Sapiens’in yazarı Harari: “Veriye sahip olan insanlığın kaderini belirleyecek”

Davos’ta gerçekleşen 2018 Dünya Ekonomik Forumu’nda gündem yaratan konuşmacılar arasında son dönemde yazdığı kitaplarla dikkat çeken yazar Yuval Noah Harari de vardı. Tüm dünyada uzun süre “bestseller” olan Sapiens ve Homo Deus’un yazarı insanlığın ve pazarlamanın gideceği yöne dair çarpıcı bilgiler sundu. İşte, Harari’nin Davos’ta gerçekleştirdiği konuşmadan satır başları…

İnsanlığın kaderi ‘veriye kim sahip olacak’ sorusuna bağlı

Son dönemde gördüğümüz en önemli algı değişimi, verinin dünyadaki en önemli asset haline gelmesi. Dolayısıyla verinin kimin kontrolünde olacağı sorusu önem kazandı. Eğer datanın büyük kısmı küçük bir grupta toplanırsa insanlık farklı bir ırka doğru evrilecektir.

Geçmişte tarihin yanlış tarafında bulunduğunuzda hayata tutunma şansınız hâlâ vardı. Zira temel insan haklarından mahrum bırakılsanız da iş gücünüze ihtiyaçları vardı. Ancak teknolojiyle verinin değer kazanması artık bunu gereksiz kılıyor. İş gücüne ihtiyaçları yoksa sizi köle olarak bile tutmayabilirler.

✓ Elimizde insan bilincini kontrol edebilecek, yapay bilinç oluşturabilecek bir potansiyel var. Dolayısıyla regüle edilmesi gerekiyor. Regüle edilmezse, bunu kontrol edenler insan ırkına da yön vereceklerdir.

Algoritma sizin için iyi bir terapist olabilir ancak hack’lenebilir de

Dört milyar yıldır devam eden hayat sistematiğinin değişeceğini tahmin ediyoruz. Artık bilim sadece hayatın korunmasında değil, aynı zamanda hayatın sağlanmasında da söz sahibi.

İnsan beyni fonksiyonuna dair söz sahibi olmaya başladıkça saldırıya daha açık hale geliyoruz. Örneğin beyin aktivitelerini takip edip kişinin cinsel yönelimini tespit eden bir uygulama geliştirilebilir. Kişi kendisi kullanmasa dahi böyle bir uygulama Amazon ve Alibaba’nın iştahını kabartacaktır.

Reklamcılık da bu gerçekten nasibini alacak. Örneğin Coca-Cola, algoritma sayesinde gay olduğu bilgisine ulaştığı bir kişiye reklamda çekici kadınlar yerine çekici erkekler gösterecektir. İnsan kaderini kendisinin belirlemeyeceği bir gerçekliğe doğru ilerliyoruz.

Aslında “fake news” hep vardı

Son dönemde medyada konuşulan konuyu tarihsel bakış açısıyla ele almamız gerekirse fake news (sahte haber) aslında hep vardı. Ne zaman Hakikat Çağı oldu ki?

Yakın geçmişe baktığımız zaman 80’lerde iki kutuplu dünyada propaganda amaçlı devlet eliyle haber üretimi söz konusuydu. Yani bence şu an kesinlikle gerçeğe ulaşma konusunda çok daha iyiyiz.

Bence asıl konuşmamız gereken karşımıza çıkan “bilgi seli” ile nasıl mücadele edeceğimiz. Özellikle sosyal medya ile bilgi üretiminin artması bizi farklı bir noktaya taşıdı. Bu denli yoğun bilgiye kısa sürede ulaşınca gerçeğin kendisi de problemli hale geliyor. Çok fazla bilgi büyük resmi görmemizi engelliyor.

Siber alanın kolonizasyonu blockchain’i de kapsayacak

Son zamanlarda bizi heyecanlandıran bir başka gelişme de elbette bitcoin, blockchain uygulamaları. Ancak bir tarihçi açısından olayı gözlemleme fırsatı verilirse, bu heyecanın bir benzerini 90’larda internetle yaşadığımızı düşünüyorum.

O zamanlarda “İnternet pazaryerini tamamen değiştirecek. Demokratik komüniteler ortaya çıkacak!” diyorduk. Ancak biliyoruz ki bu gerçekleşmedi. Dahası holdinglerin, borsaların ve devletlerin siber alanı kolonize ettiğini gözlemledik. Ve bunlar gittikçe güçleniyorlar.

Şimdi “90’larda ‘eski internet’in yapamadığını blockchain yapacak” diyorlar. Olabilir. Bekleyip görmek lazım. Ama bu olaya şüpheci yaklaşıyorum. Bana kalırsa bahsettiğim kolektif kolonizasyon, bitcoin’i de içinde eritecek.

Eğitimde yatırım yapmamız gereken alan belli değil

Robotların ve yapay zekanın bazı işlerin yerini alacağı doğru. Fakat insan eliyle yapılan tüm işlerin ortadan kalkması gibi bir durum söz konusu değil. Yeni beceriler gerektiren yeni işler ortaya çıkacak. Bu durumda sormamız gereken, “bu yeni işlerde çalışacak insanlara bu becerileri nasıl kazandırabiliriz?” olacaktır.

  Daha önceki sanayi devriminde de bir iş kaybı yaşanmıştı. Önceki otomasyonda örneğin traktör nedeniyle işini kaybeden bir kişinin traktör fabrikasına başvurup orada çalışabiliyordu. Ancak şimdi işini kaybedecek bir kasiyer yerine data analisti arayacaklar. Dolayısıyla pozisyon değişikliğinden ziyade bir algı değişimi söz konusu.

Bu durum sıkıntılı ve ayrıca gelecekte ihtiyacımız olan becerileri tam olarak bilmiyoruz. Dolayısıyla yatırım yapmamız gereken yer belli değil. O nedenle duygusal, kreatif ve mental direnç isteyen öğretiler önem kazanıyor. Ama bunu nasıl öğretebiliriz, önce onu öğrenmemiz gerekiyor…

Kaynak: World Economic Forum

İLGİLİ HABERLER