Emeğin gücünü bilen markalar

Salgınla birlikte iş yaşamlarımız da değişti, çalışan-işveren bağlarımızda… Uzun yıllar “Kral” olarak tanımlanan tüketici şimdi tahtını “çalışanlar”la paylaşmayı talep ediyor, markalara “çalışanına sahip çık” mesajını veriyor. Bu mesajı almamakta ısrar eden şirketleri ise pandemi sonrası zor günler bekliyor! Peki, hangi markalar bu zorlu süreçte gerçekten çalışanlarına sahip çıktı, onları korudu, kolladı? Yeni süreçte çalışanların işverenlerden beklentileri nasıl şekillendi?

Thomas Kolster: “Toplumsal fayda, ticari getirilerin önüne geçiyor”

Topluma yalnız olmadığı mesajını vermek salgın süresince pek çok markanın temel stratejisi oldu. Ancak kimi bu söylemin altını fayda odaklı çalışmalarla doldurdu kimi ise “söylem”den öteye gidemedi. Thomas Kolster, reklam sektörünün tanıdığı ismiyle Mr. Goodvertising, birçok markanın pandemiyle birlikte yeni yeni sahiplenmeye başladığı “toplumsal fayda” stratejisinin önemini 10 yıldır anlatıyor. Bay Goovertising, değişen tüketici davranışlarını, pandemi sırasında yayınlanan reklamları ve salgından sonra reklam dünyasını nelerin beklediğini Marketing Türkiye’ye anlattı.

Dijital pazarlamanın yeni gözdesi: WhatsApp

Dijital ortamdan müşterileriyle hızlı, kolay ve birebir iletişim kurmak isteyen markalar salgın dönemiyle birlikte iyiden iyiye WhatsApp’ı bir dijital pazarlama kanalı olarak kullanmaya başladı. Sonuçlardan da oldukça memnunlar. Peki, nedir bu WhatsApp pazarlaması? Markalar WhatsApp’ı tüketici iletişiminde nasıl yeni bir kanal gibi kullanıyor? Türkiye’de WhatsApp pazarlamasını hayata geçiren markalar bunu hangi yaklaşımlarla destekliyor?

Özlem yanmaz yazdı: “Yeniyi ararken: global pazarlama trendleri 2020”

Yüksek belirsizlik döneminde tüketiciler kendilerine güven veren markaları tercih ediyor. Bununla birlikte, güncel araştırmalara göre, insanlar sonraki süreçte markaların pandemiye nasıl yanıt verdiklerini de hatırlayacaklar. Edelman’ın marka güven araştırmasında, katılımcıların yüzde 71’i finansalları insanın üzerinde tutan markalara güvenlerini sonsuza dek kaybedeceklerini belirtiyor.

Türkiye’yi iyileştiren markalar

Koronavirüsün dünya genelinde yayılma hızı düşse de her gün on binlerce insan virüse yakalanmaya devam ediyor. Diğer taraftan ilaç firmaları da dört bir koldan salgını frenleyecek aşı, ilaç ve tedaviler üzerinde çalışıyor. Tüm bu gelişmelerle birlikte salgınla savaşta ön cephede yer alan ilaç şirketleri yaptıkları bağışlar ve yürüttükleri kampanyalarla da toplumsal iyileşmeye katkı sağlıyor. Peki, toplumsal iyileşmeye katkı sağlayan, bu zor günlerde elinin taşın altına koyan ilaç şirketleri hangileri?

Dünyanın çöpe giden hazinesi!

Araştırmalara göre Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 15’i israf ediliyor. Bu da yıllık 500 milyar lira demek! Yaşadığımız olağanüstü süreç bizlere kaynaklarımızı korumanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösterirken STK ve markaların da bu alandaki bilinçlendirme çalışmaları hız kazanıyor. Peki, Türkiye ve dünyada israfın boyutu ne? İsraf ekonomisi toplumsal yaşamımızı nasıl etkiliyor?

Nedim Özkan: “Duvara bantlanan o muzu biz yedik!”

10 yıl önce yalnızca Turkcell’e hizmet vermek için kurulan İz İletişim bugün 41 ana marka altında 150’den fazla şirkete hizmet veriyor. Ajansın kurucusu Nedim Özkan’a göre bu 10 yıllık süreçte İz İletişim’in müşterileri için yarattığı en büyük katma değer Türkiye’de iletişimin layığıyla ve “disruptive” bir yaklaşımla yapılabileceğini göstermek oldu. “Duvara bantlanan o muzu biz yedik!” diyen Özkan ile geçtiğimiz 10 yılda PR sektörünün nasıl dönüştüğünü, İz’in yolculuğunu ve PR sektörünün geleceğini konuştuk. Özkan’ın anlattıkları gerçekten de iddia ettiği gibi “disruptive”.

Perakendede hijyen devrimi

Kalabalık yerlerden kaçınmaya şartlanan tüketicilerin değişen alışveriş davranışları perakende mağazalarının da geleceğini şekillendiriyor. Mağazalarında sağlık ve hijyene yönelik çok sıkı tedbirler alan markalar ziyaretçilerine güvenli bir alışveriş deneyimi yaşatmak için şimdiden kolları sıvadı. Peki, tüketiciler hangi tedbirleri “olmazsa olmaz” görüyor, perakendecilerden nasıl bir alışveriş ortamı bekliyor? Mağaza ziyaretlerinde hangi ezberler bozulacak? Marketing Türkiye için Xsights Araştırma ve Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen “Pandemi Sonrası Perakende Araştırması” işte bu soruları yanıtlıyor.

Salgın bize ne hissettirdi?

Koca bir bahar boşa çıktı koronavirüs nedeniyle… Bir ilkbaharı çaldı ömrümüzden salgın… Çok sıkıldık, çok bunaldık, çok özledik… Her şey normale dönmese de yeni bir başlangıca gebe gelecek günler. Sosyal mesafesiyle, maskesiyle, karantinasıyla karanlık bir dönemi geride bırakmamıza az kaldı. Peki, bu salgın sürecinde ne hissettik? En çok neye hasret kaldık, ilk kiminle buluşacağız? Yanıtlar Wizsight Araştırma’nın Marketing Türkiye için gerçekleştirdiği “Korona’nın Duygusal Etkileri” araştırmasında…

Detayları ve daha fazlası Marketing Türkiye Haziran sayısında sizi bekliyor.  Okumak için TIKLAYIN….

İLGİLİ HABERLER