Toplumsal dönüşüm sahici projelerle gerçekleşir

Sıcak ama bir o kadar da kendine güvenli gözlerle karşımda üç kadın oturuyor. Araştırmalar, kadınların yüzde 90’ının, oluşturduğu ekonomik değeri evin refahı için değerlendirdiğini söylüyor.

Bu, daha iyi yaşam, daha iyi okutulacak çocuk ve gelecek güvencesi demek. Karşımdaki kadınlar belli ki epey yol almışlar. Güvenleri biraz da buradan. Öykülerini dinlerken aslında sorumluluklarının sadece kendi dünyalarıyla sınırlı olmadığını anlıyorum. Ülkemizde 37 milyon kadın nüfusunun sadece 7 milyonu çalışırken, çalışmak isteyen ancak nereden başlayacağını bilmeyenler için birer rol model olabileceklerini düşünüyorum.

Turkcell’in Ekonomiye Kadın Gücü projesini yerinde dinlemek, destek alan kadınların gerçek yaşamlarına dokunmak için Mardin’deyim. Nobel ödüllü Prof. Muhammed Yunus’un öncülüğünde 2003’te Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından ülkemizde başlatılan “Mikrofinans Programı”ndan küçük destekler alan kadınların neler yapabileceğini görmek son dönemde yaşadığımız kötümser dünyada küçücük umutlar yeşertiyor içimde.

Diyarbakırlı Fatma Arpa, 10 çocuklu evlerinde maddi sıkıntı yaşanmaya başlayınca 11 yıl önce çalışmaya karar vermiş. Birilerinin mikro krediden söz ettiğini duyunca kulak kabartmış. Oğluna bir iş vermek için istediği ilk kredi 500 TL. Sonrası Allah kerim! 5 bin TL’yi düzenli geri ödemesinden ötürü helali hoş olsun diye vermişler. Şimdilerde kozmetik ürünlerle iç çamaşırı sattığı kendi tezgâhını kurmuş. Yerleşik dükkânı yok, mobil çalışıyor, meşhur altın günleri onun iş alanı.

Aslen Viranşehirli Ayfer Gökçeoğlu. Mardin’in tarihî Baharatçılar Çarşısı’nda kocasına yardım ederken biriktirmiş ilk sermayesini, sonra başvurmuş mikro finansa. 700 TL ilk kredisinin tutarı. Konuşurken KOSGEB’den 30 bin TL’lik hibesi, mikro finanstan da 10 bin TL’lik kredi onayı geliyor. Günlük cirosu eşininkinden fazlaymış. Nedeni ise kadın duyarlılığıyla müşterilerin taleplerini öngörmesi. “Daha gidecek çok yolum var.” diyor. İnatçı ve hırslı. Peki ya çocuklar! 4 çocuklu Ayfer Gökçeoğlu, Mardin’de konuştuğumuz diğer kadınlar gibi, evdeki ve dükkândaki işi tek başına yapıyor.

“Öz Mardinliyim” diyor Aynur Demirtekin. Çocukluğunda başlamış kesme biçme merakı. Terzi olan babasının ayakucunda bebeklerine elbise dikermiş. Evinde bir makineyle başlamış, şimdi ise kendi çeyizlik eşya üreten tezgâhında 6 kişiye iş veriyor. Okuma merakı gelin geldiği Mardin’de yadırgansa da ‘her zaman çok anlayışlıydı’ dediği kocasının evdekilerden saklayarak getirdiği romanlarla devam etmiş. O zamanlar sanayide kaportacılık yapan eşi şimdi atölyenin satın almalarını yapıyor. Hem çalışmış hem 7 çocuğunu büyütmüş. Paraya çok ihtiyacı olduğunda ‘hayatımın dönüm noktası’ dediği 700 TL’lik bir mikro kredi imdadına yetişmiş. O da 10 bin TL’lik mikro kredi almayı hak eden başarılı kadın girişimcilerden.

Küçük kredilerin büyüttüğü kocaman hayaller

Mikro finans projesini ilk kez bir mobil operatör destekliyor. Turkcell’in 400 bin TL ile başlattığı destek fonundan bugüne değin 68 bin kadına ulaşılmış. Dört yıl içinde 100 bin kadına ulaşılması planlanıyor. Kadınlara iş yapış biçimlerine ilişkin eğitim de veriliyor ancak Turkcell’in bana göre projeye verdiği en önemli katma değer, ürünlerin satışına verdiği destek. Ekonomiye Kadın Gücü projesinde yer alan kadınların ürünleri n11.com’da satışa sunuluyor. Çocuklarının, ailesinin ve dahi toplumun geleceğine katkıda bulunan Mardin’deki üç kadındaki gelişim kelimelerle anlatılmaz ama Öz Mardinli Aynur Demirtekin’in çocuklarına, “Face’ten konuşalım.” demesi bedeli konulamayacak kadar değerli.

Bilgi Toplumu Enstitüsü, ‘elimden bir tutan olsaydı’ diyen gençleri çağırıyor

Bilgi geleneksel yöntemlerle üretilse de paylaşımı teknoloji üzerinden gerçekleşiyor. Bir dakika içinde dijital ağda paylaşım adına olagelen hareket çılgınca; 4 milyon kez Google’a giriliyor, 48 bin aplikasyon indiriliyor, gönderilen elektronik posta 204 milyon adet, Facebook’ta paylaşım 2,5 milyon kez, YouTube’a video indirimi 72 saat, whats up üzerinden 348 bin fotoğraf gönderimi ve 277 bin adet tweet dijital boşluğa atılıyor. Üstüne bir de sürekli wireless soluduğumuzu eklerseniz etrafımızda çılgınca üretilen bilgiden yeterince faydalanma gerekliliğini de daha iyi anlarsınız. Kaldı ki dünyada her alandaki rekabet hız üzerinden gerçekleşirken teknolojiyi günlük hayatın bir parçası olarak içselleştirmek kaçınılmaz oluyor. Türkiye Bilişim Vakfı ve Turkcell’in işbirliğiyle kurulan Bilgi Toplumu Enstitüsü de teknoloji üzerinden gerçekleşen bu dönüşüme dikkat çekerek ivme kazandırmak amacıyla kurulmuş. Yurtiçi ve dışındaki prestijli eğitim kuruluşlarıyla işbirliği yapmayı planlayan enstitüde gençlere teknoloji girişimcisi olmanın yolu da açılacak.

Enstitünün açılış konuşmalarından anlıyorum ki başta TBV Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı ve vakfın yönetim kurulu üyeleri olmak üzere Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in bu oluşumdan oldukça yüksek beklentileri var. Faruk Eczacıbaşı, temel üç beklentisinden söz ediyor; 1- Uluslararası alanda tanınacak bir bilgi üretim ve paylaşım merkezi oluşturmak. 2- Üniversite-sanayi-kamu-özel sektör-sivil toplum birlikteliğiyle bilgi toplumuna geçişi hızlandırarak daha rekabetçi bir anlayış için bilgi üretmek. 3- Bilişimde nitelikli istihdamın artırılmasına katkıda bulunmak.

Eğitim odaklı pek çok Turkcell projesinin şirketteki hamisi olan Süreyya Ciliv, her türlü gelişkin altyapıya sahip olmamıza rağmen teknolojiyi gerektiği gibi kullanamadığımıza dikkat çekerek kaçmakta olan fırsatlara işaret ediyor. Enstitünün iki katı Turkcell’in mobil yazılım seferberliği adını verdiği Geleceği Yazanlar projesi ve Yeni İş, bence gençlerin aradığı fırsat. Bilgi Toplumu Enstitüsü’nü gençlerin dikkatine sunarım.

Kaynakzaman.com.tr 

 

İLGİLİ HABERLER