Aile şirketleri nereden başlamalı?

Aile şirketleri, reklam ajansları ile görüştüklerinde; ajanslar şirketlere kurum kimliği ve logo kavramlarının önce çözülmesi gerektiğini söylerken, danışmanlık firmaları; aile anayasası, veliaht seçimi ve kontrol mekanizmalarının kurulmasından bahsediyor.

TÜİK’in 2012 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı sonuçları 2 milyon 427 bin 676 firma bulunduğu yönündeydi. Bu sayı bugünlerde 2.5 milyonu çoktan aştı. 20 yılda firma sayısı olarak yaklaşık 1,5 kat artmış durumda, istihdam olarak yaklaşık yedi kat istihdam artışı oldu. Firmaların yüzde 99’unun KOBİ’lerden oluştuğu düşünüldüğünde ve aynı zamanda KOBİ’lerin büyük çoğunluğunun da aile şirketlerinden oluştuğu düşünülürse, önümüzdeki yıllarda aile şirketlerinin ekonomiye katkısı ve önemi gittikçe artacak. Method Research Company’nin Türkiye geneli 15 ilde üç ayda bir 2 bin 600 firma ile yapmış olduğu “Kurumsal Trend” araştırmasında firmaların yaşam evreleri incelendi. Türkiye’deki firmaların 2014 yılında yaşam evrelerine bakıldığında, her üç firmadan birinin beş yılın altında olduğu görülmekte. Köklü ve uzun ömürlü firma diyeceğimiz 30 yıl üzerindeki firma sayısı ise sadece yüzde 6 dolaylarında. 2008 yılında yapılan yine aynı araştırmaya göre 30 yıl üzeri firmaların adedi 200 binler civarındayken, bu rakamın 2014 yılında 140 binlere gerilediği görülüyor. Bu rakamlara bakınca insanın aklına “Neden Türkiye’de firmalar uzun ömürlü olamıyor?” sorunu geliyor. Aile şirketleri denilince birçok sorundan bahsetmek mümkün ama en önemli sorunun “kurumsallaşma” olduğu herkesçe kabul edilmiş bir gerçek. Herkes sorunda anlaşmasına karşın, çözüm konusunda ortak öneri maalesef çıkmamakta. Aile şirketleri, reklam ajansları ile görüştüklerinde; ajanslar şirketlere kurum kimliği ve logo kavramlarının önce çözülmesi gerektiğini söylerken, danışmanlık firmaları; aile anayasası, veliaht seçimi ve kontrol mekanizmaların kurulmasından bahsediyor. Pazarlama araştırma firmalarıysa aile şirketlerine müşterilerinin kim olduğundan ve müşteri memnuniyetinden ne anladıklarından söz ediyor. Ama hiçbir firma nasıl bir yol haritası izleneceğinden ve önceliklerden bahsedemiyor. Yapılması gerekenleri kısaca özetlersek aşağıdaki başlıklara ulaşılmakta…

1-Kurumsallaşmanın zorunluluk olduğuna inanmalı:

Tüm aile bireyleri -kaçıncı nesil olursa olsun- kurumsallaşmanın, bir yönetsel moda akımı değil bir gereklilik olduğuna inanmalı ve ilk yaşanan sorunla vazgeçilmemeli. Hiçbir değişim sorunsuz olmayacağını bu aksaklıkların değişimin bir parçası olduğunun kabul edilmesi gerekmekte.

2- Kurumsal temellerin oluşturulması:

Firmanın misyon, vizyon ve politikalarının belirlenmesi, risk haritalarının oluşturulması, alınacak önlemlerin düşünülmesi ve stratejik amaçların belirlenmesi gerekmekte.

3- Kurumsal stratejilerin oluşturulması:

Beş yıllık ve yıllık stratejik planlar oluşturulmalı ana stratejiler ve gelecek hedefler ortaya konmalıdır.

4-Tüm süreçlerin ve iş modelinin tanımlanması:

Mevcut şirket organizasyon yapısının incelenmesi, iş görev tanımlarının netleştirilmesi, iş etütleri ve analizleri (Norm kadroların oluşturulması) yapılarak verimsiz unsurların ortadan kaldırılması gerekmekte. Ayrıca tüm bunlar ana iş modelinin performans kriterleriyle tanımlanmalıdır.

5- Maksimum teknoloji kullanımı sağlanmalı:

Satıştan operasyona, muhasebeden üretime tüm birimlerde teknoloji kullanımının süreçlerde ana unsur haline dönüşmesi bir kurum kültürü haline gelmesi gerekir.

6- Aile, iş ve yönetim yapısının oluşturulması:

Yönetim kurulu, aile konseyi, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin tanımlanması, bu kurullara giriş ve çıkışların kurallara bağlanması kısaca aile ile şirket arasında ilişkilerin tanımlanması gerekmekte.

7- İç kontrol ve denetim sistemlerinin kurulması:

Kurumsal yönetim, iç kontrol ve iç denetim faaliyetlerinin başlatılması ile güvenilir ve sağlıklı kontrol sistemleri getirilmesi gerekmektedir. Tüm paydaşların güvenebileceği sağlıklı kontrol sistemlerinin kurulup, bu sisteme bağımsız uzmanların da eklenmesi gerekmekte.

8- Aile anayasası oluşturulması:

Aile bireyleri özellikle hayatta ise kurucu ortaklar işin içinde olduğu tüm bireylerin katılımı sağlandığı ve mutabık kalınmış bir metne ulaşılması sağlanmalı. Bu metnin teorik ve pratik yönü olan danışmanlar ile beraber yazılması hem adalet hem de yazılan metinlerin uygulanabilirliğini güçlendirecektir.

9- Halef planlarının yapılması ve paylaşılması:

Sadece yazılı plan ve haleflerin tespiti değil belli bir yaşa gelindikten sonra geleceğin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yönetime hazırlanması sağlanmalı.

10- Kurumsallaşma yatırımı yapılarak yönetim belgelerine önem verilmesi:

Yukarıda bahsedilen tüm başlıkların belirli bir sistem içinde yapılabilmesi için bir çok kalite yönetim sistemleri bulunmakta. Bu yönetim belgelerinin alınması için kurumsallaşma maliyetlerine katlanılması gerekmekte. Bu belgelerden bir tanesi olan EFQM yani “Mükemmellik modeli” birçok aile şirketi ve kurumsal şirketin bahsedilen prensiplerle yönetilmesine katkı sağlanmakta. “Mükemmellik Modeli” başarıyı hedefleyen bir işletmenin iyi yönetilmesi için gereken tüm önemli kriterleri içeren bir rehberdir. Günümüz iş dünyasında, işletmelerin faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için pek çok iç ve dış faktörle başa çıkmaları gerekmekte. Sürekli değişim, bilişim teknolojinin hızlı ilerleyişi ve yok edici rekabet, firmaları ayakta tutabilmek için zorlayıcı faktörlerden. Bu şartlar altında başarılı olmak isteyen işletmeler dış çevrede meydana gelen değişimden daha fazlasını bilmeliler. İşte bu noktada kuruluşlar, kendilerini diğer firmalardan ayıran temel faktörün mükemmellik arayışında gösterdikleri başarı olduğunun farkına varır. “Mükemmellik Ödülleri” ile birlikte kuruluşlar; yenilenmeye açık, iç dış müşteri odaklılığı özendiren profesyonel yaklaşımlarıyla, çözüm ortağı anlayışında kalıcı olma mesajını verir. İnsan kaynağı tercihleri, entelektüel sermaye varlıkları, potansiyelleri ve uzmanlıklarıyla “Mükemmel Kuruluşlar” haline gelir. Bu sene 23’üncüsü TÜSİAD ve KalDer tarafından düzenlenen “Türkiye Mükemmellik Ödül” töreninde, “Türkiye Mükemmellik BÜYÜK Ödülü”nü kazanan Method Research Company bir aile şirketidir. Yukarıda bahsedilen prensiplerin uygulaması sayesinde bu tür bir ödüle layık görüldü. Method Research Company Türkiye’de daha önce tüm kategorilerde 28 firmanın aldığı bu ödülü sektöründe alan ilk ve tek firma oldu. Aile şirketlerinin nasıl kurumsallaşacağının standart bir yol haritası üzerinden anlatmak neredeyse imkânsız. Fakat sırası ne olursa olsun yukarıdaki başlıkların netleştirmesi aile şirketlerinin uzun yıllar yaşayıp, nesilden nesile geçmesine yardımcı olacak.

İLGİLİ HABERLER