
Coca-Cola ikonik şişesini yemek çubuğuna dönüştürdü: “CokeSticks”
Bazı markalar görünür olmak için daha fazla reklam alanı satın alırken, bazıları günlük hayatın içine yeni yollarla sızmayı tercih ediyor. Coca-Cola’nın son tasarım hamlesi de ikinci yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Coca-Cola ve Ogilvy tarafından geliştirilen “CokeSticks” projesi, markanın dünyaca ünlü ikonik şişesini işlevsel bir yemek çubuğuna dönüştürüyor. Proje özellikle yemek kültürünün merkezinde çubuk kullanımının yer aldığı Güneydoğu Asya pazarlarını hedefliyor.
Kampanyanın çıkış noktası oldukça basit bir içgörüye dayanıyor. Coca-Cola’nın ikonik şişesi dünyanın en tanınan tasarım objelerinden biri olsa da marka, Güneydoğu Asya’daki birçok yemek deneyiminin doğal bir parçası olarak konumlanamıyor. Bölgede yemek ritüelinin merkezinde ise yemek çubukları bulunuyor.
Bu içgörüden hareket eden ekip, şişenin karakteristik kıvrımlarını paslanmaz çelikten üretilen işlevsel bir yemek çubuğuna uyarladı. Tasarımda hem kullanım ergonomisi hem de Coca-Cola’nın ikonik siluetinin korunması hedeflendi.
Reklam yerine ritüelin parçası olmak
“CokeSticks”, restoranlarda ve paket servis siparişlerinde kullanıma sunuldu. Kampanya, markanın yemek anlarında yalnızca tüketilen bir içecek değil, doğrudan deneyimin bir parçası haline gelmesini amaçlıyor. Bu yaklaşım, markanın dikkat çekmek yerine tüketici davranışının içine yerleşme stratejisinin de güncel bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Paylaşılan sonuçlara göre proje, organik erişimle 88 binden fazla kişiye ulaşırken açık hava uygulamalarıyla birlikte yaklaşık 700 bin kişilik bir erişim elde etti.
111 yıllık tasarım mirası yeni bir forma büründü
1915 yılında geliştirilen Coca-Cola’nın kontur şişesi, yalnızca ambalaj tasarımının değil marka kimliğinin de en güçlü sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Yıllar içinde sanat, reklam ve popüler kültürde sayısız kez yeniden yorumlanan bu ikonik form, şimdi ise ilk kez doğrudan bir yemek gerecine dönüşmüş durumda.
Bu çalışma, markaların artık yalnızca mesaj üretmekle yetinmediğini; tasarım aracılığıyla kültürel ritüellerin içine dahil olmaya çalıştığını gösteren güncel örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.
