KaleTalks sohbetlerinde bu kez “Güven” konuşuldu

KaleTalks, Mayıs ayında İbrahim Bodur’dan miras kalan “Öngörü, Cesaret, Yenilikçilik, Mücadele ve Güven” değerleri ışığında geleceğe ışık tutuyor. “Güven” temasıyla gerçekleşen KaleTalks online sohbetlerin dördüncüsünün konuğuysa Psikiyatrist / Sistematik Aile Terapisi / Etnograf Prof. Dr. Kemal Kuşçu oldu.

Kale Grubu, kurucusu İbrahim Bodur’un kişiliğiyle özdeşleşmiş ve dünden bugüne köprü kuran değerleri etrafında kurgulanan KaleTalks online sohbetlerin dördüncüsü “Güven” temasıyla gerçekleşti. Yönetim danışmanı Fazıl Oral’ın moderatörlüğünde Psikiyatrist / Sistematik Aile Terapisi / Etnograf Prof. Dr. Kemal Kuşçu’nun katıldığı KaleTalks sohbeti, 13 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşti. Sohbet, Kale Grubu’nun Facebook, YouTube ve Twitter hesaplarından da canlı yayınlandı.

Farklı konularda ezber bozan, kendi alanlarında dönüşüm sağlamış vizyoner kişilerin konuk olduğu ve salgın döneminde dijital mecraya taşınan KaleTalks sohbet serisi, mayıs ayında Kale Grubu’nun kurucusu İbrahim Bodur’un dünden bugüne köprü kuran “Öngörü, Cesaret, Yenilikçilik, Mücadele ve Güven” gibi değerleri etrafında şekilleniyor. 13 Mayıs’ta “Öngörü” temasıyla başlayan, 8 Mayıs’ta “Yenilikçilik” ile devam eden seri kapsamında 11 Mayıs’ta gerçekleşen sohbette, genç nesillere yol gösterici olması hedeflenen “Mücadele” kavramı masaya yatırıldı. 13 Mayıs Perşembe günü yayınlanan ve “Güven” temasının işlendiği sohbetin konuğuysa Psikiyatrist / Sistematik Aile Terapisi / Etnograf Prof. Dr. Kemal Kuşçu oldu.

Sohbetten öne çıkan başlıklarsa şöyle:

Psikiyatrist / Sistematik Aile Terapisi / Etnograf Prof. Dr. Kemal Kuşçu: Güven çok statik bir şey değildir, dinamik bir şey. Dengeler de kısa vadeli süreçler değildir. Kendi içerisinde bir salınımı olan süreçlerdir. Dolayısıyla güveni çok statik süreçlermiş gibi anlatmak doğru değil. İnsanoğlunun doğadaki konumu itibarıyla kırılgan bir yapıdadır. Dolayısıyla bu kırılganlığımızı ve incinebilirliğimizi bir şekilde bizim hayatta kalmamızı sağlayan şeylerden bir tanesi de güven.

Kemal Kuşçu: Beynimizde duygularımızı işleyen bölümler oldukça büyük. Beynimizin bu kadar gelişmiş ve büyük olmasının temel nedeni, insanlar olarak bir başkasına mutlak suretle ihtiyaç duyuyor olmamız. Hem zihinsel gelişimimizde hem de hayatta kalışımızda bir “öteki”ne ihtiyaç duyuyoruz. Tüm canlılar içerisinde bizim duygu sistemimizin büyüklüğüne bakacak olursak diğer canlılardan bu kadar büyük olmasının temel nedeni bakım sürecinin en uzun canlı türü olmamız. Dolayısıyla bizim, bizimle muhakkak etkileşebileceğimiz, orada olduğunu bildiğimiz, kayıtsız şartsız bizim varlığımıza eşlik edecek bir kaba ihtiyacımız var. Ve bu sadece büyürken değil hayatın geri kalan diğer bölümlerinde, her türlü ilişki biçimimizde güvene ihtiyacımız var.

Kemal Kuşçu: Her zaman kayıtsız şartsız orada duran “öteki”ne ihtiyaç duymuyoruz güven ilişkisinde. Aynı zamanda bunun sürekli olmasına ihtiyaç duyuyoruz. Süreklilik bizim için çok önemli. Bir de karşılaştığımız olayın tahmin edilebilir olmasını istiyoruz. İnsan beynini ayakta tutan şeylerden bir tanesi bir sonraki süreci öngörebilmektir.

Kemal Kuşçu: Gündelik yaşamda güven bizim oluşturduğumuz ilişkileri tanımlıyor. Biz ilişkileri içerisinde var olan canlılarız. Dolayısıyla ilişkideki süreklilikler, ilişki gündemlerimizi belirliyor. Güvenin toplumsal hayata yansıyan tarafı, kendi oluş biçimimizle ilgili. Güvenin en önemli yansıması bu farklılıklarımızı birliktelikler içerisinde harmanlayabilmek… Bir arada olabilmek ve yaşayabilmek güvenin en önemli şekil bulduğu şeydir.

Kemal Kuşçu: Güvensizlik gündelik yaşamda ya da aile içi durumlarda çaresizlik olarak yansıyor. Çünkü hepimiz aslında keyifli bir hayat sürmek, güvenilir bir insan olmak istiyoruz. Ve bunun için de birçok şey yapmaya gayret ediyoruz. Özellikle ilişkilerimizde çaresizliği yaşıyoruz. Hepimiz ilişkilerimizde iyi şeyler yapmak istiyoruz. Ve bu yaşanan hayal kırıklıkları ve hüzün yeniden yaşanacak bir süreç olarak önümüze geliyor. Güvensizlik nedeniyle hayatımızdaki insanlarla arzu ettiğimiz yerlere gidemediğimizi görüyoruz. Ve bu da bir hüzün ya da kayıp hissine neden oluyor. Bu his ile çok kalırsanız öfkeyi biriktirmeye başlıyorsunuz. Çaresizlik, hüzün ve kayıp beraberinde öfkeyi getiriyor.

Kemal Kuşçu: Güven ilişkisel olan bir şeydir. Bazen çok güvenilir kişiler, bazı ilişkiler içerisinde inanılmaz güvenilmez olarak algılanabiliyor. Bazı güvenilmez kişilerde bazı ilişki biçimlerinde çok güvenilir kişiler haline gelebilirler. Güven ilişkilerindeki en temel sorunlardan bir tanesi gerçekliği bizim temsil ettiğimizi düşünmek.

İLGİLİ HABERLER

 
e-Bülten üyeliği ile
son haberler size ulaşsın