11 adımda kreatif duruş

Bir dakikalığına düşünün. Olmak istediğiniz yer ve olduğunuz yer arasında nerede duruyorsunuz? Önünüzde kaç adım var? Hedefinize ulaşmaya yalnızca son bir iki basamak mi kaldı, yoksa henüz başında mısınız?

Bu sorulara nasıl yanıt verdiğiniz fark etmeksizin, hedeflerinize doğru ilerlerken hayatınızda yaratıcılığa ne kadar yer vereceğiniz sizin elinizde.

Copyblogger’ın Genel Yayın Yönetmeni Stephanie Flaxman’ın derlediği, gününüze enerji katacak 11 kreatif alışkanlığa göz atalım.

1) İş Günlerinizi Planlayın

Pek kreatif bir öneriden başlamadığımızı mı düşündünüz? Kulak verin.

Daha fazla yaratıcı fikrin oluşabilmesi için, kendinize uygun boşlukları yaratmalısınız. Elbette iş burada bitmiyor. Bu fikirleri hayata geçirebilmek için de gerekli boşluklara sahip olmalısınız.

Rutinlere sahip olarak, tüm bunları mesai günlerinde halletmek mümkün. Sınırlar koymadan oluşturulacak bir gün planı disiplinli yaratıcılık yerine, “kreatif kaos” oluşumuna yol açacaktır.

Gerçekleştirmeniz gereken gündelik aktiviteleri planlamak geri kalan zamanınızda yaratıcı aktivitelere vakit ayırmanızı kolaylaştıracaktır.

2) Düşlerinizi zamanlayın

Ofiste masanızda veya evden koltuğunuzda oturup çalışırken dağılmak elbette çok olası. Ancak düşlere dalmak plansızca yapılan bir aktivite olduğunda takviminizde geriye düşmenize neden olacaktır.

Kreatif çalışmalar yapan herkes zihninin serbestçe fikir üretebileceği zamanlara ihtiyaç duyar. Bu sebeple, gün içerisinde serbestçe düşler kurabileceğiniz zamanları takviminize ekleyin ve bu zamana programınızdaki herhangi başka bir iş gibi yaklaşın.

Ancak, bu zamanı kullanırken kendinize baskı yapmayın. Düş kuracağınız zamanın hedefi mükemmel içerik fikirleri üretmek olmamalı. Bu sizin zihninizi rahatlatabileceğiniz ve böylece günün her anında gelebilecek iyi fikirlere daha duyarlı olabilmek için yaptığınız bir aktivite olmalı.

3) Etrafta Gezinin

Düşünmek için masa başına oturmak kreatif enerjinizi düşürebilir.

Gün içerisinde elbette bilgisayarınızı veya not defterinizi önünüze alıp işinize konsantre olmanız gereken zamanlar olacaktır. Ancak her gün hareket etmeye vakit ayırmanız, kreatif dünyanız için çok önemli.

Vücudunuzun aktif olması zihninizdeki “gürültüyü” azaltmaya ve inovasyon için momentum kazanmanıza yardımcı olacaktır.

İster yogayı, ister yürümeyi, isterseniz ağırlık kaldırmayı seçin; berrak bir zihin için mutlaka fiziksel aktivitelerden faydalanmalısınız.

4) Kendinizi yorumlara karşı hissizleştirin

Kendini bir mükemmelliyetçi olarak tanımlayan Flaxman, hızlıca yaptığı çizimleri paylaştığı bir Instagram hesabı olduğunu söylüyor.

Bunu yaparken amacınınsa, mükemmelliği bir takıntı haline getirmeden, çizimlerini inceleyecek kişilere ana fikrini verdiğine inandığı anda gönderi olarak paylaşmak olduğunu belirtiyor.

Bazen çizimlerinin vermek istediği mesajın ne olduğunu kendisinin dahi bilmediğini itiraf eden Flaxman, böyle durumlarda insiyatifi paylaştığı gönderilere anlam yüklemesi için takipçilerime bıraktığını söylüyor.

Tıpkı sanatsal çalışmalarda vermek istenilen mesajın açık bir şekilde ortaya koyulsa da, nihayetinde onları inceleyen her insanın değerlendirmelerini kendi perspektifinden yapması gibi.

Flaxman’ın çizimlerini paylaştığı Instagram hesabı, yayınladığı içeriğe gelecek kaçınılmaz subjektif yorumlara karşı kendisini hissizleştirmesine ve kontrolü elden bırakmamasını sağlıyor. Hatta bu Instagram hesabı, “çirkin” diye tanımlayabileceği çizimlerini bile sevmeye başlamasına olanak sağlamış.

“En iyisi” olduğunu düşünmediğiniz işleriniz için halka açık bir platform yaratmanız, önemli profesyonel çalışmalarınızda hissedeceğiniz gerginliği azaltacaktır.

5) Mini projeler yapın

Her hafta küçük çaplı bir kreatif çalışmayı tamamlayabilecek vaktiniz var mı?

Bahsettiğimiz mini projeler, önceki maddede sözü geçen mükemmelliyetçilikten arınma aktivitelerinden biraz daha farklı, daha özenli ve gösterişli olmalı.

Küçük çaplı kreatif projeleri günlük rutininizin bir parçası haline getirmek yeteneklerinizi güçlendirecek ve size her haftanın sonunda bir projeyi tamamlamış olmanın tatminini yaşatacaktır.

Bu noktaya kadar bahsettiğimiz beş kreatif rutin önerisini, Tommy James and the Shondells’in sıkça cover’lanan şarkısı “Crimson and Clover (Kırmızı ve Yonca)” ile ilişkilendirebiliriz.

Nasıl mı? Şarkının tarihine bir göz atın;

Crimson and Clover” (Kırmızı ve Yonca) ismi, şarkının yazımından çok önce kararlaştırılmış. İsimde yer alan kombinasyon, bir sabah Tommy James’in aklına gelmiş ve en sevdiği renk olan kırmızı ile en sevdiği bitki olan yoncayı bir araya getiriyormuş. (Aynı zamanda Avrupa’da kırmızı yonca adlı bir yonca türü varmış.) Şarkı ilk olarak Tommy James ve bas gitarist Mike Vale tarafından yazılmış, ancak bu versiyondan vazgeçilmiş. İlerleyen zamanda Tommy James ve davulcu Peter Lucia iş birliği daha başarılı olmuş. Lucia, izlediği bir lise futbol maçında yer alan takımların renklerinden (Morristown NJ ve Hopatcong) kırmızı ve yonca ismi aynı zamanda kendisinin de keşfettiğini söylüyor.

Aslında Crimson and Clover, kreatif süreçleri açıklamak ve bir sanat eserinin yayınlanmasının ardından farklı bakış açılarıyla nasıl değişik anlamlar kazandığını görmek için mükemmel bir örnek.

Joan Jett and the Blackhearts 1981’de yaptıkları ilk Long Play’de Crimson and Clover’ın bir cover’ını yayınladı. 1982’de Billboard Hot 100 listesinde 7. sıraya kadar yükselmeyi başardılar. Crimson and Clover’ın bu yorumu, grubun ABD listelerinde yer alan en yüksek sıralamalı ikinci şarkısı oldu.

“Crimson and Clover başka sanatçılar tarafından da cover’landı ve bu yorumlar listelerde yer almayı başardı. Patrick Samson 1969’da yeni bir güfteyle ve ‘Soli si Muore’ adıyla yayınladığı cover, İtalya listelerinde 1 numaraya ulaştı. Şarkıyı cover’layan veya yorumlayan diğer sanatçıların listesi ise şu şekilde: “Aguaturbia (1969), The Uniques (1969), The Snake Corps (1990), Sielun Veljet (1991), Bobby Conn (1995), Spanish Fly (1995, #89 on Billboard Hot 100), Deadsy and Cher (1999), Dolly Parton on Those Were the Days (2005), Prince on Lotusflower (2009), Broken Bells (2010), Lissa Schneckenberger (2013), Teho Teardo and Blixa Bargeld (2014) and A. G. Cook (2020).”

Kendi listemize geri dönelim…

6) Adım adım ilerleyin

Mini projelere başlamak ve bitirmek iyi bir pratik yapma yöntemi olsa da, bazen hedefleriniz uzun dönemli sorumluluklar gerektirecektir.

Sıradaki rutininiz, birtakım görevleri çabucak yapıp yorgun düşmek ve motivasyon kaybı yaşamak yerine, büyük bir projeye sıkı sıkıya bağlanmakla ilgili.

Büyük fikirlerinizi yönetilebilir görevlere dönüştürmeli ve listenizden her gün bir adım eksiltebilecek şekilde düzenlemelisiniz.

Listenizden eksilen görev, bir internet alan adresi almak gibi görece basit ve çabuk yapılabilecek bir iş olsa ve geriye fazlaca zamanınız kalsa dahi, daha fazlasını yapmak zorunda değilsiniz.

Kreatif hedeflerinize ulaşmak için nispeten küçük adımlar atmayı alışkanlık haline getirmelisiniz.

7) Bırakın müzik çalsın…

Müzik dinlemek, pasif konumda olduğunuz bir sanat deneyimidir.

İrili ufaklı projelerde aşama kat etmeye çabalamanın aksine, müzik dinlemek tamamen ilham almaya dayalı bir aktivitedir. Duyduğunuz melodiler ve sözler doğrudan veya dolaylı olarak işiniz üzerinde etki gösterecektir.

Çevrimiçi olarak tüm farklı müzik türlerine erişmek mümkün. İster favori şarkılarınızı çalın, isterseniz yeni türler keşfetmeye çalışın… Müzik dinlemenin ruh halinizi değiştirdiğini ve başka insanlarla daha yakın hissetmenizi sağladığını göreceksiniz.

8) Sevdiğiniz her şeye öncelik verin

Her gün mutlaka sevdiğiniz bir aktiviteye vakit ayırın. Bu, sabah kahvenizi içmek veya köpeğinizi yürüyüşe çıkarmak olabilir.

Sevdiğiniz aktiviteyi gerçekleştirdikten sonra, sizi ne kadar iyi hissettirdiğine dair düşünmek için kendinize 10 dakika kadar düşünme vakti bırakın.

Gününüzün pek keyifli geçmeyecek kısımları olsa da, her gün sevdiğiniz aktivitelere vakit ayırmak rahatlamanızı kolaylaştırır.

Rahat hissettiğiniz zaman yeni fikirler üretme ihtimaliniz artacak, kreatif projenizdeki bir sonraki adımı keşfetmeniz kolaylaşacaktır.

9) Yemeğinize saygı duyun

Bu rutin, “sevdiğiniz her şeye öncelik verin” ile benzeşiyor. Aynı zamanda hayatınıza uygulaması kolay, neticede yemek yemek halihazırda gününüzün bir parçası.

Yediğiniz yemekleri kendiniz mi yapıyorsunuz?

Yemeğinizi zaten önünüze gelmesi gereken bir şey olarak düşünmekten vazgeçin ve açlığınızı hızlıca bastırmaya çalışmak için hızlı hızlı yemekten kaçının. Yemeğin hazırlanmasındaki emeği takdir etmek ve vücudunuza olan faydalarını düşünmek için vakit ayırın.

Enerjinizin kaynağı olan yiyeceklere saygı göstermek, kreatif enerjinizi arttıracaktır.

10) Bir amaçla konuşun

Tıpkı yemek yemek gibi her gün konuşmanız da gerekecek; sözlerinizi doğru seçin.

Günlük hayatınızda dedikoduyu bir kenara bırakıp kendinizi ve başkalarını mutlu edebilecek sözlere yer vermelisiniz.

Anlamlı ve amacı olan konuşmalar yapmak, anlamı ve amacı olan yazılar yazmanıza yardımcı olacaktır.

Günlük diyaloglarınızı yaratıcılığınızı pratiğe dönüştürebileceğiniz bir alan olarak kullanın ve gününüzden daha fazla keyif almaya çalışın.

11) Kendinize başka bir hikaye anlatın

Gün içerisinde kendinizi kaygı içerisinde buluyorsanız, buna sebep olan düşüncelerin tersini değerlendirin.

Örneğin, beklediğiniz gibi gitmeyeceğini düşündüğünüz bir durum için kaygılanıyorsanız, hislerinizi işlerin yolunda gidebileceği düşüncesine doğru yönlendirin. Gerçekleşmesini istediğiniz geleceği düşünerek meditasyon yapın.

Düşüncelerinizi mutlak gerçekler olarak kabullenmek yerine onları düzenleyin, hatta düşüncelerinizle oynayın. Böylece, kendinizi daha iyi hissetmeniz kolaylaşacak, kreatif çözümler yaratmanızın önündeki engeller kalkacaktır.

Domino etkisi

Hiç denemesi çok kolay olan bir fikri elinizin tersiyle ittiniz mi?

Belki de vakit, uygulanması kolay tavsiyelere yönelme ve önünüzde duran yaratıcı fırsatları yakalama vaktidir?

Birisinin size hayalinizdeki kreatif işi vermesini beklemek yerine, kreatif kariyerinizi kendi gündelik aksiyonlarınızla başlatın!

İLGİLİ HABERLER