Reklam filmleri kimsenin tekelinde değil!

Her ne kadar inşaat sektöründe uzun yıllardan beri tanınsa da büyük kitlelerin onu tanıması Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çılgın Projesi’ne talip olduğunu açıklamasıyla oldu. Ardından kendi yazdığı reklam filmlerinde “Adım Serdar, soyadım İnan” diyerek, Altın Çağ’dan ve ev almayı kolaylaştıracağını iddia ettiği “21 Altın Formül”den bahsetti. Sonrasında da bedelli askerlik kredisi veren bankaların bile imtina ederek yanaştığı “bedelli” konusunda “Bedelliyi evinizde yapın” kampanyasıyla gündeme geldi. İnan’ın gündeme gelmesine neden olan son proje ise günümüzün en popüler mecrası olan sosyal medyadaki takipçileri için düzenlediği “Aşure Partisi” oldu. Kimileri tarafından sıra dışı projeleriyle, formülleriyle, renkli kişiliğiyle ve kampanyalarıyla oldukça takdir toplayan Serdar İnan, kimileri tarafından ise “Ali Ağaoğlu’nu taklit ediyor” eleştirilerine maruz kalıyor. Bu eleştirilere “Reklamda oynamak kimsenin tekelinde değil” diyerek yanıt veren, her ne kadar bedelli için kampanya yapsa da gönlü profesyonel askerlikten yana olan ve yeni yıla oldukça iddialı bir reklam filmiyle gireceklerini söyleyen İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, Marketing Türkiye’ye çarpıcı açıklamalar yaptı…


İnanlar İnşaat, 1965 yılında kurulmuş: Tarihe bakarsak oldukça eski ve köklü bir marka. Ama bizim sizi yakından tanımamız Başbakan’ın Çılgın Projesi’ne talip olduğunuzu belirtmenizden sonra gerçekleşti. Ardından da reklam filminiz geldi… Bir anda parlamanız neden bu zamana denk geldi?

1965’ten beri ağırlıklı olarak İstanbul’da gayrimenkul geliştirme yapan bir inşaat firmasının ikinci nesil yönetim kurulu başkanıyım. İnşaat pazarı eskiden halka açık olmayan ve çok fazla PR’ı olmayan bir sektördü. 1999 depreminden sonra inşaat firmaları daha etkin olmaya başladı. İnsanlar müteahhitleri görmek ve tanımak istediler. Medya da bu konulara merak sardı, yeni kanunlar çıktı. Fakat krizle beraber bu biraz ertelendi. 2001 yılından sonra inşaat sanayi Türkiye’de ciddi bir büyüme göstermeye başladı. Gazetelerde boy boy reklamlar yayınlanmaya başladı. Bankalar krediler vermeye başladı. Bu noktada markalar ve yönetim kurulu üyeleri de önem kazandı. Kimisi kurumsal anlamda markalaşma yolunda farklı yüzler oluşturmayı tercih etti. Yönetim Kurulu Başkanı olarak İnanlar İnşaat’ın marka yüzü olmaya karar verdim. Bunu halkla ve müşterimle paylaşmaya başladım. 2004’ten beri çok sayıda televizyon programında yer aldım. Çeşitli makalelerim ve beş kitabım yayınlandı. Akademik anlamda da estetik, sanat ve mimari konularında çeşitli beyanatlarım farklı mecralarda yer aldı.
Biraz da sizi daha yakından tanımamızı sağlayan reklam filminizden bahsedelim. Filmi siz yazmışsınız. Neden bunu profesyonel ellere bırakmayı tercih etmediniz…

Reklam filmini yazmaya sabah başladım, akşam bitirdim. Reklam filminde üç tane farklı formül açıkladım. Bir de üç tane yeni projemi açıkladım. Müşterimle göz teması kurarak tüm bunları müşterilerime kendim anlatmak istedim. Bu manada aslında çok da ses getirdiğini düşünüyorum. İlk reklamımızda “Serdar İnan kim, İnanlar kim, bugüne kadar neleri yapmışlar” tüm bunları merak etsinler istemiştik. Daha sonra da esas mesajlarımızı vermeyi daha uygun gördük. Yılbaşında ise gösterime girecek olan yeni bir reklam filmi çekiyoruz. Türk halkının duygularına, manevi değerlerine hitap edecek bir reklam olacak. 2012 gayrimenkul sektörü bakımından tüm eski değerlerin yerini “Altınçağ” değerleriyle değiştirdiği bir sene olacak. Kurumsal kimliğimize ve marka kültürümüze de çok uygun olduğunu düşünüyorum.
Peki, bu reklam filminde de formül açıklayacak mısınız? Aslında altıncı formülünüzü ilk biz duymak isteriz…

Yeni reklamımızda formül açıklamıyoruz. Formül açıklama işini biraz yavaşlattık. Çünkü bu formüller insanların bugüne dek
düşünmediği şeyler ve bu nedenle bu formüllerin halkımız tarafından biraz sindirilmesini ve anlaşılmasını istiyorum. İnsanların kafasına ve kalbine yer etsin, ondan sonra yenilerini paylaşayım istiyorum. Yoksa altıncı formülü hazırlamış ve açıklamak için altyapısını oluşturmuştum. Ama şu beşinci formül olan “sıfır aidat” formülü biraz kafalarda yer etsin diğerlerinin de sırası gelecek.
Sosyal medyada reklam filminize ilişkin bir takım eleştiriler mevcut. O da Yönetim Kurulu Başkanı olarak tek başına oynadığınız bu reklamların Ali Ağaoğlu’nun reklamlarına olan benzerliğine yönelik… Siz bu eleştirilere katılıyor musunuz?

Kesinlikle katılmıyorum. Zira bir reklam filminde tek başına oynayan ne benim ne de Ali Bey… Amerika’da Avrupa’da reklam filminde oynayan çok patron var. Patronlar kendi firmalarına güvendikleri için çıkarlar ve kendi firmalarının reklamlarında oynarlar. Bu ne benim tekelimde ne de Ali Bey’in tekelinde… Kimsenin tekelinde değil… Türkiye’de daha önce de patronlar reklamlarında oynamıştı. Hatta bu tarz reklamlar hâlâ devam ediyor. Ama gayrimenkul sektörü çok göz önünde… Ali Bey de kendi reklamında oynadı biz de kendi reklamımızda oynadık, ikisinin bir benzerliği varmış gibi konuşuldu. Hâlbuki bizim formüllerimiz çok farklı… İlk defa açıklanan formüller… Uzaktan baktığınız zaman sanki benzemiş gibi görünebilir ama ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Bunun farkını da sosyal medyada insanlarla tartışacağız.
Reklamlarınızın ardından hem satış hem de marka bilinirliliği açısından nasıl geri dönüşler aldınız?

A, A+ üst kitleye hitap ediyoruz. Bunu B segmentine de taşıma kararı aldık. Artık dahada genele yayılan projeler uygulama kararı aldık ki bu formüllerimizi uygulayabilelim. Neticede bu formüller orta kitleye hitap ediyor, üst segmentin çok daha ilgileneceği konular değil bunlar… İnanlar kalitesini B kategorisindeki müşterilerimize da yansıtma kararı aldık. Bilinirliliğimiz de zaten reklamla birlikte artıyor. Gerçi yaptıklarımız sadece reklamla kalmıyor. Türkiye’ye ve İstanbul’a ait sanatsal fikirlerin geliştirilmesi üzerine de çalışıyoruz. Mimar Sinan Üniversitesi ile “Gelecekte İstanbul nasıl olmalıdır?” başlığıyla akademik bir çalışma gerçekleştirmek istiyoruz. Buradan da söylüyorum, mimarlar, akademisyenler, şehir planlamacıları şimdiden İstanbul’un geleceğini düşünmeye başlasınlar. Geleceğin hep beraber bir masa etrafında kararlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Sosyal medya çok etkin ve insanlar her konuda eleştirebiliyor. İşte bu eleştirileri ortadan kaldırabilmek için bütün tarafların aynı platformda toplanması gerekiyor. Bizim yap-sat’çı bir firma olarak addedilmemiz gerekiyor. Biz 360 derece her yönüyle düşünen mesleğimize ve şehrimize âşık bir firmayız.
Biraz da bugüne dek beş tanesini açıkladığınız formüllere gelelim… Bu formüller neler ve bunları gündeme getirme amacınız neydi?

Reklamlarımızda üç tane formül açıkladık. Niye açıkladık? Şimdiye kadar açıklanan bütün formüllerin hepsi iştahı artırıcı formüller… Yani sizin alım gücünüz artmıyor, kapitalizmin koyu kuralları orada da işliyor. Siz beş sene 10 sene bütün hayatınızı ipotek ederek bir gayrimenkul sevdasına düşüyorsunuz. Ondan sonra Wall Street’te olduğu gibi mutsuz oluyorsunuz. Biz dedik ki iştahı artırmaktan ziyade insanların alım gücünü artıralım. İnsanlara dışarıdan bir şey zerk etmeden, geleceğini ipotek altına almadan kendi kendilerine alım güçlerini artırmalarıyla ilgili formüller üretelim. Bu nedenle 21 formül geliştirdim ve bugüne kadar beş tanesini açıkladım.

Bedelli askerlik açıkçası biraz bıçak sırtı bir konu… Toplumun değerleri düşünüldüğünde bankalar bile bedelli askerlik kredilerini tanıtırken oldukça çekingen davrandılar. Siz ise bir inşaat firması olarak buna el attınız ve iddialı bir kampanya gündeme getirdiniz. Hiç tereddüdünüz oldu mu?
Askerliğin profesyonelleşmesi gerektiğine inanıyorum. Güneydoğu’da defalarca basılan ve onlarca şehit verdiğimiz karakollarımız var. Bu karakolların da profesyonel askerlik düzenine geçilmesi gerekiyor. Bunu çok kutsal bir yere çıkarıp sonra da eleştirilemez bir boyuta sokmamamız gerekiyor. Bizim bugüne kadar yaptığımız hata bu… Bugüne dek askerliği hiç eleştirmedik çünkü hep kutsaldı. Peki, biz bugüne kadar askerlikte yapılan hataları nasıl yok edeceğiz? Askerliği tartışmaz ve konuşmazsak bunu nasıl sağlayacağız? O kadar darbe olmuş bir ülkede meclisin önünde asker nöbet tutuyor. Yani her gün asker ve milletvekili göz göze geliyor. Bu, darbeler geçiren bir ülkede büyük bir handikaptı ve biliyorsunuz ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde askerler nöbet tutmuyor. Bunun gibi değişikliklerle profesyonel askerliğe geçsek, askeri nüfusumuzu 700 binlerden 200-250 bine indirsek ve askerlik daha etkin, istihbaratı daha güçlü, daha profesyonel ve bu işi meslek edinmiş insanlar tarafından yapılsa şehit sayımız 30’da bire inmez mi? Mutlaka iner… Bugün Türkiye’de askerlikten kaçan ve askerlik yapmak istemeyen bir sürü insan var ve bunlar evlenmiyor, iş kuramıyorlar. Bu Türkiye’de ciddi bir sosyal yara. Ben bıçak sırtı bir konuyu başarılı bir şekilde yönettiğimize inanıyorum. Az önce anlattıklarımı da bir mesaj olarak doğru verdik. Bize ciddi bir eleştiri gelmedi. Hatta konuya dair tebrik mesajları bile aldık. Buradaki birincil amacımız daire satmak değil, topluma olması gereken fikri aşılamaktı. Bunu da bir inşaat firması olarak başardığımızı düşünüyorum. Yaptığımız kampanya kapsamında askerliğinizi evinizde yapın dedik. Hatta evlenirseniz de 5 bin TL evlilik yardımı yapacağımızı belirttik.

Serdar İnan olarak sosyal mecrayı da oldukça yoğun kullanıyorsunuz… Genellikle gençlik markalarının bu alanda aktif olduğunu düşünürsek, bir inşaat firmasının bu yaklaşımı oldukça sıra dışı…
Bizi bir inşaat firması konumunda düşünürseniz haklısınız. Ama biz standart bir inşaat firması konumunda değiliz. İnanlar olarak mimarlık, şehircilik firması ve bir üst noktada da yaşam-fikir firmasıyız. İşin sanat ve teknik boyutu bertaraf edilirse ve yap-sat’çı bir firma olarak adlandırılırsak yaptığımız işler de tam olarak anlaşılamaz. Şu an sosyal medyada hemen hemen benden başka patron yok. Bir Ali Dumankaya var o da çok hızlı ve aktif olarak kullanmıyor. İnşaat sanayindeki patronları bırakın diğer sektörlerdeki patronların çoğu da sosyal medyada yok. Siz kendinizi sosyal medyanın ortasına atmasanız da bir şekilde herhangi bir portalda veya sitede eleştirilebiliyorsunuz. Siz zaten bir şekilde bu sistemin içindeyken “Ben bunun içine girmeyeyim” dediğiniz zaman hakkınızda yanlış doğru bir sürü bilgi internetin içinde dolaşıyor olacak. Müşterilerimizin, mimarlarımızın bu mecradaki eleştirilerini kabul ediyorum. Hatta benimle ilgili konuşmalar girdiğim de oluyor ve o insanlar sonradan benim arkadaşlarım olabiliyor. Yanlışlarım olabilir, kendimi revize edebilirim.

Bir de geçtiğimiz günlerde Twitter’daki takipçilerinizle Aşure Partisi düzenlediniz. Bu etkinliğin amacı neydi?
Sosyal medyada herkes birbirini tanısın istedik. 800 kişiyi aşkın bir katılım oldu. Her sene Muharrem ayında Aşure Günü yapmayı planlıyoruz. Aşure bütün dinlerde önemlidir. Hz. Adem’den başlayarak Hz. Hüseyin’in şehit edilişine kadar Muharrem bütün inançlarda anlam ifade eder. Aynı zamanda bildiğiniz gibi çok farklı gıdaları bir araya getirir aşure ve biz de birbirinden farklı insanlarla bir araya geldik.
21’inci yüzyıl Türk mimarisi için çalışıyoruz

İLGİLİ HABERLER