Fijital Dünya 2: Yeni Gerçeklik

Geçen sayıdaki yazımıza Fijital Dünya başlığını vermiş, fiziksel dünyayla dijital dünyanın her geçen gün daha da yakınlaştığını anlatmıştık. Çok değil 15-20 sene önce internetin yayılmasıyla başlayan dijital dönüşüm esnasında iş hayatındaki süreçlerin, modellerin sanal dünyaya nasıl aktarıldığını detaylandırmıştık. Sonrasında da şöyle devam etmiştik: “Zamanla sanallaşabilecek her şey dönüştü. On beş, yirmi senedir süregelen bu yolculukla sanal dünyamız çok daha güçlü, çok daha kapsamlı… Artık denge diğer yöne doğru dönüşüyor. Gündelik hayatımızdaki sıradan işleri internete taşımak yerine, sanal dünyamızdaki sıradan detayları fiziksel dünyaya
taşıma vakti geldi. Fijital kelimesi popülerleşmeye başlayan yeni terimlerden biri. Fiziksel ve dijital kelimelerinden oluşturulmuş bir portmanto kelime. Tam olarak bu olguyu anlatıyor. Üzerinde dijital izler taşıyan bir fiziksel deneyimden bahsediyoruz.”
Sonra fijital teriminin her zihinde farklı anlamları tetiklediğini belirtip bunları üç gruba ayırmıştık. Şimdiden gündelik hayatımıza girmiş olan fijital alışkanlıkları “Bugün” kategorisi altında; daha çok ajans, reklam dünyasına ait uçuk-kaçık fikirleri “Proje” kategorisi altında; yarın olsa hiç şaşırmam diyeceğimiz, az da olsa sürrealizm içeren fikirleri “Neden Olmasın” kategorisi altında değerlendirmiştik. “Neden Olmasın” başlığı yer sıkıntısı nedeniyle bu yazıya kalmıştı. Bu uzun hatırlatma akabinde “Neden Olmasın” sorusunu sorarak örnek senaryolarımıza geçelim isterseniz.
SENARYO 1: KONUŞAN MAKİNELER
İlk senaryomuzda delikanlı evine haber verir, kız arkadaşı yemeğe gelecektir. Sunumlarımda sık sık gösterdiğim bu videonun akışı ünlü “Oyuncak Hikayesi” senaryosunu andırıyor. Tek fark konuşanlar oyuncaklar değil eşyalar… Evde hummalı bir çalışma başlar. “Ev” eşyalara haber verir, “Teyakkuz durumuna geçiyoruz. Bu akşam çok önemli bir misafirimiz var. Herkes hazırlansın.” Fırın hemen kendisini açar “Isınıyorum” diye haber verir diğer eşyalara. Mikrodalga “Bu gece benlik iş yok” diyerek uykuya geçer. Halı elektrik süpürgesine seslenir “İki haftadan beri süpürülmedim”, süpürge hemen işe koyulur. Divan süpürgeye takılır, “Ben de ne zamandır temizlenmedim, bir el atsana” Süpürge hiç üzerine alınmaz ve iş tanımında divan temizlemek olmadığını belirtir. Uzatmayalım; hikaye kahramanımız eve gelene kadar devam eder. Bahsi geçen kısa filmde Oyuncak Hikayesinden farklı olarak sesli konuşma bulunmuyor. Konuşmalar “tweet” şeklinde… Kahramanımız da evi ve eşyalarıyla sosyal medya üzerinden arkadaş. Kendi aralarında yaptıkları tweet’leşmeyi isterse cep telefonundan takip edebiliyor. Neden Olmasın? Bu fijital kurguda geri planda yer alan iki ana teknolojik gelişme var: Nesnelerin Interneti ve Öğrenen Sistemler… İki alanda da her geçen gün devrim niteliğinde gelişmeler yaşanıyor. Evet, fizik- sel eşyalarınızla dijital ortamlar sayesinde iletişime geçeceksiniz. Çok yakın zamanda arkadaş listenizde eşyalarınız da yer alacak, emin olabilirsiniz!
SENARYO 2: ARTI GÖRÜŞ
Burada geçen yazıda size tavsiye ettiğim “Sight” filmine geçelim. Kahramanımız özel lensleri sayesinde yaşadığı fiziksel dünyaya dijital bir katman eklemiş bulunmaktadır. Örneğin buzdolabındaki sıradan bir kaba bakınca küçük bir sanal etiket belirmekte ve üzerinde kabın içinde yer alan besinle ilgili bilgiler yazmaktadır. Lensler sayesinde gözleriyle değebildiği her nokta ekrana dönüşmektedir. Evinin bembeyaz duvarı dev bir ekran halini alabilmektedir mesela ya da restoranda arkadaşının hemen sağında beliren sanal etiket sayesinde kızın sosyal medyadaki bilgilerine ulaşabilmektedir.
Kısa filmin en keyifli bölümü kuşkusuz mutfak sahneleri. Kahramanımız dolaptan çıkardığı salatalığı kesmek üzere tezgâha koyar. Artı görüş sayesinde ideal dilim aralıkları kesik sanal çizgiler halinde salatalık üzerinde belirir. Hemen oyunlaştırmayla devreye giren eğitim sistemi kahramanımıza koçluk yapmaya başlar. Salatalık tavsiye edildiği şekilde tam çizgi üzerinden kesilmesi durumunda kahramanımız puan kazanmakta, yanlış bir harekette ise puan kaybetmektedir. Derken sıra yağda yumurtaya gelir. Kahramanımız yumurtayı kızgın ateş üzerindeki tavaya kırdıktan sonra, lens ile görülebilen tüyolara göre hareket ettirerek pişirmeye başlar. Yumurtanın sarısı tavanın belli noktalarına değdikçe kahramanımız puan kazanmaktadır.
Neden Olmasın? Bu fijital kurguda geri planda AR/Augmented Reality (Artırılmış Gerçeklik) var. Google’ın kısa zamanda emekliye ayrılan gözlük projesiyle bilinirliği artan AR, bugün çoğu teknoloji devinin ajandasında yer alıyor. Bir taraftan AR/VR (Virtual Reality/Sanal Gerçeklik) savaşları devam ediyor. Arada ufak bir detay var. AR’da sanal olan gerçeğin içine giriyor. VR’da sen sanal bir dünyaya giriyorsun. Analistler ikisinin karması olarak MR (Mixed Reality/Karma Gerçeklik) adı altında bir tanımı daha gündeme kazandırdı yakın bir zaman önce. Facebook tarafından 2 milyar dolara alınan Oculus Rift VR alanının yıldızları arasında. Magic Leap ise Google tarafından 540 milyon dolar yatırım yapılan bir MR teknolojisi. Microsoft da oyuna HoloLens ile katılmış durumda. Özellikle Mindcraft demosu oldukça ilgi çekici. 2020 yılı itibariyle A/VR pazarının 150 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bütün gelişmeler çok yakın zamanda gerçeklik algımızın hiç olmadığı kadar değişeceğini, fiziksel dünyamızın yepyeni dijital deneyimlerle iyice fijital’leşeceğini gösteriyor.
SENARYO 3: ALTI OKKA
Gelelim Türkiye’den enteresan bir fijital girişime… Tünel’den Karaköy’e doğru inen yokuşta önemli bir dönüşüm var biliyorsunuz. Yol boyunca müzik aleti satan mağazalar, cafeler, büfeler, restoranlar, galeriler, hediyelik eşyacılar sıralanıyor. Bütün bu renkli vitrinler arasında dışarıdan bakıldığında farklı bir dükkân göze çarpıyor. Daha çok turistlere hitap eden bu dükkânda çeşit çeşit kıyafetler bulunuyor. Daha çok tarihi kıyafetler tercih ediliyor, kimi padişah oluyor, kimi yeniçeri… Ancak dükkânın bir özelliği daha var: Oculus Rift! Gelen turistler cihazı gözlerine takıp sanal bir maceraya sürükleniyor. Durun bitmedi… Kendi çapında oldukça renkli olan bu deneyime dükkan sahipleri altı okka ile dahil olup süreci daha da fijital’leştiriyorlar. Yanlış okumadınız turist kızımız gözündeki Oculus Rift ile havalara atılıp tutuluyor. Böyle anlarda yoğun yaya trafiği kilitleniveriyor. Herkes havalarda uçan oculus’lu kızın resmini çekmeye koyuluyor. Fijital dönüşüm girişimcilere daha şimdiden ilginç fırsatlar sağlıyor.

İLGİLİ HABERLER