COVID-19 krizinde lider iletişimi: PR yöneticileri içgörülerini paylaşıyor

Etkili liderliğin ana damarlarından biri baskı altındayken de paydaşlar ve meslektaşlarla iletişim kurabilmektir. Güncel kolektif hafızamızdaki hiçbir olay dünya liderlerini COVID-19 krizi kadar zorlamadı. Siyasetçiler vatandaşlarını ve ekonomilerini korumak ve bu koruma stratejilerini halkla nasıl paylaştıkları konusunda büyük bir baskı altında. Elbette yönetici kadroları ve kurum liderleri de. Peki, kılavuzumuzun olmadığı bu belirsizlik sürecinde markalar nasıl iletişim kurmalı? The Drum’ın PR yöneticileriyle gerçekleştirdiği söyleşiler doğrultusunda derlediği veriler bu soruyu yanıtlar nitelikte…

Markalar salgın sırasında neyi nasıl demeleri gerektiğini hızla öğrendi. Bahtsız içecek Corona yeni yayınladığı hassasiyet yoksunu kampanyasıyla tüketiciler tarafından kara listeye alındı bile. Unilever de Diageo, Brew Dog ve LMVH’ye katılarak salgın sırasında ihtiyaç duyulan ürünlerinin üretimini arttırdı ve büyük miktarda hijyen ürünü bağışladı.

Geçen yılki atamasından beri marka amaçlarının önemini vurgulayan Unilever Başkanı Alan Jope, “Koronavirüs salgınının dünyanın dört bir yanında yaşamı aksatmasından ötürü büyük bir üzüntü duyuyoruz. Dünya yıllardır bu şekilde sınanmamıştı. Süreç boyunca en büyük yanıtı Unilever takımlarından aldık; özellikle fabrikalardaki, dağıtım merkezlerindeki ve mağazalardaki operasyon ekiplerimizden” dedi.

“100 milyon euro değerindeki sabun, dezenfektan, çamaşır suyu ve gıda bağışımızın insanların hayatını korumak adına önemli bir destek olmasını umuyoruz. Bunun yanı sıra çalışanlarımızın maaşlarını ve işlerini koruma altına alarak bu belirsiz zamanda onların derin bir nefes almasını da sağladık. Güçlü gelirimiz ve bilançomuz bu desteği verebileceğimiz ve vermemiz gerektiğini gösteriyor.”

Diageo’nun 8 milyon şişe dezenfektan üreteceğine söz veren Başkanı Ivan Menezes yayınladığı açıklamasında “Sağlık çalışanları bu salgına karşı ön saflarda savaşıyor ve biz de onları elimizden geldiğince koruyacağız. Bu kararımız dünyanın dezenfektana olan talebini karşılamak için üretebildiğimiz en hızlı ve etkili çözüm” dedi.

İki marka başkanının da iletişimi net: Bu belirsiz süreçte sempati ve empatinin ön planda olduğu çözümler üretiyorlar. Tüketicilerin liderlerden netlik beklediği bu dönemde PR sektörü bu talebi karşılayabildiğini gözler önüne seriyor.

“Liderler belirsizliğin çaresizliğe dönüşmesine izin vermemeli”

Reputation’ın Başkanı ve MWWPR’ın CFO’su Careen Winters liderlerin sadece kurumlarının değil, çalışanlarının da iyiliğini gözettiği kararların önemini vurguluyor. Winters kılavuzu olmayan bu süreçte belirsizliğin çaresizliğe dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çiziyor ve iş dünyasının liderlerine iletişim önceliklerini ve yönlendirici olabilecek ilkelerini kriz yönetiminde uygulamalarını öneriyor. “Bu krize verdikleri ilk reaksiyon kariyerlerinde bir dönüm noktası olabilir.” diyen Winters liderleri paydaşlarını korurken çalışanlarını unutmamaları konusunda uyarıyor.

Winters güncel durumu, “İletişimin rolünü düşündüğümüzde işimizin bir mesaj iletmenin ötesinde olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.” diyerek açıklıyor. “Kararlarımızın ve ilkelerimizin, kurumlarımız ve paydaşlarımızın için doğru olduğundan emin olmalıyız. Ancak aynı zamanda bu kararların kurumun itibarını bugün ve uzun vadede nasıl etkileyeceğini de düşünmeliyiz. Bazı kurumlarda kitleleri kimseyi unutmadan ele alanlar ve bu şekilde kurumsal strateji öncelikleri ve mesajlar arasındaki uyumsuzluğu görebilenler sadece kurumsal iletişim liderleri oluyor.”

“Markalarımıza verdiğiniz danışmanlık pratik ve sade; analiz et, adapte ol, aksiyon al”

MHP Marka ve İtibar Direktörü olan Sam Hold iletişim danışmanlarının markalarına vermeleri gereken önerileri tartışırken ilk adımın markaların hangi hizmetlerini devam ettirmelerinin, değiştirmelerinin veya durdurulmasının anlamlı olacağını belirlemelerinin olması gerektiğini söylüyor.

Hold sürecin adımlarını “İlk adım çalışan halet-i ruhiyesinden sosyal medya analizine kadar her şeyi analiz etmek. Sonrasında ise yeni bir dünya içinde işleyecek stratejilerin ana mesajlardan kriz protokollerine kadar güncellenmesi. Sonuncusu ise harekete geçmek. Bu virüs hakkındaki ve iç iletişimlere herhangi bir dış iletişimden öncelik vermeyi ve salgın bittiğinde markaların yeni sürece hazırlıklı olmasını gerektiriyor” diyerek sıralıyor.

Hold sözlerine, “Her şeyin her daim değiştiği karmakarışık bir dünyada markalarımıza verdiğiniz danışmanlık pratik ve sade; analiz et, adapte ol, aksiyon al” diye son veriyor.

Anlamı olan işler ticari başarıdan eksiltmiyor

Wire’ın Kurucu Ortağı ve Direktörü Pam Scobbie, “En iyi markaların bir vizyonu ve misyonu oluyor. Anlamlı işlerin ticari başarılarından götürmeyeceğini biliyorlar” diyor. Scobbie markaları uyarıyor; “Dünyada gerçek ve olumlu bir etki yaratmak artık opsiyonel bir şey değil; tüketiciler bunu her markadan bekliyor. Bunun karşılığında ise takdirlerini markanın ürünlerini alarak ve etkileşim sağlayarak gösteriyorlar. An itibarıyla garip, korkunç ve birçok sosyal iyiliğin yapıldığını görmeye ihtiyaç duyduğumuz bir dönemin içindeyiz. Zaman, dünyadaki yerinin bilincinde olan markaların liderlik etmesi gereken zamandır. Bu markalar uzun süre geçmeyecek sadakati ve değeri kazanırken liderlik edemeyen markalar rakipleri tarafından tuzla buz edilecekler.”

Salgın ekonomiyi liderlik edemeyen hükümetler ve eksik bilgili medya yüzünden vuracak

KWT Global’ın Başkanı Aaron Kwitten salgının ekonomiyi yetersiz liderliğinden ötürü hükümetler ve durmak bilmeyen, bilgi eksiği içeren haberlerinden ötürü ise medya yüzünden vuracağını belirtiyor. Markaların müşterileriyle marka başkanlarının elinden çıkma bir mesajla iletişim kurarak aktif olduklarının farkında olduğunu belirten Kwitten her şeyin sonunda COVID-19’un yarattığı paniğin, salgının kendi ciddiyetini geride bırakacağını söylüyor ve ekliyor, “Daha da akıllı olan markalar kaynaklarını ihtiyacı olanlara yardım etmek üzere seferber etti. Şimdi ise kurumlar iş devamını sağlayacak planlarını çalışanlarıyla paylaşıyor. Önümüzdeki birkaç hafta içinde kurumların harcamalarını minimuma indirgemek üzere içlerinde iş gücünü eksiltmek de bulunan kararlarını açıkladığına şahit olacağız”.

Tüm bu süreçten alınacak tek bir mesaj varsa o da sektörlerin liderlerinin geleceğimiz bu kadar belirsizken hepimizi bilgilendirerek sükunete davet etmeleri.

İLGİLİ HABERLER