Öngörülerle dans

Gün gelecek sosyal ağlarda sadece eşimizle dostumuzla değil arabamızla, fırınımızla, saksıdaki limon ağacımızla da “arkadaş” olacağız.  2020 yılında 50 milyar adet nesnenin birbirine bağlanması bekleniyor!

Son yazılarda sayfalarımızı özellikle dünyayı değiştirecek yeni teknolojilere, akımlara ayırmaya çalışıyorum. Temmuz sayısında nokta atışı yapmamızı sağlayan Beacon’ları ve BLE teknolojisini anlattık; Haziran’da drone’lara binerek uçmaya ve pazarlamaya değindik; bir önceki sayıda giyilebilir teknolojilere ve beraberinde gelen yeniliklere uzandık; yılın başında Makers felsefesinden bahsedip, hareketin boyutlarını yansıttık.

Facebook, Twitter, Skype, Youtube, Instagram, Spotify, Wikipedia, Ipad, Iphone, ITunes… Bu isimlerden kaç tanesi 10 sene önce hayatımızdaydı? Akıllı telefonlarla sadece yedi sene önce tanıştık. Teknolojinin dünyayı değiştireceğini biliyoruz. Çok yakında, bugün belki de hiç bilmediğimiz yepyeni ürünler, servisler, uygulamalar girecek hayatımıza. Hemen alışacağız. Aynen dört sene önce varlığından bile bihaber olduğumuz tabletler gibi. Önümüzdeki 10 sene içinde teknoloji daha da hızlanacak, daha da akıllanacak, daha da çevik olacak. Nesnelerin interneti devrimi gerçekleşecek, canlı-cansız pek çok varlık iletişime geçecek. Sadece elektrikli araçlardan, sayaçlardan, arabalardan bahsetmiyoruz. Bitkilerden gözlüklere, kıyafetlerden paraya kadar hiç beklemediğimiz varlıklar birbirine bağlanacak. Gün gelecek sosyal ağlarda sadece eşimizle dostumuzla değil arabamızla, fırınımızla, saksıdaki limon ağacımızla da “arkadaş” olacağız.  2020 yılında 50 milyar adet nesnenin birbirine bağlanması bekleniyor.

Yeni Alışkanlıklar

Üç boyutlu yazıcılar ile kendimize özel ürünler bastırmak… Alışverişte gördüğümüz ürün için akıllı gözlüğümüz ile fiyat karşılaştırması yapmak… Artırılmış gerçeklik ve oyunlaştırma sayesinde yepyeni alışveriş deneyimleri kazanmak… Evet, hayatımıza yeni alışkanlıklar girecek, bunlar yeni normaller halini alacak. Bu yeni alışkanlıklar ile iş dünyasında da yepyeni iş modelleri, yeni fırsatlar ortaya çıkacak. Endüstriler de teknoloji ile dönüşüyor. Bu dönüşümler, şirketlerin lehine çevirebileceği fırsatlar olsa da zamanında aksiyon almayan kurumlar yarışta geride kalıyorlar. Mesela hiç olmadığı kadar çok klavye kullanıyoruz. Ama daktilo üreticileri artık hayatımızda yok. Geçmişe göre hiç olmadığı kadar fotoğraf çekiyoruz. Oysa beş sene önce fotoğraf denilince aklımıza gelen firmaların bugün esamesi okunmuyor. İnovasyonlar sayesinde oyunun kuralları çok hızlı değişiyor. Hızlı hareket eden, zamanında doğru adımlar atan ülkeler, şirketler, yöneticiler kazanıyor; bekleyenler geride kalıyor. Bugün 3 boyutlu yazıcılara Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Japonya, İsrail gibi ülkeler ciddi yatırımlar yapıyorlar. Giyilebilir teknolojiler pek çok ülkenin yoğun şekilde gündeminde. Drone teknolojilerinin savunma, güvenlik dünyası dışında kullanımı için dünya çapında lobi faaliyetleri yürütülüyor.

Öngörülerle Dans

Ülkemizde ise yeni teknolojiler konusunda farkındalık olması gereken noktanın gerisinde. Hâlbuki geleceği şekillendirebilmek için öngörülerle dans edebilmek çok önemli. Bütün bu büyük teknoloji akımlarında ideal aksiyon zamanını kaçırmamak için iş dünyasının bir an önce harekete geçmesi gerektiğine inanıyorum.

Peki, ideal aksiyon zamanı derken neyi kastediyoruz? Bir grafik ile açıklayalım. X eksenimizi klasik bir şekilde “zaman”a ayıralım; Y ekseninde ise çokluk, yoğunluk bulunsun. Hemen ilk eğrimizi yerleştirelim bu grafiğe. Yeni ve yaratıcı bir fikrin, bir akımın yoğunluğunu zamana göre gösteren bir eğri bu. Fikir eğrisi diye adlandıralım bu eğriyi. Yoğunluk ilk başlarda çok düşük… Belirsizliklerle dolu bir evreden bahsediyoruz. Fikir/akım belki başarılı olacak, belki hayata geçemeden yok olup gidecek. Hemen bir parantez açıp geçmişten örnekler verelim. Mesela cep telefonu… Çeyrek asır önce dünyada da, Türkiye’de de fikrin potansiyelini anlatmak için yatırımcı yatırımcı dolaşıldığı ünlü hikâyelerdendir. Çoğu iş adamı böylesine bir teknolojinin yaygınlaşacağına inanmayıp, fikri getirenleri geri çevirmiş. Türkiye’deki pazarı en fazla 10-15 bin kişi olarak görenler bile olmuş. Parantezi kapatıp ikinci evreye geçelim. Uzunca süren yavaş tempodan sonra bir anda hızla yukarı çıkan bir yoğunluktan bahsediyoruz. Malcolm Gladwell’in deyimiyle “tipping point” yani “kıvılcım anı” gerçekleşiyor. Fikre/teknolojiye olan güven artıyor, gerçekleşeceğine/yaygınlaşacağına kesin gözüyle bakılmaya başlanıyor. Bu evre ilkine göre çok daha kısa sürüyor. Doğru kararları verip çevik hareket edenler bu aşamada hızla ilerliyorlar. Son evre yine monoton bir evre… Yoğunluk maksimum seviyede; hiç şüphe yok ki fikir/akım tutacak. Başarı ispatlanmış durumda… Tarihi değiştiren bütün inovasyonlar aynı evrelerden geçerek ilerlemiş. Matbaa, otomobil, televizyon, internet, cep telefonu… İlk başlarda “hayal bunlar-çok zor”, daha sonra “olacak galiba” ve finalde “hiç kuşkusuz”…

Fırsatlar Eğrisi

Şimdi aynı eksenlerin (yoğunluk-zaman) üzerine bir başka eğri yerleştirelim. Bu seferki eğrimizin adı “Fırsatlar eğrisi”. Fırsatlar eğrisi ile Fikir eğrisi birbirine tam bir simetri ile bakıyor. İlk evrede Fikir eğrisinde yoğunluk az iken Fırsatlar eğrisi tam tersine çok yukarılarda. Stratejik alternatifler neredeyse sınırsız. Fikir yoğunluğu arttıkça (ikinci evre) fırsat eğrisi düşüşe geçiyor. Çünkü artık köşeler kapılmış durumda. Fırsat hala var ama her geçen gün alternatifler kıtlaşıyor. Ve son aşamaya geldiğimizde seçenekler iyice azalmış oluyor. Artık herkesin cep telefonu, otomobil vb. kullanacağını bildiğiniz bu evrede en iyi ihtimalle bir distribütörlük, bayilik ya da temsilcilik alabiliyorsunuz.

Geleceğe Yolculuk  

Şimdi tekrar ilk paragraflara dönüp öngörülerle nasıl dans edeceğimize bakalım. 3 boyutlu yazıcılar, uçan kameralı varlıklar, giyilebilir teknolojiler, sanal gerçeklik platformları, elektrikli arabalar, kablosuz elektrik ve daha nice konularda ikinci evreye geçilmiş durumda. Pek çok ülke, pek çok şirket ilk evreden itibaren bütün bu süreçlerin içinde… Eski yazılarımdan hatırlayanlar olacaktır – Obama 2012 sonlarında yaptığı halka sesleniş konuşmasının önemli bir bölümünü üç boyutlu yazıcılara ve bu sayede gelecek yeni üretim devrimine ayırmıştı. Amazon’un drone teknolojisini kullanarak geliştirdiği yakın çevreye uçarak teslimat fikrini ve çektiği AmazonPrime Air videosunu görmeyen yok. Her geçen gün yepyeni akıllı gözlük senaryoları çıkıyor piyasaya.

Ne yapmalı?

İş dünyasında global gelişmeleri takip etmeden yaşamak neredeyse imkansız… Tam tersini düşündüğümüzde globalde yaratılan teknolojilerin yaygınlaşması için ülkemiz insanının yaşamına uyum sağlaması gerekiyor. Ülkemiz için yarattığımız işlerde global teknolojiyi yerel gerçeklerimizle yorumlamanın kullanıcıya gerçek faydayı sunacağına inanıyorum.

Diğer ülkelere göre avantaj sağlamak istiyorsak öngörüleri iyi hissedip, fırsatları proaktif bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Garantici yaklaşımı bir tarafa bırakıp cesur adımlar atabilmek önemli. Bir gün ülkemizden de dünyayı değiştirecek önemde teknolojik devrimler, akımlar çıkması dileklerimle.

İLGİLİ HABERLER