
“CMO’nun Yeni Görev Tanımı” Marketing Türkiye Eylül sayısında!
Pazarlama liderleri yapay zekanın hızlandırdığı devasa bir dönüşümün tam merkezinde. Ancak CEO’ların sadece yüzde 14’ü tarafından duyulduğunu hisseden CMO’lar için artık yeni bir yol haritası şart. Marketing Türkiye’nin Deloitte Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri Hakan Göl öncülüğünde hazırladığı “CMO’nun Yeni Görev Tanımı” kapak dosyası; aşılması gereken etki açığını, yeni dönemin yetkinlik kodlarını ve pazarlamanın direksiyonunda kalmanın yollarını deşifre ediyor.
Aksoy Araştırma’nın sarsıcı sonuçlar barındıran “STK’lere Güven” raporundan, pop kültür devrimi Manifest’in toplumsal şifrelerine; Sia Insight imzalı “Reytingi En Yüksek Sporcular” çalışmasından VeriNays’ın “Türkiye Kahve Haritası”na uzanan Marketing Türkiye Eylül sayısı; kozmetikteki yeni oyun kuruculardan Zero-UI (görünmez deneyim) dönemine dek sektörün en güncel konularını mercek altına alıyor.
Bu zengin seçkiye; “Holdingler aldıkları butik ajansların ruhunu öldürdü!” çıkışıyla Untold Kurucusu Ergin Binyıldız, “Deneyim hiçbir zaman yemeğin önüne geçmemeli” vurgusuyla Michelin yıldızlı şef Fatih Tutak ve “Türkiye hala gerçek bir televizyon ülkesidir” diyerek TİAK Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Ali Türkarslan’ın ezber bozan söyleşileri eşlik ediyor.
Keyifli okumalar…
CMO 2.0: Yapay zeka, stratejik güç ve geleceğin pazarlama lideri

Pazarlama liderleri, yapay zekanın katalizör olduğu en keskin virajda; verimlilik baskısı, değişen tüketici beklentileri ve organizasyonel dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. CEO’ların sadece yüzde 14’ü tarafından tam anlamıyla duyulduğunu hisseden CMO’ların geleceğin pazarlama mimarına dönüşebilmesi için stratejik bir yol haritasına ihtiyaç var. Marketing Türkiye için Deloitte tarafından hazırlanan “CMO’nun Yeni Görev Tanımı” raporu işte o yol haritasını somut bir rotaya dönüştürüyor. Çalışma değişen liderlik rollerini, aşılması gereken etki açığını ve yeni dönemin yetkinlik kodlarını deşifre ediyor. Deloitte Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri Hakan Göl öncülüğünde hazırlanan rapor, algoritmalardan insan odaklı stratejilere uzanan yeni çağda pazarlamanın direksiyonunda kalmak isteyen liderler için eksiksiz bir kaynak niteliğinde…
STK’lerde güven depremi

Türkiye’de STK’lere yönelik güven, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin ardından ciddi bir sınavdan geçiyor.
Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma’nın gerçekleştirdiği “STK’lere Güven” araştırmasına göre katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lere duyduğu güveni azalttığını söylüyor. Her iki kişiden biri ise bundan sonra bağışlarını azaltmayı ya da tamamen bırakmayı düşünüyor. Peki, son yaşanalar ışığında Türkiye’de STK’lere güven ne düzeyde? En güvenilen STK’ler hangileri?
18 ayda parlayan bir pop kültür markası: Manifest

Şubat 2025’te “Zamansızdık” ile müzik sahnesine çıkan Manifest, geçen 18 ayda şarkıları, koreografileri, görsel dünyası, festivali, konserleri, ürünleri ve marka iş birlikleriyle kendi evrenini yarattı. Türkiye’de kız grubu kültürünü yeniden ana akıma taşıyan altı kişilik grup, şimdi rotasını global sahnelere çeviriyor. Peki, bu başarının ardında nasıl bir strateji yatıyor? Daha da önemlisi Manifest’i bir pop kültür çılgınlığına dönüştüren toplumsal kodlar neler?
Reytingi en yüksek sporcular

Sporcular artık yalnızca forma, spor ayakkabı ya da enerji içeceği markalarının dünyasıyla sınırlı kalmayıp; kişisel bakımdan telekomünikasyona, gıdadan günlük tüketim ürünlerine uzanan geniş bir marka evreninde boy gösteriyor. Üstelik sahadaki performans kadar sporcunun temsil ettiği değerler, hikayesi ve tüketiciyle kurduğu bağ da bu iş birliklerinin kaderini belirliyor. Sia Insight’ın Marketing Türkiye için gerçekleştirdiği “Reytingi En Yüksek Sporcular” araştırması, Türkiye’de sporun ve sporcuların tüketici nezdindeki karşılığını mercek altına alırken markalar için de dikkat çekici ipuçları sunuyor…
Holdingler butik ajansların ruhunu öldürdü

“Holdingler aldıkları butik ajansların ruhunu öldürdü” diyen Untold Kurucusu Ergin Binyıldız’a göre bağımsız ajansların yükselişi bir tesadüf değil; sektörün mevcut düzenine markaların ve yeteneklerin verdiği kaçınılmaz bir yanıt.
Markaların en büyük hatayı “saygı duymayacakları ajansları” tercih ederek yaptığını savunan Binyıldız ile yapay zeka çağında yaratıcılığın geleceğinden, Türkiye’nin Cannes performansına, bağımsız ajansların yükselişinden sektörün kronikleşen endişe iklimine kadar pek çok konuyu masaya yatırdık.
“Endişenin olduğu yerde yaratıcılık sadece rastlantılara ve Don Kişot’lara kalıyor” diyen Binyıldız, ilk yılını geride bırakan Untold için de iddialı konuşuyor: “Artık büyük sıklet markalara hazırız. İlk gelen gerçekten şanslı olacak.”
The Tech Summit ikinci yılında aksiyona çağırıyor

Teknolojinin geometrik bir hızla büyüyen kapasitesi; geleneksel yönetim teorilerini, iş yapış biçimlerini ve kurumsal yapıları kökten sarsmaya devam ediyor… Geçtiğimiz yıl bu alanda derin bir farkındalık yaratan ve teknoloji ekosisteminin tüm aktörlerini tek bir çatı altında toplayan The Tech Summit, ilk buluşmanın ardından bu yıl çıtayı çok daha yukarı taşıyor. Marketing Türkiye tarafından Deloitte Türkiye iş birliğiyle 1-2-3 Aralık 2026 tarihlerinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek etkinlik, bu kez teorik tartışmaları ve deneme süreçlerini geride bırakarak iş dünyasına net ve kaçınılmaz bir çağrıda bulunuyor: “AI Powered Future: Call to Action” (Aksiyona Çağrı)!
“Türkiye’nin yaratıcı gücünü dünyada daha görünür kılmalıyız”

Türkiye reklam ve tasarım dünyası, yaratıcı cesareti ve güçlü hikaye anlatıcılığıyla uluslararası arenada uzun süredir dikkat çekiyor. Ancak bireysel başarıları sürdürülebilir bir temsil gücüne dönüştürmek, genç yeteneklere dünyanın kapılarını açmak ve dahası Türkiye’yi küresel yaratıcı gündemin takipçisi olmanın ötesinde, aktörlerinden biri haline getirmek için güçlü bir ekosisteme ihtiyaç var. Tam da bu amaçla kurulan Advertising and Design Club Türkiye (ADCTürkiye), sektörün farklı disiplinlerini ortak bir zeminde buluştururken Türkiye’yi Avrupa’nın yaratıcı ağlarına daha güçlü biçimde bağlamayı hedefliyor. ADCEurope Yönetim Kurulu Üyesi ve ADC*Türkiye Kurucu Kurul Başkanı Demir Karpat Polat ile yapının kuruluş hikayesini, Türk reklamcılığının küresel arenadaki yerini, genç yaratıcılar için açılacak yeni kapıları ve yapay zeka çağında yaratıcılığın değişen anlamını konuştuk.
AI tarafından önerilmek ya da olmamak!

Bugünün tüketicisi bağlantılar arasında gezinmek yerine sorusunu doğrudan yapay zekaya soruyor; markaları onunla keşfediyor, karşılaştırıyor ve nihayetinde kararını onun yönlendirmesiyle veriyor… Peki, arama kutusundan AI’ın cevaplarına taşınan bu yeni rekabette markalar nasıl görünür olacak, güven kazanacak ve cevabın bir parçasına dönüşecek? Gelin önce bu yeni tüketici davranışının markalar için ne anlama geldiğine bakalım, ardından sözü bu dönüşümün merkezindeki lider isimlere bırakalım…
Türkiye’nin kahve haritası: Gelenek, gençlik ve değişen tüketim

Kahve, günün ilk yudumundan sosyal buluşmalara, kısa molalardan kişisel ritüellere uzanan güçlü bir yaşam alışkanlığına dönüşüyor. Türk tüketicisi her geçen gün kahveye daha sıkı bağlanırken tercihler de yaş, tüketim sıklığı ve yaşam tarzına göre ayrışıyor. Türk kahvesi kültürel gücünü korusa da gençler soğuk ve yeni nesil formatlara yöneliyor; markalar ise fiyat, lezzet ve ürün deneyiminin yanında algı, sadakat, boykot ve bulunurluk gibi dinamiklerle rekabet ediyor. Marketing Türkiye için VeriNays’ın gerçekleştirdiği “Türkiye Kahve Haritası” araştırması, kahve kültürünün geçirdiği dönüşümü ve tüketicinin değişen beklentilerini gözler önüne seriyor.
Sıradanlık tuzağının farkında mısınız?

Üretken yapay zeka reklam sektöründe hız, verimlilik ve düşük maliyet avantajları sunarken devasa bir riski de beraberinde getiriyor: Birbirine benzeyen, sıradan fikirler… Peki, tüm sektör aynı veri setleri ve komutlarla içerik üretirken markalar için fark yaratan kampanyalar tasarlamak nasıl mümkün olacak? Ajansların rekabet avantajı bundan sonra ne olacak? Reklamcılığın yeni sınavını sektörün önde gelen isimleriyle konuştuk…
“Deneyim hiçbir zaman yemeğin önüne geçmemeli”

“Türk mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biri ama uzun yıllar bunu doğru anlatamadık” diyen TURK Fatih Tutak’ın Kurucusu, Michelin yıldızlı şef Fatih Tutak, Türkiye’nin gastronomideki küresel iddiasının önündeki asıl bariyerin yetenek ya da zenginlikten çok, kendi hikayesini anlatabilmek olduğunu söylüyor.
“Başkalarının bizi nasıl görmek istediğine göre değil, gerçekten kim olduğumuza göre hareket etmeliyiz” diyen Tutak, bugün restoranların peşinden koştuğu deneyim ekonomisine de mesafeli: “Deneyim hiçbir zaman yemeğin önüne geçmemeli. Eğer mutfakta samimiyet yoksa, en etkileyici dekor bile uzun vadede sizi ayakta tutamaz.”
E-ticaretin en iyilerini halk seçti

Bir e-ticaret markasını gerçekten başarılı yapan nedir? En düşük fiyatı sunması mı, en geniş ürün gamına sahip olması mı, yoksa tüketiciye her temas noktasında kusursuz bir deneyim yaşatması mı? Marketing Türkiye için Akademetre Research and Strategic Planning’in gerçekleştirdiği “E-Ticaretin En İyileri Araştırması”, tüm bu parametreleri ölçümleyerek e-ticaret ekosisteminin tüketici nezdindeki performansını mercek altına alıyor. Jürisi halk olan araştırmada, farklı kategorilerde faaliyet gösteren markalar nihai tüketicilerin değerlendirmeleri doğrultusunda analiz edilerek e-ticaretin en başarılı oyuncularını gözler önüne seriyor…
Kurumsal iletişimin AI ile imtihanı

Hayatın ve iş yapış biçimlerimizin tamamına entegre olan yapay zeka; kurumsal iletişimden itibar yönetimine, kriz iletişiminden lider iletişimine kadar iletişim disiplininin tamamını yeniden şekillendiren stratejik bir araç haline geldi. Ancak verimlilik ve hız vadeden bu dönüşüm, beraberinde “özgünlük”, “güven” ve “etik” ekseninde kritik soruları da getiriyor. Türkiye’nin önde gelen kurumsal iletişim liderleriyle, yapay zekanın sunduğu fırsatları, düşülen en yaygın hataları ve markaların sesini tek tipleşmekten koruyacak insani dokunuşun sınırlarını konuştuk…
Kozmetikte yeni oyun kurucular
Güzellik endüstrisi, köklü markaların hakimiyetinden sıyrılarak daha çevik, topluluk odaklı ve bilim temelli yeni nesil oyuncuların yükselişine uzanan kapsamlı bir dönüşümden geçiyor. Sosyal medya, yapay zeka destekli ürün keşfi, skinification ve Kore dalgası gibi dinamikler, sektörde oyunun kurallarını yeniden yazıyor…
Türkiye, gerçek bir televizyon ülkesi

“Televizyonun öldüğü, gençlerin artık televizyon izlemediği” algısının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş. (TİAK) Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Ali Türkarslan, Türkiye’nin hala gerçek bir “televizyon ülkesi” olduğunu söylüyor. Türkarslan’a göre kişi başı günlük izleme süresinin 3 saat 38 dakikaya ulaşması, 15-34 yaş grubunda anlamlı bir düşüş yaşanmaması ve prime time izlemelerinin yüzde 78’inin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, televizyonun güçlü bir ortak deneyim alanı olduğunu gösteriyor. Türk dizilerinin yaklaşık 150 ülkede 700 milyon izleyiciye ulaşmasını da bu gücün küresel ölçekteki karşılığı olarak gösteren Türkarslan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan şiddet olaylarında televizyonun günah keçisi ilan edilmesine de karşı çıkıyor ve “İncelenmesi gereken alan şiddet, provokasyon ve dezenformasyonun yoğun olduğu sosyal medya ile dijital oyunlardır” diyor.
Sürdürülebilirlikte yeni paradigma: Vicdandan ekosisteme

Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminin 81 ilde kullanıma açılmasıyla geri dönüşüm yeniden Türkiye’nin gündeminde… Evlerde biriktirilen şişeler sosyal medyanın eğlenceli içeriklerine dönüşürken, depozito iade sistemi geri dönüşüm alışkanlıklarımızı da yeniden tartışmaya açıyor. Peki, Türkiye’de gerçek anlamda bir geri dönüşüm kültüründen söz edebilir miyiz? Sorumluluğu büyük ölçüde tüketiciye yüklemek ne kadar doğru? Geri dönüştürülebilir olmak bir ürünü sürdürülebilir kılmaya yetiyor mu; yoksa artık asıl meselemiz atığı dönüştürmekten önce onun oluşmasını engellemek mi olmalı? FM Halkla İlişkiler, İçerik ve İletişim Danışmanlık Kurucu Ortağı Fülay Yaşa Keskin liderliğinde Türkiye’nin geri dönüşüm kültürünü ve geri dönüşümün ötesine geçen yeni sürdürülebilirlik anlayışını mercek altına alıyoruz.
Deneyimde “görünmez basitlik” çağı başladı

Ekran yorgunluğu ve arayüz karmaşası, tüketicileri daha doğal ve sürtünmesiz etkileşim arayışına itiyor. Tıklamaların ve karmaşık menülerin yerini sesin, jestlerin ve sensörlerin aldığı “Zero-UI” ve “Ambient Experience” ile büyüyen görünmez deneyim çağı başlıyor… Peki, markanız ekranlar aradan çekildiğinde de tüketiciyle bağ kurmaya hazır mı?
Şehrin yaşayan bir parçası: Swissôtel The Bosphorus

35 yıldır İstanbul’un simge otelleri arasında yer alan Swissôtel The Bosphorus, bugün konaklama hizmeti sunan bir otel olmanın ötesinde gastronomi, etkinlik, wellness ve sosyal yaşamı bir araya getiren çok yönlü bir deneyim merkezi konumunda. Swissôtel The Bosphorus Genel Müdürü Utkan Gülaçtı ile otelin 35 yıllık yolculuğunu, İstanbul’un uluslararası turizmde artan cazibesini, deneyim ekonomisinin lüks otelciliği nasıl dönüştürdüğünü ve önümüzdeki dönemde sektörü şekillendirecek öncelikleri konuştuk.
Gülaçtı’ya göre artık başarı doluluk oranının yanı sıra otelin, şehrin sosyal yaşamına ne kadar dahil olduğu ve misafirleriyle kurduğu uzun soluklu bağlarla ölçülüyor.
