
IBM’den 2026’ya bakış: Belirsizliği yönetenler kazanacak!
Son yılların hızlanan teknolojik dönüşümünün ardından kimse 2026’nın iş dünyası için “durağan” bir yıl olmasını beklemiyor. IBM Institute for Business Value’nun yayımladığı “5 Trends for 2026” raporu, hem yöneticilerin hem de çalışanların beklentilerinin keskin biçimde değiştiği, tüketici davranışlarının yeniden şekillendiği ve kuantum teknolojilerinin gölgesinin artık reel sektörün üzerine düşmeye başladığı bir döneme işaret ediyor. Raporda yer alan öngörüler, belirsizliği avantaja çevirmeyi başaran, yapay zekayı şeffaflıkla yöneten ve iş birliklerini güçlendiren markaların 2026’da fark yaratacağını gösteriyor… Raporun satır araları net bir mesaj veriyor: Belirsizlikten korkanlar kaybedecek, belirsizliği yönetenler ise kazanan olacak.
Belirsizlik risk değil, avantaj olacak
Raporun en çarpıcı noktalarından biri, belirsizliğin artık tehdit değil fırsat olarak görülmesi. Yöneticilerin yüzde 74’ü, 2026’da ekonomik ve jeopolitik oynaklığın işletmeleri için “yeni iş fırsatları” yaratacağını düşünüyor.
Bu yeni dönem;
- Hızlı karar alabilen,
- Çevik yapılanmalara sahip,
- Fırsatları belirsizliğin içinden çekip çıkarabilen organizasyonları öne çıkaracak.
Kısacası, oyunu güvenli alanda tutmaya çalışanlar değil, sisin içine girip yeni rotalar çizebilenler fark yaratacak.
Çalışanlar daha fazla yapay zeka istiyor
Geleneksel varsayım şuydu: Çalışanlar yapay zekayı tehdit olarak görür. 2026 için tablo tamamen tersine dönmüş durumda.
IBM’in araştırmasına göre tüm yaş gruplarında, çalışanlar işverenlerinin yapay zekayı daha fazla kullanmasını en az iki kat daha yüksek oranda destekliyor.
Bu sonuç şu iki gerçeğe işaret ediyor:
- Yapay zeka artık soyut bir teknoloji değil, günlük iş yükünü hafifleten somut bir kolaylaştırıcı.
- Çalışanlar, daha akıllı araçlarla daha anlamlı işlere odaklanabileceklerine inanıyor.
Dolayısıyla 2026’da yetenek yönetiminin ana sorusu şu olacak: “Çalışanlarımızı yapay zekayla güçlendirebiliyor muyuz?”
Yapay zekanın gerçek sınavı
Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, tüketicinin güvenini kazanamayan hiçbir marka yarışta kalamıyor.
IBM raporuna göre tüketicilerin yapay zekayla etkileşime girmesini kolaylaştıran unsur ortada: “Verilerin nasıl kullanıldığının sade, anlaşılır ve şeffaf şekilde açıklanması”.
Yani artık “gizlilik politikası” sayfalarına gömülü uzun paragraflar değil; açık ve anlaşılır konuşan, tüketiciyi merkezine alan bir iletişim dili belirleyici olacak.
Şirketler için 2026’nın kritik sorusu ise şöyle: “Veriyi nasıl kullandığımızı insanlara gerçekten anlatıyor muyuz?”
Küresel dayanıklılık yerelde başlıyor
Yöneticilerin yüzde 93’ü, 2026 stratejilerini oluştururken yapay zeka egemenliğini yani verinin, modellerin ve altyapının hangi ülkede, hangi hukuk düzeninde ve hangi güvenlik kapasitesiyle yönetileceğini mutlaka hesaba katmaları gerektiğini söylüyor.
Bu durum şirketlerin; veri merkezlerini, altyapı ortaklarını, bulut stratejilerini yeniden tasarlamasını zorunlu kılıyor.
Küresel bir operasyon yürütmek isteyen her marka, yerel güvenlik ağlarıyla desteklenmeyen hiçbir yapay zeka mimarisinin kalıcı olmayacağını artık biliyor.
Kuantum’a hazır olanlar kazanacak
Raporun son trendi, kuantum teknolojilerinin artık geleceğin değil, bugünün konusu olduğunu gösteriyor.
Kuantuma hazır olan organizasyonlar, en az hazır olanlara göre üç kat daha fazla ekosistemin parçası.
Çünkü kuantum avantajı bireysel ilerlemeyle değil, ortak araştırma ağları, sektörler arası iş birlikleri ve çoklu ekosistem üyelikleriyle mümkün hale geliyor.
Sonuç: 2026’da Kazananlar Üç Şeyi Yönetebilenler Olacak
IBM’in raporu, 2026’da fark yaratacak şirketleri üç başlık altında topluyor:
- Belirsizliği avantaja çevirenler…
- Yapay zekayı şeffaf, adil ve çalışanla dost bir mimariyle yönetenler…
- Kuantum çağının iş birlikçi ekosistemlerinde yer alanlar…
IBM 5 Trends for 2026 raporunun tamamını buradan inceleyebilirsiniz.
2026’da pazarlamayı şekillendirecek 5 kritik medya anlaşması
