Mark Zuckerberg’in kayıp defteri!

İnsanlığın üçte birini kayıt altına alan aklın kıvrımlarında dolaşan nadir insanlardan birisi olan gazeteci Steven Levy, Zucerberg’in kayıp hazinesini paylaşıyor. Rivayete göre Facebook henüz yeni piyasaya sürüldüğü günlerde Mark Zuckerberg dünyayı saracak platformunun ve genel aksiyonları hakkındaki tüm notları bir defterde tutuyordu. Zuckerberg’in bu defteri kimsenin eline geçmeden yok ettiği söylense de şükür ki birkaç sayfa Zuckerberg’in gazabından kurtulmuş. Wired teknoloji yazarı Steven Levy bu defterin birkaç sayfasını eline geçirince Zuckerberg’in yıllar boyunca takip ettiği bu kariyer yolunu kaleme aldı.

Marketing Türkiye okurları için satır başlarını derlediğimiz bu çarpıcı makalenin tümüne www.nexcmo.com’dan ulaşabilirsiniz…

Mark Zuckerberg’le 2006 yılının Mayıs ayında tanıştım. Newsweek’in teknoloji sayfalarının lideri olduğum o zamanlarda Web 2.0 adlı bir hikaye üzerine çalışıyordum; bu kavrama göre internetin bir sonraki gerçekliği mutlu ve yaratıcı bireylerin ürünü olacaktı. Özellikle üniversite kampüslerinde salgın gibi yayılan bir sosyal ağın söylentileri kulağıma gelmişti ve bu platformun hakkında daha fazla şey öğrenmek istedim. Neyse ki bu platformun kurucu ortağı ve CEO’su Zuckerberg o ay her yıl katıldığım PC Forum’da konuşmacı olarak yer alacaktı.

Konferansın gerçekleştiği mekanda öğlen saatlerinde bir araya gelmeye karar verdik. Bir araya geldiğimizde yanında Linkedin’i Facebook’a katılmak için henüz bırakmış Matt Cohler da vardı. Cohler oturduğumuz kalabalık masada yanımıza sığamadığı için konuşmamıza eşlik edemeyeceği kadar uzağa oturmak durumunda kaldı.

Zuckerberg’in 21 yaşında olmasına rağmen daha da genç göründüğünü şaşkınlıkla fark ettim. Hackerlar ve teknoloji şirketleri üzerinde yaptığım çalışmalarda henüz sakallı birilerine rastlamamış, en fazla kayısı tüyleri olan pek çok genç adamla bir araya gelmiştim.  Ancak Zuckerberg ile ilgili beni etkileyen şey yarattığı etki olmuştu. Şirketine dair sorduğum birkaç kolay soruya sadece sessizce suratıma bakarak yanıt verdi. Hiçbir şey söylemedi. Kızgın ya da aklı başka yerde gibi de görünmüyordu. Sadece boşluk.

Kafam karışmıştı. Bu adam Facebook’un CEO’suydu, değil mi? Garip bir tür nöbet mi geçiriyordu? Önceden yazdığım bir şey onu kızdırmış mıydı? Sessizlik sürdükçe zaman donmuş gibiydi.

Yanıt ararcasına Cohler’a baktım. Bana sadece bir tebessümle karşılık verdi. Ondan da medet umamayacağımı anladım.

Bu garip halden çıkmak için Zuckerberg’e PC Forum hakkında herhangi bir şey bilip bilmediğini sordum. Bilmediğini söylediğinde müdavimi olduğum konferans hakkında kişisel bilgisayar çağında Bill Gates ve Steve Jobs’un yüzlerinde organik olmayan gülümsemelerle atıştığı platform olduğu bilgisini aktardım. Söylediklerim üzerine açılmış olacak ki öğlen yemeğimiz boyunca hala o garip hali sürse de yatakhanesinde başlattığı ve 7 milyon kullanıcıya ulaşan platformu hakkında konuşmaya başladı.

O zaman farkında değildim ancak ben de Zuckerberg’in trans halini andıran sessizlikleri karşısında eli ayağı dolananlar kulübüne katılmıştım. Facebook Başkan Yardımcısı Andrew Bosworth bu translara haklı olarak “Sauron’un gözü” diyor.

Bu elbette kolay bir görev değil. Zuckerberg bile kamuya sunduğu kişiliğinde robotik bir soğukluk olduğunu kabul ediyor. Birçok sohbetin ardından bana nispeten alıştı diyebilirim, ama her zaman kendini geride tuttuğunu da hissedebiliyordum. Hiçbir zaman benim bir gazeteci olduğumu unutmadı, kendini ve şirketini korumayı atlamadı.

Zuckerberg bu noktada artık kodlama yapmıyordu; büyük resme odaklanmıştı. Defterler onun vizyonunu detaylı bir şekilde planlamasını sağlıyordu. Facebook mühendisleri ve tasarımcıları ofise geldiklerinde masalarında bu defterin bazı sayfalarının fotokopilerini buluyordu. Sayfalarda tasarım fikirleri veya sıralama algoritmalarına dair yönlendirmeler bulunuyordu. Bu sayfalar çalışanlar ve patron arasındaki iletişimi sağlarken fikirler fotokopilenen sayfaların dijital ortamda da bulunması ve değiştirilemez olmasıyla birlikte sorgusuz bir şekilde hayata geçiriliyordu. Facebook ofisinin her yanındaki beyaz tahtalara yazılanlar kolaylıkla silinebiliyor da olsa Zuck-defterlerinin kutsal varlığı sorgulanmayı imkansız kılıyordu.

Yahoo teklifi ve News Feed’in çalkantılı lansmanı   

Zuckerberg, hikayeleri neyin ilgi çekici kıldığına dair varsayımda bulunarak insanların tıkladıkları içeriklere karar verirken merak ve narsisizme dayanan bir doğaya sahip olduklarını kabul edip üç aşamalı bir hiyerarşi kurmuş. İlk sırada “senin hakkındaki hikayeler” yer alıyor. İkinci sırada “sosyal çevrenin etrafında kurulan hikayeler” alırken bu hikayelere örnek olarak arkadaşlarının ilişkileri, hayatında olup bitenler, arkadaşlık trendleri ve varlığını unuttuğun kişilerin tekrar ortaya çıkmasını vermiş. Bu sıralamada en az önem verdiği kategori ise “önemsediğin şeyler hakkındaki hikayeler ve diğer ilginç şeyler” olmuş. Bu kategoride ise ilginç olabilecek etkinlikler, dış içerik, ücretli içerik ve şişirilmiş içerik yer alıyor. Zuckerberg’in kişiselleştirilmiş bir gazete olarak da tanımlanabilecek News Feed vizyonu işte bu aşamalardan oluşuyor. (Elbette bu noktada Zuckerberg News Feed’in ana akım ve geleneksel medyaya bir alternatif oluşturabileceğini henüz aklından geçirmemiş.)

Facebook’u gelecek için tasarlamak Zuckerberg’in büyük keyif aldığı bir meşgaleymiş gibi görünüyor. Ancak aynı yıl, onun için acılı bir yıldı. O zaman bir internet devi olan Yahoo, Facebook’u 1 milyar dolara satın almak istediğini belirtti. Bu birçok sosyal ağ kurucusunun hiç düşünmeden kabul edeceği büyük bir meblağdı; Zuckerberg hariç. TheFacebook Harvard’da patladığından beri Zuckerberg kararlı, fırsatçı ve azimli oldu. Ancak bu karar Zuckerberg’i kararsızlığa sürükledi. Henüz yirmilerinin başındaydı, hayat deneyimi sınırlıydı ve sofistike finansa dair düşük bir birikimi vardı. Facebook’u satmak istemiyordu ama her şeyin yolunda gideceğinden nasıl emin olabilirdi? Bütün yatırımcıları ve çalışanları Yahoo’yu reddetmenin delilik olduğunu düşünürken kendisi her şeyi nasıl rayına sokabilirdi? İşleri daha da kötüleştiren ise, üniversite ve lise popülasyonunun tamamına ulaşmasına ramak kalmasıyla Facebook’un büyümesi de yavaşlıyordu. Yatırımcıları ve yönetici kadrosunun satmanın en mantıklı yol olduğunu düşünmesinin asıl nedeni de buydu.

2018 yılında Zuckerberg bana bu zaman dilimi hakkında konuşurken, “Sahtekar sendromuna girmiştim” dedi ve ekledi, “etrafımı yönetici olarak saygı duyduğum insanlarla sarmıştım ve bir şirket inşa etmenin ne demek olduğunu bildiklerini sanıyordum. Kısaca beni bu teklifi değerlendirmem konusunda ikna ettiler”.

Facebook’un içinde ise ürünü geri çekme konulu aramalar yapılıyor olsa dahi çalışanlar verileri analiz ettiğinde harika bir şeyle karşılaştı; yüzbinlerce kullanıcı News Feed’i sevmediklerini ve onaylamadıklarını dile getiriyorduysa da aksiyonları bunun tam zıddını söylüyordu. İnsanlar Facebook’ta daha çok vakit geçirmeye başlamıştı. News Feed’e karşı kızgınlıkla dolmalarının bile ana kaynağı News Feed’di; öyle ki News Feed karşıtı hareketlere katıldığınızı arkadaşlarınıza bildiren yine News Feed olup sizi de bu harekete katılmaya teşvik ediyordu.

Facebook daha da büyüyor

Zuckerberg büyümek istiyordu. Defterinde de belirttiği gibi Facebook insanlar bilgilerini paylaştığında büyüyordu ve News Feed’le birlikte insanların paylaşmanın değerini görmeye başlayacaklarını düşünüyordu. Facebook mahremiyet kontrol mekanizmaları sunuyordu ancak tüm yazılımlarda da olduğu gibi varsayılan ayarların önceliği bulunuyordu. Mahremiyet kontrolleri sunmak, mahremiyet sunmakla eş anlamlı değil; tıpkı mahremiyetin mahremiyet algısıyla aynı şey olmadığı gibi.

Savaş zamanı CEO’su Zuckerberg   

Açıklamasında bir değişimin özellikle altını çizen Zuckerberg, Horowitz’ten bir alıntı yaptı; “Barış zamanı CEO’ları çatışmaları minimize etmeye çalışıyor. Savaş zamanı CEO’ları ne bir orta yol bulma çabasına girer, ne de anlaşmazlıkları tolere eder”. Zuckerberg bu alıntı üzerine yönetici kadrosuna bir savaş zamanı CEO’su olarak insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleyeceğini (emredeceğini) iletti.

(Zuckerberg) “Şansımı daha çok denediğim için daha çok yanlış yaptığımı düşünüyorum” diyor ve ekliyor, “evet, geçmişe bakınca strateji ve kayda geçirme konusunda birçok hata yaptığımı görebiliyorum. Ancak hata yapmıyorsan, potansiyelinin tamamını kullanmıyorsundur değil mi? Böyle böyle büyüyorsun”.

Zuckerberg Facebook’un hala iyiliğe neden olduğuna inanıyor. Birçok insanın dünyaya büyük zararlar verdiğini düşündüğü iş adamı, “Bu şirketi yönetip de dünyayı ileriye yönlendireceğini düşündüğüm aksiyonları almazsam olmazdı.” diyor. Facebook değişmek zorunda olabilir ama Zuckerberg platformun doğru yolda olduğunu düşünüyor.

“Mark Zuckerberg’in kayıp defteri!” makalesinin tamamı www.nexcmo.com’da

Kaynak: Wired

İLGİLİ HABERLER