
2026 yılında neden 2016’ya döndük?
Snapchat’in köpek efekti, Retrica’nın pembe filtresi ve Instagram’ın neşeli günleri, challenge videoları… Son günlerde eski günlerden kapımızı çalan bir misafir var: 2016 yılı. Aradan geçen 10 yılın ardından yeniden profilleri süsleyen o karelerin altındaki notlarsa hep aynı: “Daha mutluyduk”, “Her şey daha basitti”, “İnternet daha keyifliydi.” Peki, gerçekten öyle miydi? Ne oldu da bir anda tüm internet alemi 2016’ya döndü?
TikTok verilerine göre son bir haftada “2016” aramaları yüzde 452 arttı. Platformda, doğrudan o yıla gönderme yapan filtreyle 55 milyondan fazla video üretildi. Dünyaya baktığımızda 2016, popüler kültür açısından kolektif bir buluşma noktasıydı. Herkes aynı şarkıları dinliyor, aynı akımlara katılıyor, aynı videolara gülüyordu. Pokémon Go sokakları doldurmuş, Mannequin Challenge ofislerden okul koridorlarına kadar yayılmıştı. Snapchat filtreleri bir eğlenceydi, Instagram hala “anı paylaşma” fikrine yakındı. The Chainsmokers, Justin Bieber, Drake listelerin zirvesindeydi; Zara Larsson’dan Rihanna’ya pop müzik, sosyal medyanın ritmini belirliyordu. Bugün geriye dönüp bakıldığında, bu ortak deneyim duygusu en çok özlenen şey gibi duruyor.

İnternet daha az yorucuydu
2016’nın cazibesi biraz da dijital dünyanın bugünkü haliyle kurduğu tezat üzerinden okunuyor. Algoritmalar henüz bu kadar baskın değildi; içerik üretmek bir performans yarışına dönüşmemişti. Paylaşmak, çoğu zaman sadece paylaşmaktı. Beğeni sayıları vardı ama hayatı yöneten bir metrik haline gelmemişti. Kısacası internet daha az yorucuydu.
Her şeyin “iyi” olduğu son yıl
Bu nostalji dalgasının arkasında küresel belirsizlikler de var. Yapay zekanın iş hayatını nasıl dönüştüreceği, ekonomik dalgalanmalar, politik kutuplaşmalar… Tüm bu başlıklar, bugünü daha ağır ve karmaşık hissettirirken; 2016, zihinde “henüz her şey bu kadar sertleşmeden önce”ye denk düşüyor…
2016 da Türkiye için zor bir yıldı
Türkiye içinse 2016, bugün sosyal medyada parlatıldığı kadar “hafif” bir yıl değildi. Tam tersine, kolektif hafızada derin izler bırakan kırılmaların üst üste geldiği, zorlayıcı bir eşikti. 15 Temmuz’daki darbe girişimi, yalnızca siyasi değil, toplumsal bir travma olarak hafızalara kazındı.
Tam da bu nedenle 2016’ya dönüş trendi, geçmişin tamamına değil; onun seçilmiş bir kesitine odaklanıyor. Bugün sosyal medyada paylaşılan 2016 anıları, yaşananları değil, o anların nasıl hissettirdiğini hatırlatıyor. Daha az kaygılı, daha az hesaplı, daha az yorgun bir dijital hayat fikrini…
Bugün 2016’ya bakarken gördüğümüz şey, geçmişten çok bugüne dair bir ipucu veriyor. Geriye dönme isteği, aslında ileriye dair duyulan belirsizliğin bir yansıması. Ve belki de bu yüzden, 10 yıl sonra bile hala 2016 konuşuluyor. Çünkü bazı yıllar yaşanıp bitmiyor; sadece şekil değiştirerek geri geliyor…
“Yılın İnovatif Ürünleri” araştırması için son başvuru tarihi 31 Ocak!
