdi. Tüketicilerin yarısından fazlası, indirimli ürünlere daha fazla dikkat ettiğini belirtti.

2020 yazının başlarında beş tüketiciden ikisi daha fazla online alışveriş yaptıklarını belirtti ve en büyük avantajın düşük fiyatlar ile promosyonlar olduğunun özellikle altını çizdi.

Kriz sonrası belirsiz geçen yıllar: Sınır ötesi satışların başlangıcı

Euromonitor International’ın piyasa araştırmasına göre 2008 yılında yaşananlar bir taşma noktası niteliğindeydi ve bunun sonucunda online perakendeciler global olarak genişlemenin yollarını yani ana pazarlarındaki ekonomik sorunları dengeleyebilecekleri ihracat seçeneklerini keşfetti. Örneğin, Barclays’in araştırmasına göre Birleşik Krallık’ta 2007 ile 2014 yılları arasında kurulan küçük ve orta ölçekli şirketlerin üçte ikisi faaliyetlerinin ilk senesinde ihracat yapmaya başladı. Birleşik Krallık’ta 2007’den önce kurulan şirketlerin ihracat yapma olasılığı çok daha düşüktü. Hatta bu şirketlerin yalnızca yüzde 34’ü faaliyetlerinin ilk senesinde ihracat yaptıklarını söyledi.

Günümüzde ise işletmeler, online alışveriş yapan ve ürün satın almaya hazır olan çok daha geniş bir uluslararası kitleye sahip. 2020 yılının Ocak ayından Haziran ayına kadar sınır ötesi online satışlar bir önceki yıla göre yüzde 21 oranında büyüdü. Batı Avrupa’da sınır ötesi e-ticaret satışları 2020’nin Mayıs ayında bir önceki yıla kıyasla yüzde 30 yükseldi. Basra Körfezi bölgesinde ise sonuçlar çok daha etkileyiciydi. Sınır ötesi web satışları aynı zaman diliminde yüzde 236 arttı.

Pandemi sırasında çoğu işletme kategorisinin online müşteri tabanında yüzde 10’u aşkın bir büyüme görüldü. Çok sayıda tüketici, gerçek mekanda faaliyet gösteren mağazalar yeniden açıldığında bile online alışveriş yapmaya devam etmeyi düşündüğünü söylüyor.

5 yıl sonrası: yeni tüketici alışkanlıklarının kalıcı olmaya başlaması

Son ekonomik daralmanın ardından tüketiciler fiyatları karşılaştırmanın, indirimleri beklemenin ve daha iyi fırsatlar yakalamak için alışverişe erken başlamanın avantajlarını gördükçe yeni alışveriş davranışları norm haline geldi. Tüketiciler online fırsatları aramaya devam ederken ihracat yapan işletmeler büyüdü ve dünya ticareti 2010 yılında en büyük yıllık artışı yaşadı. Dünya Ticaret Örgütü’ne göre 2010 yılında ürün ihracatlarında yüzde 14,5 sıçrama görüldü.

Yeni oluşan tüketici davranışlarının çoğu kalıcı olacak gibi görünüyor. Tarih 2020 yılında da tekerrür edebilir. Tüketiciler e-ticaret konusunda gitgide daha rahat hissetmeye başlıyor ve bu durum sınır ötesi online alışverişlerde de artışı tetikleyebilir. İlk işaretler, tüketicilerin bazı karantina alışkanlıklarından keyif almaya başladığını gösteriyor. Y ve Z kuşağının yarısından fazlası, pandemi bittikten sonra daha fazla hijyen, daha sağlıklı beslenme veya kişisel gelişime daha fazla zaman ayırma gibi karantina alışkanlıklarını sürdüreceklerini söylüyor.

İşletmelerin çıkarabileceği önemli dersler

  • İhracat yoluyla büyüme oranını artırın: İşletmeniz yeni fırsatları yakalamaya, alışveriş yapanların ihtiyaçlarını karşılamaya ve her zamankinden daha fazla küresel ölçekte düşünmeye hazır olmalı.
  • Küresel düzeydeki erişiminizi genişletin: 2008 sonrasında küresel ticaretin tekrar sıçrama yaşamasıyla çoğu perakendeci uluslararası varlık düzeyini genişletmek için harekete geçti ve zaman zaman yeni pazarları hedeflemeye çalıştı. Yeni pazarlara girerken pazarlama stratejinizi derinlemesine değerlendirin.
  • Müşteri eğilimlerini gözlemleyin: Geleceği öngöremezsiniz ancak tüketici eğilimleri aniden değiştiğinde buna hızla uyum sağlamalısınız.

Kaynak: Think with Google

İLGİLİ HABERLER