
Kapadokya’nın taş hafızasında kokunun izini sürmek
Bir koku bazen bir insanı, bazen bir yeri, bazen de üzerinden yıllar geçmiş bir anıyı hiç beklemediğimiz anda yeniden karşımıza çıkarabiliyor. Auran Kozmetik’in Kapadokya’da düzenlediği özel davet de kokunun hafızayla kurduğu bu güçlü bağı, geçmişten günümüze uzanan bütünlüklü bir deneyime dönüştürdü. Güray Müze’nin mağara dokusunda başlayan yolculuk, tarihi şişelerden kişisel imza kokularına uzandı.
Hafta sonu Auran Kozmetik’in davetiyle Kapadokya’da bir araya gelen basın mensupları, bu kez bölgenin tanıdık manzaralarından farklı bir deneyime ortak oldu. Avanos’ta yerin altına uzanan Güray Müze, geçmişin koku ritüelleriyle modern parfümerinin yaratıcı dünyasını buluştururken davetlileri kokunun yüzyıllara yayılan hikayesinde duyusal bir yolculuğa çıkardı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Auran Kozmetik Satış ve Pazarlama Direktörü Celal Güven, kokunun binlerce yıldır insanın kendisini, bir yeri ya da unutmak istemediği bir anıyı anlatma biçimlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Güven, “Biz de Auran’da ‘Kokudan Daha Fazlası’ yaklaşımıyla kokuyu yalnızca güzel kokmanın ötesinde, duygulara ve hatıralara dokunan kişisel bir deneyim olarak ele alıyoruz” dedi.





Şişelerde saklanan tarih, kişisel bir imzaya dönüştü
Gecenin ilk bölümünde Bekir Kantarcı’nın farklı dönemlere ait parfüm ve kolonya şişelerinden oluşan özel koleksiyonu, Güray Müze’nin mağara atmosferinde sergilendi. Ahmet Faruki Paşa’nın Osmanlı’nın ilk kozmetik üretimleri arasında yer alan Hasan Kolonyası’ndan geleneksel gülabdanlara uzanan seçki, koku kültürünün yüzyıllar içerisindeki dönüşümünü görünür kıldı.
Güray Müze’nin taş duvarları arasında sergilenen şişeler, parfümerinin geçmişinin yanı sıra toplumların kokuyla kurduğu ilişkinin zaman içerisinde nasıl değiştiğini de ortaya koydu. Değişmeyen ise kokunun hatırlama ve hatırlatma gücüydü.
Gecenin ikinci bölümünde davetliler, izleyicisi oldukları anlatının bir parçasına dönüştü. Seluz’un profesyonel parfümörleri eşliğinde düzenlenen workshop’ta farklı koku aileleri, notalar ve bir parfümün karakterini oluşturan akorlar keşfedildi. Ardından profesyonel parfümörlerin yönlendirmeleriyle farklı akorları deneyen katılımcılar, kendi imza kokularını tasarladı
“Yıllar sonra bile tek bir kokuyla hatırlanabilecek deneyimler yaratmak istiyoruz”
Auran Kozmetik Kurucusu ve Genel Müdürü Abdullah Karataş, kokunun marka için yalnızca bir kozmetik ürünü değil, anılarla ve kişisel hikayelerle bağ kuran güçlü bir ifade biçimi olduğunu söyledi.
Karataş, “Bizim için koku hiçbir zaman yalnızca güzel kokmakla sınırlı olmadı. Bir koku, yıllar önce yaşadığımız bir anı ya da hayatımızdaki özel bir dönemi birkaç saniye içinde yeniden hatırlatabiliyor. Auran’ı kurarken de insanların yalnızca kullandıkları değil, kendilerinden bir parça buldukları kokular ve deneyimler yaratmak istedik. Bu nedenle Kapadokya’nın tarihi ve kültürel dokusunu, Seluz’un parfümeri alanındaki uzmanlığıyla bir araya getirmek bizim için çok anlamlıydı. Bekir Kantarcı’nın özel tarihi şişe koleksiyonuyla kokunun Anadolu ve Osmanlı’dan günümüze uzanan yolculuğunu keşfederken, profesyonel parfümörlerle gerçekleştirdiğimiz workshop sayesinde konuklarımız kendi hikayelerini anlatan kokular tasarladı. ‘Kokudan Daha Fazlası’ vizyonumuzla, insanların hayatındaki özel anlara eşlik eden ve yıllar sonra bile tek bir kokuyla hatırlanabilecek deneyimler yaratmak istiyoruz” dedi.
Gecenin en güçlü tarafı, markanın kendisini anlatmakla yetinmeyip davetlileri anlatının bir parçası haline getirmesiydi. Auran Kozmetik, yeni koleksiyonunu klasik bir lansman formatında sunmak yerine önce kategorinin kültürel hafızasını görünür kıldı, ardından katılımcıları yaratım sürecine dahil etti. Böylece “Kokudan Daha Fazlası” söylemi yalnızca bir marka vaadi olarak kalmadı, doğrudan yaşanan bir deneyime dönüştü.

