11 Temmuz Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma
  • Abone Girişi
  • Abone Ol
Kozmetikte yeni yönetmelik, yeni dönem: Vaat değil, kanıt kazanacak...

Kozmetikte yeni yönetmelik, yeni dönem: Vaat değil, kanıt kazanacak…

Gülben Dikmen
2 saat önce
6 dk okuma

Türkiye kozmetik sektörü, yeni Aromaterapötik Ürünler Yönetmeliği ile birlikte üretimden pazarlama iletişimine kadar köklü bir dönüşüm sürecine giriyor. Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) Başkanı Fuat Arslan’a göre önümüzdeki dönemde rekabeti fiyat değil; bilimsel kanıt, şeffaflık, sürdürülebilirlik ve marka değeri belirleyecek. Anadolu’nun tıbbi ve aromatik bitki zenginliğinin doğru stratejilerle buluşması halinde Türkiye’nin yalnızca üretim üssü değil, dünyada güven duyulan güçlü kozmetik markalarının merkezi haline gelebileceğini vurgulayan Arslan, sektörün yeni yol haritasını Marketing Türkiye için değerlendirdi.

Türkiye, sahip olduğu tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğini katma değere dönüştürme konusunda sizce yeterli noktada mı? Küresel rekabette nasıl bir konumdayız?

Türkiye, sahip olduğu bitki çeşitliliği ve Anadolu’nun yüzyıllara dayanan bilgi birikimiyle kozmetik sektörü açısından çok önemli bir potansiyele sahip. Sevindirici olan ise sektörümüzün bu zenginliği katma değere dönüştürme konusunda her geçen gün daha güçlü bir performans ortaya koymasıdır. Bugün birçok yerli üretici, Anadolu’nun tıbbi ve aromatik bitkilerini yenilikçi kozmetik içeriklerine ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlenmesi ve ürün geliştirme yatırımları da bu dönüşümü destekliyor. Türkiye bugün güçlü bir üretim altyapısına sahip ve yaklaşık 200 ülkeye kozmetik ihracatı gerçekleştiriyor.

Peki küresel rekabette bir üst lige çıkabilmek için hangi adımların atılması gerekiyor?

Ancak sahip olduğumuz doğal zenginlik düşünüldüğünde, küresel rekabette bir üst lige çıkabilmek için yalnızca kaliteli üretim yapmak yeterli değil. Patentli içerikler geliştirmek, özgün formülasyonlar oluşturmak ve güçlü markalar yaratmak gerekiyor. Anadolu’nun doğal zenginliğini bilim, teknoloji ve markalaşmayla buluşturabilirsek yalnızca ham madde ihraç eden değil, yüksek katma değerli kozmetik ürünleri geliştiren ve kendi markalarıyla dünyada söz sahibi olan ülkeler arasında yer alabiliriz. Hedefimiz, başka ülkelerin başarı modellerini takip etmek değil, kendi bilgi birikimimizden beslenen özgün başarı hikâyeleri oluşturmak olmalı.

Kozmetikte yeni yönetmelik, yeni dönem: Vaat değil, kanıt kazanacak...
Fuat Arslan
KÜAD Başkanı

Tüketicilerin “doğal”, “bitkisel” ve “temiz içerik” beklentisi giderek yükseliyor. Bu eğilim markaların stratejilerini nasıl etkiliyor?

Kozmetik sektöründe tüketicinin beklentisi son derece hızlı değişiyor. Bugün tüketici yalnızca ürünün vadettiği etkiye değil; formülasyonuna, kullanılan ham maddelerin kaynağına, üretim süreçlerine, sürdürülebilirlik yaklaşımına ve markanın kendisiyle kurduğu iletişimin ne kadar şeffaf olduğuna da dikkat ediyor. “Doğal”, “bitkisel” ve “temiz içerik” kavramlarının öne çıkmasının arkasında daha bilinçli, araştıran ve tercihlerini bilgiye dayandıran bir tüketici profili bulunuyor. Bu değişim markaların ürün geliştirme süreçlerini doğrudan etkiliyor. Artık yalnızca doğal kaynaklı bir içerik kullanmak yeterli görülmüyor. O içeriğin bilimsel olarak değerlendirilmesi, güvenlilik ve etkinlik çalışmalarının yapılması, sürdürülebilir şekilde temin edilmesi ve doğru formülasyonlarla tüketiciye sunulması bekleniyor.

İletişim tarafında markaları nasıl bir dönüşüm bekliyor?

İletişim stratejileri de aynı doğrultuda dönüşüyor. Tüketici artık genel ifadeler yerine kanıtlanabilir bilgiler, şeffaf içerik beyanları ve bilimsel temellere dayanan açıklamalar görmek istiyor. Bu nedenle markaların kullandıkları kavramları doğru, sorumlu ve mevzuata uygun şekilde ifade etmeleri büyük önem taşıyor. Türkiye kozmetik sektörünün fiyat rekabetinden uzaklaşarak güven, kalite, inovasyon ve marka değeri üzerinden rekabet etmesi gerektiğini uzun yıllardır vurguluyoruz. Önümüzdeki dönemde tüketiciye en yüksek sesle konuşan değil; en doğru, en şeffaf ve en güvenilir bilgiyi sunan markalar öne çıkacak.

Resmî Gazete’de yayımlanan Aromaterapötik Ürünler Yönetmeliği’ni sektör açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yönetmeliği kozmetik sektörü açısından uzun yıllardır ihtiyaç duyulan önemli ve stratejik bir düzenleme olarak değerlendiriyoruz. Özellikle bitki temelli içeriklerin ve aromaterapötik ürünlerin kullanımının hızla arttığı bir dönemde; üretimden kalite standartlarına, güvenlilik kriterlerinden piyasaya arz süreçlerine kadar pek çok konuda ortak bir çerçeve oluşturulması sektörümüz adına önemli bir kazanım. Bu düzenleme, hem üreticiler için daha öngörülebilir bir mevzuat altyapısı oluşturuyor hem de tüketicilerin güvenilir ve standartlara uygun ürünlere erişimini destekliyor.

Bu düzenleme kozmetik sektörü için neden önemli bir dönüm noktası?

Kozmetik sektörü son yıllarda doğal ve bitki temelli içeriklere yönelik önemli Ar-Ge yatırımları gerçekleştiriyor. Dolayısıyla bilimsel kriterlerin, kalite standartlarının ve izlenebilirliğin güçlendirilmesi yalnızca tüketici güveni açısından değil, sektörün sürdürülebilir büyümesi ve uluslararası rekabet gücü açısından da kritik önem taşıyor. Yönetmelik, kayıtlı, kaliteli ve bilim temelli üretimi teşvik eden yaklaşımıyla sektörümüz için önemli bir dönüm noktası niteliğinde. Bu düzenlemeyi yalnızca yeni bir mevzuat olarak değil, Türkiye’nin bitkisel kaynaklı ürünlerde katma değerli üretim hedefini destekleyen stratejik bir adım olarak görüyoruz. Bilimsel üretim anlayışını güçlendiren bu yaklaşımın; yenilikçi ürün geliştirme çalışmalarını ve Türk kozmetik sektörünün uluslararası rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz.

Yeni yönetmelikle birlikte üreticiler ve markalar açısından en önemli değişiklikler neler olacak? Sektörü nasıl bir uyum süreci bekliyor?

Yeni dönemin en önemli başlıklarından biri ürünlerin doğru sınıflandırılması ve mevzuattaki sınırların çok daha dikkatli yönetilmesi olacak. Bir ürünün kullanım amacı, formülasyonu ve tüketiciye hangi iddialarla sunulduğu, ürünün mevzuattaki konumunu doğrudan etkiliyor. Bu nedenle üreticilerin ve markaların ürün portföylerini, etiketlerini ve iletişim dillerini çok daha bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmesi gerekiyor.

Bu süreci yalnızca bir mevzuata uyum meselesi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda sektörün kurumsallaşması ve kalite standartlarının daha da güçlenmesi açısından önemli bir dönüşüm olarak değerlendiriyoruz. Kısa vadede firmalar açısından teknik değerlendirmeler, etiket revizyonları ve iletişim süreçlerinin yeniden ele alınması gibi çalışmalar gündeme gelebilir. Ancak uzun vadede doğru sınıflandırılmış, güvenlilik kriterleri güçlü ve tüketiciye açık bir şekilde anlatılan ürünlerin pazarda daha fazla karşılık bulacağına inanıyoruz. Regülasyonun sektör için bir engel değil, doğru yönetildiğinde rekabet gücünü artıran bir yol haritası olarak görülmesi gerekiyor.

Yönetmelik, ürün iddiaları ve sağlık beyanları konusunda nasıl bir çerçeve çiziyor? Markalar pazarlama iletişiminde hangi noktalara daha fazla dikkat etmek zorunda kalacak?

Ürün iddiaları ve iletişim dili, tüketici güvenini doğrudan etkileyen en hassas alanlardan biri. Kozmetik ürünler tedavi edici ya da hastalıkları önleyici bir ürün gibi konumlandırılamaz. Ancak özellikle dijital iletişimin hızlanmasıyla birlikte zaman zaman ürünün gerçek fonksiyonunun ötesine geçen söylemlerle karşılaşabiliyoruz. Yeni düzenlemeler ve artan denetim yaklaşımı, markaların iletişim süreçlerini daha kontrollü ve bilimsel bir zeminde yürütmesini zorunlu hale getiriyor. Burada markalara düşen en önemli görev, pazarlama ekipleriyle teknik ve regülasyon ekiplerini birbirinden bağımsız çalıştırmamak. Bir ürünün laboratuvarda geliştirildiği andan tüketiciye anlatıldığı son noktaya kadar aynı doğruluk çizgisinin korunması gerekiyor. Bugün tüketici çok hızlı bilgiye ulaşıyor ve yanlış ya da abartılı bir iddiayı çok kısa sürede sorgulayabiliyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde daha fazla vaat sunan markaların değil, sunduğu vaadi bilimsel ve teknik olarak destekleyebilen markaların öne çıkacağını düşünüyorum. Güven, kozmetik sektörünün en önemli sermayesidir ve iletişim stratejilerimizi de bu anlayışla kurgulamak zorundayız.

Sosyal medya ve dijital platformlarda aromaterapi ve bitki temelli ürünlere ilişkin çok sayıda içerik üretiliyor. Yeni düzenleme, dijital iletişim ve influencer iş birliklerini nasıl etkileyecek?

Bugün dijital iletişim, ürünün kendisi kadar önemli bir sorumluluk alanına dönüşmüş durumda. Tüketici ürünle ilk temasını çoğu zaman mağazada değil; sosyal medyada, bir influencer paylaşımında ya da e-ticaret platformunda kuruyor. Dolayısıyla dijital ortamda kullanılan tek bir ifade dahi tüketicinin ürünün fonksiyonuna ilişkin algısını doğrudan şekillendirebiliyor. Markaların influencer iş birliklerini yalnızca görünürlük ve erişim rakamları üzerinden değerlendirdiği dönem geride kalmalı. İş birliği yapılan kişilerin ürünün ne olduğunu, hangi ifadelerle anlatılabileceğini ve hangi iddiaların kozmetik mevzuatı açısından doğru olmadığını bilmesi gerekiyor. Burada markaların daha güçlü bir bilgilendirme ve kontrol mekanizması oluşturması gerektiğine inanıyorum. Influencer iletişimi markanın kurumsal iletişiminden bağımsız değildir. Markanın kendi reklamında kullanamayacağı bir ifadeyi bir influencer aracılığıyla tüketiciye söylemesi de doğru bir yaklaşım değildir. Yeni dönemde dijital iletişimde hız kadar doğruluk ve sorumluluk da rekabetin temel unsurlarından biri olacak.

Sizce yeni yönetmelik tüketici güvenini artırma ve sektörde kayıtlı, kaliteli üretimi teşvik etme açısından nasıl bir rol oynayacak?

Güveni yalnızca bir iletişim kavramı olarak görmemek gerekiyor. Güven; üretimden ham madde seçimine, kalite süreçlerinden etiketlemeye ve tüketiciye verilen mesaja kadar bütün değer zincirinin sonucudur. Mevzuattaki sınırların ve ürün kategorilerinin daha net hale gelmesi, kozmetik sektörü açısından da tüketicinin karşısına daha doğru konumlandırılmış ürünlerin çıkmasına katkı sağlayacaktır. Türkiye bugün yaklaşık 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren güçlü bir kozmetik üretim altyapısına sahip. Bu gücü sürdürülebilir hale getirmenin yolu kalite standardını sürekli yukarı taşımaktan geçiyor. Bilimsel altyapı yatırımlarına önem veren, ürün güvenliliğini önceleyen ve mevzuata uygun üretim gerçekleştiren firmaların desteklenmesi ve korunması sektörün geleceği açısından büyük önem taşıyor. Çünkü haksız rekabet yalnızca üreticileri değil, Türkiye kozmetik sektörünün marka değerini de olumsuz etkiliyor. Hedefimiz, daha fazla ürün üretmenin ötesinde, dünyada güven duyulan bir Türkiye kozmetiği algısı oluşturmak olmalı.

Önümüzdeki dönemde aromaterapi ve doğal kozmetik sektöründe rekabeti belirleyecek temel unsurlar neler olacak? İnovasyon, sürdürülebilirlik, bilimsel kanıtlar ve şeffaflık nasıl bir önem kazanacak?

Önümüzdeki dönemde rekabet artık fiyat üzerinden şekillenmeyecek. Veri, bilim, inovasyon, sürdürülebilirlik ve marka değeri sektörün temel rekabet unsurları olacak. Dünyadaki başarılı örneklere baktığımızda yalnızca güçlü üretim tesisleri değil; bilgiyi ürüne, ürünü markaya ve markayı küresel bir başarı hikayesine dönüştürebilen ekosistemler görüyoruz. Türkiye’nin de bu dönüşümü hızlandırması gerekiyor. Ülkemiz güçlü bir üretim altyapısına, nitelikli insan kaynağına, girişimcilik potansiyeline ve zengin bir ham madde çeşitliliğine sahip. Bundan sonraki hedefimiz ise bu avantajları yüksek katma değerli ürünlere, yenilikçi teknolojilere ve dünya ölçeğinde markalara dönüştürmek olmalı. Türkiye’nin yeni “Türk Kırmızıları”nı yaratabilecek bilgi birikimi ve üretim gücü bulunuyor. Bir dönem Avrupa’nın peşinden koştuğu Türk Kırmızısı yalnızca bir renk değil; Anadolu’nun bilgisinin, üretim kültürünün ve değer yaratma kabiliyetinin dünyadaki simgesiydi. Bugün de kozmetik sektöründe kendi özgün değerlerimizi ve küresel başarı hikayelerimizi oluşturabiliriz. Bunun yolu bilimsel kanıta dayalı ürün geliştirmeden, inovasyondan, sürdürülebilir üretim anlayışından ve tüketiciye karşı şeffaf olmaktan geçiyor.

Önümüzdeki beş yılı düşündüğünüzde sektör için en büyük fırsatlar ve en kritik riskler neler? KÜAD olarak bu dönüşüm sürecine ilişkin yol haritanız ve öncelikleriniz neler?

Önümüzdeki beş yıl Türkiye kozmetik sektörü için kritik bir dönem olacak. Yaklaşık 3,3 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne ulaşan ve yaklaşık 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz. Ancak Türkiye’nin mevcut kapasitesinin çok daha üzerinde bir potansiyel taşıdığına inanıyoruz. En büyük fırsatımız, üretim kabiliyetimizi inovasyon ve markalaşmayla birleştirebilmek. Türkiye artık yalnızca başka markalar için üretim yapan bir ülke değil, kendi küresel kozmetik markalarını yaratabilecek bilgi birikimine sahip. En kritik risk ise kısa vadeli fiyat rekabetine sıkışmak ve değişen küresel regülasyonlara yeterince hızlı uyum sağlayamamak. Küresel kozmetik sektörü hızla dönüşüyor; sürdürülebilirlik kriterleri, tüketici beklentileri, dijitalleşme ve ürün güvenliliğine ilişkin standartlar her geçen gün daha belirleyici hale geliyor. Bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, yön veren ülkeler arasında yer almamız gerekiyor.

KÜAD olarak yol haritamızın merkezinde bilgi paylaşımı, ürün geliştirme ve inovasyon kültürünün güçlendirilmesi, sektörün regülasyonlara hazırlanması, üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması ve Türk kozmetik sektörünün küresel marka değerinin yükseltilmesi yer alıyor. TRBEAUTY vizyonunu da bu nedenle önemsiyoruz. Hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; güven, kalite, bilgi ve kültürü de dünyaya taşıyan güçlü bir Türkiye kozmetiği algısı oluşturmak. Türkiye kozmetik sektörünün küresel ölçekte ortaya koyacağı yeni başarı hikâyesinin temeli de bu vizyon üzerine inşa edilecek.

featured
1 Haziran ayının en çok izlenen gazetecileri: Özlem Gürses zirvede, Deniz Zeyrek yükselişte!
Haziran ayının en çok izlenen gazetecileri: Özlem Gürses zirvede, Deniz Zeyrek yükselişte!
2 Kapitalizmin merkezinde devrimsel karar: ABD yapay zekayı kamulaştırmaya hazırlanıyor
Kapitalizmin merkezinde devrimsel karar: ABD yapay zekayı kamulaştırmaya hazırlanıyor
3 "Lovemark" öldü, yaşasın "Trustmark"!
“Lovemark” öldü, yaşasın “Trustmark”!
4 Miley Cyrus artık bir "Barbie"
Miley Cyrus artık bir “Barbie”
5 Toshiba, Türkiye’de beyaz eşya pazarına giriyor
Toshiba, Türkiye’de beyaz eşya pazarına giriyor
Güncel Haberler
E-ticarette yeni rekabet alanı: Deneyim, ürünün önüne geçiyor
E-ticarette yeni rekabet alanı: Deneyim, ürünün önüne geçiyor
Türkiye’nin AI paradoksu: Hem güveniyoruz hem de işimizi elimizden alacağından korkuyoruz!
Türkiye’nin AI paradoksu: Hem güveniyoruz hem de işimizi elimizden alacağından korkuyoruz!
“AI Washing” ve toplumsal Alzheimer tehlikesi!
“AI Washing” ve toplumsal Alzheimer tehlikesi!
Sosyal Medya
  • FACEBOOK
  • TWITTER
  • LINKEDIN
  • INSTAGRAM
  • YOUTUBE

İlgili Haberler

İş dünyasında haftanın atamaları ( 4-10 Temmuz)
Haberler
İş dünyasında haftanın atamaları ( 4-10 Temmuz)
Nafizcan Önder
1 gün önce
Maximum Kart’tan TikTok’ta logo takeover uygulaması
Haberler
Maximum Kart’tan TikTok’ta logo takeover uygulaması
Sena Tufan
9 Haziran 2026
Decathlon, Türkiye’nin ilk spor odaklı pazaryerine dönüştü...
Haberler
Decathlon, Türkiye’nin ilk spor odaklı pazaryerine dönüştü…
Marketing Türkiye
1 hafta önce
Worldwide Pants, NBCUniversal ve Merzigo anlaştı: David Letterman arşivi küresel yayına açılıyor
Haberler
Worldwide Pants, NBCUniversal ve Merzigo anlaştı: David Letterman arşivi küresel yayına açılıyor
Marketing Türkiye
2 hafta önce
  • Yarışmalar
  • Temsilcilikler
  • Etkinlikler
  • Yayınlar
Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar Yarışmalar
Temsilcilikler Temsilcilikler Temsilcilikler
Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler Etkinlikler
Yayınlar

Esentepe Mahallesi, Kore Şehitleri Caddesi, No:7, Yegane Apartmanı, Kat: 2, Daire: 4,
Şişli/İstanbul

[email protected]
0 (212) 211 11 12

  • Haberler
  • Yazarlar
  • Söyleşiler
  • Yaratıcı İşler
  • Etkinlikler
  • Kariyer
  • Üye Girişi
  • Kayıt Ol
  • Hakkımızda
  • Künye ve İletişim
  • KVKK Açık Rıza Beyanı
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • Gizlilik, Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası

©2026 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Abone Ol
  • Haberler
    • Ajanslar / Konkur
    • Atamalar
    • Dijital
    • KSS
    • Haberler
    • Insights
    • Trend
    • Marketing Türkiye 101
    • Sürdürülebilirlik
    • Türkiye’nin Gündemi
  • Yaratıcı İşler
  • Dergiler
  • Etkinlikler
  • Söyleşiler
  • Kariyer
  • Yazarlar
  • Araştırma

© 2001 Rota Yayın Yapım Tanıtım Tic. Ltd. Şti. Bu Sitede Bulunan Yazı Ve Çizimlerin Her Hakkı Saklıdır.

Asquared WordPress Agency tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.