Tüketiciler, gelecekteki sürdürülebilirlik için teknolojik inovasyonları çok önemli bir unsur olarak görüyor

En son yayınlanan Ericsson ConsumerLab raporu, tüketicilerin sürdürülebilirlik sorunlarına karşı tutumlarını ve teknolojinin tüketicilere daha olumlu bir etki yaratmalarına nasıl yardımcı olacağı hakkında yeni bilgiler ortaya koyuyor.

Fridays for Future hareketi, hükümetlerden, iş yerlerine ve hatta dünya genelinde grev kararı alan öğrencilere kadar, toplumun pek çok kesiminde daha sürdürülebilir yaşamlara nasıl öncülük edileceği sorusunu daha yaygın hale getirdi. Ericsson tarafından yayınlanan ‘Tüketiciler, Sürdürülebilirlik ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri’ (Consumers, Sustainability and ICT) başlıklı rapor, tüketicilerin bu hareketin neresinde durduğunu, alışkanlıklarının ve eylemlerinin algılarını yansıtıp yansıtmadığını incelerken, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin potansiyel etkilerini artırmaya yardımcı olacak bir araç olarak görüp görmediklerini masaya yatırıyor.

Dünyanın dört bir yanından 12 binin üzerinde İnternet kullanıcısı arasında yapılan nicel bir araştırmaya dayanan rapor, çevresel açıdan önde gelen sürdürülebilir yaşam tarzlarının şu anki tüketici anlayışını ortaya koyuyor.

Örneğin, yirmi yıl önce beş tüketiciden ikisi hava ve su kirliliği hakkında endişe duyarken şu an bu oran neredeyse iki tüketiciden birine yükselmiş durumda. İklim değişikliği hakkında endişelenen tüketicilerin oranının da yüzde 13’ten yüzde 50’ye yükseldiği görülüyor.

Çalışma, aynı zamanda tüketicilerin çevresel etkilerin azaltılmasında nihai sorumluluğun nerede olduğu hakkındaki düşüncelerini de yansıtıyor. Dünya genelinde her 10 tüketiciden 8’i çevrenin korunmasından sorumlu olarak hükümetleri görüyor. Yaklaşık yüzde 70’i ise vatandaşların sorumlu olduğunu düşünüyor. Araştırma ayrıca, tüketicilerin ortaklaşa bir eyleme ihtiyaç duyulduğunu düşündüklerini ve her 10 tüketiciden 5’inin şirketlerin ve markaların öne çıkarak kendi paylarına düşen sorumluluğu üstlenmelerini beklediklerini ortaya koyuyor.

Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 46’sı teknolojik yeniliklerin gelecekteki çevresel sorunlarla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu düşünüyor. Dahası, tüketicilerin yüzde 36’sı sahip oldukları cihazların, çevreye duyarlı bir şekilde yaşama konusunda kendilerine rehberlik etmesini istiyor.

İlginç bir şekilde, teknolojinin gelecekteki sorunları çözmede kritik önem taşıyacağını düşünen tüketiciler, diğerlerine kıyasla daha bilinçli bir şekilde yaşamak için çeşitli Bilgi ve İletişim Teknolojilerine iki kat daha fazla ilgi duyuyor.

Raporu hazırlayan Ericsson Consumer & IndustryLab Kıdemli Araştırmacısı Zeynep Ahmet Vidal, Bilgi ve İletişim Teknolojileri araç ve hizmetlerinin tüketicilerin çevreye olan kişisel etkilerini azaltma çabalarına büyük yardımı dokunabileceğini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Çalışmamız tüketicilerin çevre, sağlık, maliyet veya kolaylık ile ilgili nedenlerden dolayı Bilgi ve İletişim Teknolojilerini günlük yaşamlarında en büyük yardımcı olarak gördüklerini gösteriyor. Ancak Bilgi ve İletişim Teknolojileri iklim değişikliğine karşı alınan önlemler açısından gelecekte birçok inovasyonu hayata geçirme potansiyeline sahip. Ayrıca, servis sağlayıcıların tüketicilerin günlük yaşamlarında daha sürdürülebilir seçimler yapmalarına yardımcı olabilecek yeni çözümler sunmaları için eşsiz bir fırsat yaratıyor.”

ABD, Brezilya, İngiltere, Almanya, İspanya, Rusya, Güney Afrika, Suudi Arabistan, Hindistan, Malezya, Çin ve Avustralya’dan tüketicilerin katıldığı araştırmada örneklem grubu her ülke için 1.000 kişinin katılımıyla oluşturuldu.

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

İLGİLİ HABERLER