R/GA İstanbul Ortadoğu Bölge Yöneticisi Sertan Eratay ve EMEA direktörü Matt Loder ile söyleşi

R/GA’in CEO’su Bob Greenberg’in Cannes Lions sırasında basın odasında verdiği röportajda İstanbul’da bir ofis açmayı düşündüklerini ima etmesinin üzerinden aylar geçti. Bu haber Türkiye’de geniş yankı bulurken meraklı bekleyişin sonu 2 hafta önce geldi ve R/GA’in dünya genelinde 16. şubesi olan İstanbul şubesinin açılış lansmanı gerçekleştirildi. Hem Türkiye hem de Ortadoğu bölgesinin yönetimini İstanbul merkezli ofisinden yürütecek olan R/GA, yeni ofisinin başına ise İstanbul ve Ortadoğu Bölge Yöneticisi titri ile Sertan Eratay’ı getirdi. Geçtiğimiz hafta Soho House İstanbul’da düzenlenen küçük bir lansman partisiyle faaliyete başladığını duyuran R/GA İstanbul & Ortadoğu ofisinin asıl yerine taşınmasına birkaç hafta daha var. Böylesine önemli bir ajansın Türkiye’de ofis açması ve bu ofisi tüm Ortadoğu bölgesi ile görevlendirmesi üzerine Sertan Eratay ile iletişime geçtik. Sorularımızı hem kendisi hem de R/GA EMEA Bölgesi Yönetici Direktörü Matt Lodder cevapladı.

Söyleşi: Deniz Gür

Öncelikle R/GA’de İstanbul ve Ortadoğu yönetici direktörlüğü göreviniz için tebrikler. Son işinizin Turkcell’de Dijital Kanallar Yöneticisi olduğunu biliyoruz, R/GA size bu pozisyonla ilgili nasıl bir yaklaşımda bulundu?

Sertan Eratay: Turkcell’den 10 yıllık harika hatıralarla ayrıldıktan sonra yeni ve farklı bir maceraya atılmam gerektiğini düşünüyordum. Tam da o zamanlarda R/GA EMEA yönetici direktörü Matt Loder ve R/GA Exec Creative Director’ü James Temple ile oturup İstanbul ofisiyle ilgili nasıl bir işbirliği yapabileceğimizi konuşmaya başladık. Ve bu ofisi bölgedeki diğer şehirlere de nasıl genişletebileceğimizi düşünüyorduk. Dijital dönüşüm bu bölgede de çok hızlı bir şekilde gerçekleşirken R/GA’in de bu dönüşümü isteyen markalara büyük yardımlarda bulunabileceğini biliyorduk. Bunun için de en doğru şehir İstanbul olarak görünüyordu.

Açık konuşmam gerekirse geçmişte bir ajans bünyesinde çalışmayı hiçbir zaman düşünmemiştim. Ancak az önce bahsettiğim üçlü olarak konuştukça R/GA’in geleneksel bir algıya sahip bir ajans olmadığını daha da farketmeye başladım. Sonuçta NikeFuel Band ya da Beats markasının oluşturulması gibi süreçlere direkt katkısı olan bir ajans ve hatta girişimlere de destek veren bir yapısı var. Tüm bunları göz önünde bulundurunca R/GA’de çalışmamın doğru olacağını anladım.

Cannes Lions sırasında R/GA kurucusu ve CEO’su Bob Greenberg R/GA’in Türkiye ofisinin gündemlerinde olduğunu ve ciddi bir şekilde bu bölgeye doğru genişlemeyi düşündüklerini açıklamıştı. R/GA’in bu bölgeyi düşünmeye başlaması ne zaman oldu? Aynı zamanda Turkcell ve birkaç Türk markası daha hali hazırda R/GA ile çalışıyordu. Bu çalışmalar da karar verme aşamasında etkili oldu mu?

Matt Lodder: İstanbul’da resmi bir ofis açmak istememizin iki stratejik sebebi var. Birincisi Türkiye’nin demografisi. Türkiye’yi teknolojik inovasyonda genç ve mobile uyumlu nüfusuyla birlikte zengin bir ülke olarak görüyoruz. İstanbul ise teknoloji ve yeni nesil servis tasarımları açısından çok dinamik bir şehir. Ki bu da R/GA’in kültürüne ve inovasyon DNA’sına çok iyi uyuyor. Biz bu duyuruyu geniş bir potansiyele sahip markaları keşfetmek açısından çok önemli görüyoruz. Sadece Türkiye’deki değil üstelik tüm ortadoğudaki markalara ulaşabilmek için İstanbul önemliydi. 

İkinci olarak da Türkiye’nin en önemli markalarından iki tanesiyle çalışıyor olmaktan dolayı kendimi şanslı hissediyoruz. Geçtiğimiz üç yıl içerisinde bu markalarla yaptığımız çalışmalardan da fazlasıyla mutlu ve memnunuz. Sertan Eratay’ın liderliğinde açtığımız yeni ofiste hali hazırda olan bu ilişkilerimizi daha fazla güçlendirebileceğimizi ve elbette bölgenin lider markalarıyla yeni ilişkiler kurmayı hedefliyoruz.

R/GA İstanbul & Ortadoğu ofisinde ne gibi çözümler sunacak?

Matt Lodder: Sertan ve takımı, ajansımızla birlikte dönüşüm arayan markalar için iş dönüşümü, danışmanlık ve liderlik tavsiyeleri gibi hizmetler sunacak. İstanbul’daki takım, Londra ofisimizden direkt olarak stratejik ve yaratıcı destek alacak. Türkiye’deki markaların potansiyeli çok fazla. Demografi, teknik yetenekler ve yaratıcı inovasyona karşı açık fikirlilik, bu fırsatı değerlendirmemiz gerektiğini bize gösterdi. Bu bölgedeki markaların vizyonlarının ar-ge heveslerinin ve yeni gelen nesillere yönelik ürün ve servis bağlılıklarına da katkıda bulunmak istiyoruz.

R/GA, bağlantılı iletişim çağının dünya genelindeki en önemli ajanslarından biri. Ancak Türkiye’ye gelen ilk global ajans değil. Sadece bu yıl 2 büyük ajans daha yaptıkları satın almalar ya da birleşmelerle Türkiye’ye giriş yaptı. Türkiye’nin reklam endüstrisi ve ekonomik geleceği hakkında ne söyleyebiliriz? Neden R/GA ya da Grey gibi büyük ajanslar Türkiye’de ofis açmaya başladı?

Sertan Eratay: Bence bugün Türkiye’deki dijital dönüşüm başka bir şekilde ve hızda ilerliyor. Önümüzdeki 10 yıl, mobil teknolojiler etrafında gelişecek yeniliklerle dolu. İnsanlar da 7/24 mobil cihazlarına bağlı durumda. Bu mobil cihazlar sadece akıllı telefonlar ya da tabletler değil. Akıllı saatler, gözlükler, giyilebilir tüm teknolojiler, arabalar, bağlantılı ev ve daha birçok farklı şekilde karşımıza çıkıyor ve bunların sayısı daha da artacak. İnternete bağlanmak artık elektrik gibi normal ve sürekli bir hale gelecek. Türkiye nüfusunun yarıdan fazlasının 30 yaşının altında olduğu düşünülünce; dinamik, teknolojiyle iç içe bir yaşam gelecekte Türkiye’de olacak. Ve tüketici profili de markaların yeni fırsatlar yaratmasına ve öncülük etmesine etkie edecek. Bugün mobil abonelik penetrasyonu %93’e yakın durumda. 3G abone sayısı ise 60 milyondan fazla. 4,5G çok yakın bir zamanda hayatımıza girecek. 3G Go-To-Market programında çalıştığım zamanlarda insanlar 3G’nin hızının gerekliliği konusunda büyük kuşkulara sahipti. Bugün ise mobil veri tüketimi bağlantıda kalmanın en önemli yolu ve 4,5G de bu yolun yakıtı durumunda. Makro düzeydeki bu değişimlerle birlikte dijital dönüşümün zaten başladığını söyleyebiliriz. Ve bu sadece bankalar ya da telekomünikasyon şirketleriyle sınırlı değil. Üreticiler, sağlık, hızlı tüketim malları ve daha birçok endüstri de adaptasyondan ve dönüşümden memnun kalacak.

Son olarak Türkiye’deki yaratıcı endüstriyle ilgili söylemek istedikleriniz neler?

Matt Lodder: Kristal Elma Festivali’nde de gözlemlediğimiz üzere İstanbul yaratıcı endüstri mensubu birçok yeteneğe ev sahipliği yapıyor. Burada çok büyük bir heyecan var. Markalar, ajanslar ve insanlar burada tutkuyla iş yapmaya çalışıyorlar. Ve şimdi bu güzel ekosisteme biz de dahil oluyoruz. Ofisimizin yerini çoktan belirledik ve takımımızı kurduk. Pera bölgesi bizim yaratıcı ruhumuza, iş ve müşteri merkezinde bulunma ihtiyacımıza tam olarak cevap veriyor. Ancak Pera’da bulunacak ofisimizin dizaynının bitmesine henüz biraz daha süre var.

İLGİLİ HABERLER