Büyük Veri (Big Data) hayat kurtarabilir mi?

Her hafta cuma günü bu köşede; sağlık ve ilaç sektöründeki inovasyonları, dijital ve sosyal medya uygulamalarını ve yenilikçi pazarlama aktivitelerini sizlerle paylaşacağım. İlk yazımda sağlık ve büyük veri (big data) üzerine konuşalım istiyorum.

“Büyük veri (big data) hayat kurtarabilir mi?” sorusuna cevabım çok net; EVET! Sadece hayat kurtarmakla kalmaz, hayatı uzatabilir ve kalitesini arttırabilir.

İnternet ve sosyal medya üzerinde ortaya çıkan büyük veriyi oluşturan bileşenleri derslerimde basitçe şöyle tanımlıyorum: Arama motorlarında yaptığımız aramalar, ziyaret ettiğimiz web siteleri ve bu web sitelerinin içinde hangi sayfaları hangi sürelerle ziyaret ettiğimiz, sosyal medyada ve bloglarda paylaştıklarımız, GSM operatörlerinden elde edilen arama kayıtları büyük veriyi oluşturan temel kaynaklar. Belki de şimdiye kadar hiç tahmin etmediğiniz bir önemli kaynak daha var. Telefonunuzdaki ayarlarda “konum servisleri – location services” açık ise siz hiçbir şey yapmasanız da büyük veriye katkı sağlıyorsunuz.

2014 yılının mart ayında patlak veren Ebola salgını, şimdiye kadar yaşanan dünyanın en büyük salgınlarından olarak tarihe geçti. Geçtiğimiz 13 ay boyunca yaşanan hayat kaybı sayısı bugün itibariyle 10.899 oldu. CDC (Centres for Disease Control and Prevention) resmi web sitesinden bu sayıyı günlük olarak takip edebilirsiniz. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) bu salgını haber almakta da haber vermekte de birkaç gün gecikti maalesef. İşte o birkaç gün belki yüzlerce insanın ölümüne sebep oldu.

11 Ağustos 2014’te Newsweek’te çıkan haberin başlığı şuydu: Bir algoritma, Ebola salgınını Dünya Sağlık Örgütü’nden 9 gün önce haber verdi. Gerçekten de öyleydi. Bahsi geçen algoritmayı yazan Healthmap ekibinin çekirdeği, Boston Children Hospital’da çalışan doktorlardan oluşuyor. Aralarına dahil ettikleri yazılım mühendisleri sayesinde bu gönüllü girişimi bambaşka bir boyuta taşımışlar. Healthmap’i destekleyen kuruluşlar arasında Google, Twitter, Unilever, Bill and Melinda Gates Vakfı, Amazon ve Merck de var. Yaptıkları şey basitçe, tüm dünyada arama motorlarında yapılan sağlıkla ilgili aramaları, resmi mercilerin sitelerinde paylaşılan haberleri ve son kullanıcının içerik oluşturduğu blog ve sosyal medya kanallarında paylaşılan sağlıkla ilgili içeriğin analizi. Bu sayede bir bulaşıcı hastalığın yayılımını neredeyse mahalle mahalle takip edebiliyorlar. Bir salgın hastalığı kontrol altına almada değil günlerin, saatlerin önemli olduğunu hatırlatırım.

Bundan çok kısa bir sure sonra da Wikipedia bombayı patlattı. BBC Health’te çıkan haberde detaylarını okuyabileceğiniz gibi Wikipedia içi yapılan aramalardan, ziyaret edilen sayfalardan ve bu sayfalarda geçirilen sürelerden yola çıkarak (bildiğiniz Google Analytics verileri) bulaşıcı hastalık salgınlarını gelenseksel tıbbi yöntemlerden yaklaşık 1 ay önce tespit edebildiklerini belirttiler.

Geçtiğimiz hafta ikisi sağlık ikisi de dijital teknoloji alanında faaliyet gösteren dört dünya devi, büyük verinin analizi, işlenmesi ve anlamlandırılması konusunda ortaklık kararı aldırlar. Bahsi geçen dört büyük firma; Johnson & Johnson, Medtronic, Apple ve IBM. Süper bilgisayar denildiğinde ilk akla gelen isim olan IBM Watson, bundan böyle Apple Researchkit ve Healthkit uygulamalarında da kullanılabilecek. Ortak amaçları diyabet hastalarının ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini arttırmak.

Yazımda bahsettiğim bu üç haber bile büyük veri analizinin sağlık alanında ne kadar önem kazandığının çok önemli göstergesi. Bu konudaki yenilikleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

İLGİLİ HABERLER