“Okumuyoruz” bir entelektüel klişesi

Akademisyen ve danışman kariyerinin yanına yayıncılığı da ekleyen Prof. Dr. Ali Atıf Bir; The Kitap, The Roman ve The Çocuk markalarıyla kısa zamanda birbirinden başarılı kitaplar yayınladı. Yayıncılık serüvenini konuşmak için bir araya geldiğimiz Ali Atıf Bir, “Okumuyoruz” bir entelektüel klişesi, Türkiye kitap okuyor. Okunmasa niye korsanı çıksın?” diyor. Online-offline satış noktaları arasındaki fiyat farkının sektöre ciddi zararlar verdiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Atıf Bir, mağazaların kapanması halinde internetten kitap satışının da düşeceğinin altını çiziyor.

Yayıncılık farklı bir sektör

✓ Evde 25 bin kitabım var. Kitaplarla ilişkim çoçukluğuma dayanır. Evde kitap beslediğimi de söyleyebilirsiniz. Nereye gitsem bir kitapçı bulur gezerim. Özellikle de nonfiction alanında kitaplara ilgim var. 2015’te üniversiteden 30 yıl sonra emekli oldum. İletişim Bilimleri Enstitüsü ve AABİR Yayıncılık şirketi kurdum. Hocalıktan tabi ki kopamıyorum. Part-time Bahçeşehir Üniversitesi’nde sadece yüksek lisans ve doktora derslerine giriyorum. Yayınevinde özellikle de işletme, ekonomi kategorilerinde bayağı bir kitabımız oldu. Kitaplarımız da iyi satıyor. İletişim Bilimleri Enstitüsü süprizlerle yakında lansman yapacak.

✓ Kitap sektörü farklı bir sektör. Yaklaşık 35 yıldır bir ayağım iş dünyasında, bir ayağım üniversitede olduğu için pek çok sektörü iyi biliyorum. Danışman olarak çalışmadığım sektör de kalmadı. Sektöre akıl veren birinin yayıncılığa girip biraz farklı işler yapması beklenir diye düşünüyorum ki yapıyoruz.

Krizde büyümeye çalışıyoruz

✓ AABİR Yayıncılık altında üç markamız var. The Kitap’la başladık, ardından The Roman markasını yaratarak roman alanına girdik. Bu süre içinde de çocuk kitaplarının çok sattığını gördük ve ardından The Çocuk markasını kurduk. Geride kalan 5 yıl içinde The Çocuk, The Roman ve The Kitap markalarıyla 100 kitaba ulaştık.

✓ Kitap sektöründe durmamanız, aksine çok üretmeniz gerekiyor. Ya çok satan bir kitabınız olacak ya da az satan bin kitabınız olacak. Değişik formülleri var bu sektörün. Nefesimizin yettiği kadar uğraşmaya devam edeceğim. Çünkü ülkemizin iyi kitaplara, düşünen, okuyan insanlara ihtiyacı var. Bu ay 10 kitaba çıkıyoruz. Ve krizde büyümeye çalışıyoruz.

✓ Türkiye’de çok sayıda yayıncı var. Bunlardan da 50 tanesi büyük yayıncı. Şu anda neredeyse ilk büyük 25 yayınevi kadar kitap basıyoruz. Kuşkusuz birtakım rekabet kanununa aykırı durumlar var ama Türkiye Yayıncılar Birliği altında bu sorunları çözeceğimizi düşünüyorum. Sağ olsun başkanımız Kenan Kocatürk ve ekibi elinden geleni yapıyor.

✓ AABİR yayıncılık olarak parayla kitap basmıyoruz. Basacağımız kitaplar çok sıkı bir editoryal süreçten geçiyor. Çevirilerinin çok iyi olması gerekiyor çünkü bu konuda takıntılıyım. Başardık mı? Tam değil. 2020’nin sonunda basacağımız kitapların yayın haklarını şimdiden aldık. İyi kitapları bulmak için yurt dışından kitap avcılarıyla, Türkiye’de de ajanslarla çalışıyoruz.

Pazar online’a sıkışırsa satışlar düşer

✓ Şu anda kitabın yarısı geleneksel kanalda, yarısı online’da satılıyor. Dijitaldeki fiyat farkı kitapçıların yok olmasına sebep olacak kadar yüksek. Okuyucular kitapçıda görüp dijitalden alıyor. Yayıncıların “Ben bu sürece karışmam” dememesi, duyarlı olması gerekiyor. Bir süre sonra Amazon’un yaşadığı deneyime dönecek. Amazon ABD’de kitapçıları yok etmeye başladığında satışları düştü. Bu sefer kendisi kitapçı açmaya karar verdi. Kitap satış noktalarının yaşaması gerekiyor ki insanlar ziyaret etsinler, alışkanlık kazansınlar ve kitap alsınlar. Kitabı ne kadar onlinea sıkıştırırsan pazar da bir o kadar küçülür.

✓ Kitapçıların korunması gerekiyor. Almanya’daki gibi hem online’da hem de mağazalarda satılan kitapların fiyatlarını eşitleyecek, sektörü düzenleyecek bir yasaya ihtiyacımız var. Eğer kültür sektörünüze sahip çıkmazsanız ekonomik olarak gelişebilirsiniz ama dünya karşısında hiçbir değeriniz olmaz sömürge gibi algılanırsınız.

Kitap okunmuyorsa niye korsanı çıkıyor?

✓ Türkiye’de kitap okunmuyor zannediyorlar ama kitap okunuyor. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları geçen yıl 9 milyon, Yapı Kredi Yayınları 6 milyon kitap satmış. Bu sayılar az rakamlar değil. “Okumuyoruz” bir entelektüel klişesi, Türkiye kitap okuyor. Okunmasa niye korsanı çıksın?

✓ Dağıtım işine de girdik. Yeni nesil bir dağıtım kanalını deniyoruz. Yaklaşık bin kitapla, büyük market alışverişinin yapıldığı İstegelsin’in kitap tedarikçisiyiz. Bütün yayınevlerinden kitapları alıp bu platform üzerinden “hemen eve teslim” şeklinde satıyoruz.

✓ Bütün kitapların dijital kitap hakları var bizde. Ama Türkler çok az dijital kitap okuyor, bu yüzden de sektör büyümüyor. Ayrıca Türkiye’ye çok az sesli kitap hakları veriyorlar. Sesli kitap hakları doğru alınabilirse büyüyecek bir alan.

Çocuk kitapları enstitüsü açıyoruz

✓ 4 yıl önce The Kitap ile birlikte iletişim, pazarlama iletişimi, dijital pazarlama, marka yönetimi, reklam yönetimi, kurumsal iletişim yönetimi, araştırma, medya planlama alanlarında eğitim, seminer, danışmanlık hizmetleri verebilmek adına İletişim Bilimleri Enstitüsü adında bir oluşumu hayata geçirmek için kolları sıvadım. Daha çok dijital pazarlama, dijital reklamcılık, itibar yönetimi gibi bir işletmenin ihtiyacı olan üst seviye bir eğitim vermeyi hedefliyoruz. Bunun oluşumu da Ekim-Kasım gibi açmayı planlıyoruz.

✓ Çocuk kitaplarını yayınlamaya başlayınca çocuk kitap atölyelerinin çok önemli olduğunu gördük. İletişim Bilimleri Enstitüsü’nün içinde bir de Çocuk Kitapları Enstitüsü açıp burada yazarlar ve görsel tasarımcılarla birlikte atölyeler yaparak çocuk kitaplarını arttıracağız

Bildiğim en iyi şey iletişim

✓ Yayıncılığa adım attım ama ben tabi ki iletişim akademisyeniyim. Bildiğim en iyi şey iletişim yönetimi ve araştırma. Çok sevdiğim bir işi yapıyordum şimdi çok sevdiğim iki işi yapıyorum. İşletme kökenli bir iletişimci olmam sanırım danışmanlığın kârlılık çerçevesinde yapmamı ve fark yaratmamı sağlıyor. Bu yüzden çok uzun süreli danışmanlıklar yapıyorum. Banvit 500 milyon dolara yabancılara satılana kadar tam 24 yıl danışmanlığını yaptım.

✓ Finans bilmek son derece önemli, para hesabını iyi bilmeniz gerekiyor. Bütün firmalara öğrettiğim ilk şey şu: Borçla reklam yapılmaz! Krizlere karşı çok güçlü sermayen olacak, savurganlık yapmayacaksın ve tasarruf birinci önceliğin olacak. Türkiye’de hayatta kalmak için firmanı sürekli krizdeymiş gibi yöneteceksin.

✓ İyi yönetilmeyen firma iyi iletişim yapamaz. İlk danışmanlığımı 1987’de yaptım. Eskişehir’de bir marketti. Dört kat büyüttüm, finansını yönetemediği için battı. Ondan sonra borç parayla reklam yapan, işletmesini doğru yönetmeyen firmalarla iş yapmayacağım diye yemin ettim. Asla yapmıyorum. Danışmanlık hayatımda iki firmayı kendim bıraktım aynen bu yüzden. Şunu da söyleyeyim artık çalışanlarına kötü davranan firmalarla da çalışmıyorum.

İLGİLİ HABERLER