Hırstan gözü dönenlere insanlar katlanıyor, peki ya dünya!

Soma faciası enerji kaynaklarını daha dikkatli işletme, kullanma ve oyun oynanamaması gerekliliğine bir kez daha işaret etti. Biz kayıplarımıza “madenciliğin fıtratında var” derken küresel şirketler bakın geleceğe nasıl hazırlanıyor!

Shell’in dayanıklılık temasıyla bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği Geleceğe Birlikte Güç Vermek forumunda Rotterdam’da ‘Kentleşen bir Dünyada Dayanıklılık’ teması işlendi. Forumun yanı sıra enerji kaynaklarının kullanımı konusunda bir de gelecek senaryosu hazırlayan Shell Küresel Yönetimi Dağlar ve Okyanuslar yaklaşımıyla yönetenlerin, gücü elinde tutanların kaynakları kulanım yaklaşımını tanımladı. Senaryo uzun ama ben kaynakların adil paylaşımı ve korunması konusundaki bölümü bir fikir vermesi açısından senaryoda anlatıldığı gibi bire bir aktarıyorum.

Dağlar; bu, nüfuz sahibi aktörlerin statüko gücünü sıkıca ellerinde tuttuğu bir dünyadır. En büyük ödül, istikrardır. Tepedekiler, kaynakları sadece mevcut arz ve talebe göre değil, aynı zamanda kendi çıkarlarını da gözeterek, dengeli ve temkinli bir şekilde piyasaya sunmaktadır. Sonuç olarak sistemde ortaya çıkan katılık, ekonomik dinamizmi azaltıp, sosyal hareketliliği bastırmaktadır.

Okyanuslar dünyasında etki dört bir yana yayılmaktadır. Güç devredilmiş, rakip çıkarlar bağdaştırılmış ve uzlaşı en önemli etmen hâlini almıştır. Ekonomik verimlilik büyük reform dalgaları ile arttırılırken, sosyal uyumun kaybedildiği, siyasi istikrarın bozulduğu zamanlar da görülmektedir. Bu durum, ikincil derecede kalkınma politikalarının durağanlaşmasına, anlık piyasa gelişmelerinin daha fazla önem kazanmasına neden olmuştur.

Vaatler güzel ama uygulamada sözler tutuluyor mu?

Gücü elinde tutanlar herkese daha iyi bir dünya vaat ederken elbette geleceğe tuttuğu köşenin gözlüğünden bakıyor. Ve elbette bu gözlük pek çok kez kısa vadeli ve insan doğası gereği kişisel çıkar merceğine sahip oluyor. Oysaki bugünden yarına hazırlanmayanlar sadece kendileri için değil herkesin içinde bulunduğu gelecek için karar vermiş oluyor. Google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt, “Gelecek için endişelenmeliyiz çünkü hepimiz orada olacağız.” diyor. Peki, bugünden yarına yaşamsal kaynaklar açısından bizi neler bekliyor?

Kaynaklar 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyarı geçeceğini ve bu nüfusun %75’ini şehirlerde yaşayacağını söylüyor. Yine aynı kaynaklar büyümekte olan ekonomilerin yeni çıkış yolları bulmak yerine gelişmiş ülkelerdeki teknolojiyi kopyaladıklarını, üreticilerin ise sınır tanımaz büyüme hırsları nedeniyle bu yaklaşımı desteklediğini söylüyor. Yani gelecekte insanlar daha çok suya, gıdaya ve enerjiye ihtiyaç duyacak. Oysaki bırakın bu yerleşim düzeniyle bile 2030 ’da yeni bir dünya daha lazım derken hızla şehirleşeceği öngörülen geleceğin dünyasında sınırlı kaynaklar ne kadar yetecek?

Dünya dur diyor ama dinleyen var mı?
Shell 2012 yılından bu yana “Geleceğe Birlikte Güç Vermek” bir forum düzenliyor. Rotterdam’da yapılan bu yıl ki forumda kentlerde artan enerji, su ve gıda talebine bağlı olarak ortaya çıkacak sorunlar ve şehirlerin bunlara nasıl daha dayanıklı olabileceği ‘Kentleşen bir Dünyada Dayanıklılık’ başlığıyla tartışıldı. Politika belirleyiciler, yöneticiler ve akademisyenlerin katıldığı forumda hızla şehirleşen dünyamızın geleceğini konuşuldu. Shell, özellikle “Baskı Zinciri” tanımıyla anılan küresel enerji, besin ve su sistemleri üzerinde yeni bir bakış açısı ürettiği senaryosunu da katılımcılarla paylaştı.

Shell CEO’su Ben van Beurden yaptığı konuşmasında “şehirlerin yüzyılı” diye tanımladığı zorlu geleceği, “Fırsatlarla dolu bir dönem olabilir. Kaynaklar üzerindeki baskı nedeniyle ortaya çıkan zorluklar, değişim için güçlü bir itici güce dönüşebilir ve toplumlar şehirleri daha dayanıklı hale getirmek için harekete geçebilir” yaklaşımıyla ifade etti. 
Forumu, 26 ülkeden 3 binden fazla öğrencinin bir araya geldiği Shell Eco-marathon Avrupa ile aynı zamanda yapılıyor. Shell mühendislerinin 1900’lü yılların başında bir litre yakıtla en uzun mesafeyi kat eden araca, yakıta, tasarıma ulaşmak iddiasıyla başlattıkları maratonda şimdilerde tüm dünyadan genç bilim insanları, mühendisler ve öğrencilerden oluşan yarışıyor. Shell Eco-marathon’un bir parçası olan “Shell Energy Lab” ise, her yaştan ziyaretçiyi, yeni teknolojilerin, enerjinin ve hareketliliğin geleceğini nasıl değiştirdiğini gösteriyor.

Hızlı gitmek istiyorsan yalnız, uzağa gitmek istiyorsan birlikte git

Shell, 1923’den beri yani 90 yılı geçkin bir süredir ülkemizde. Üretimden kimyasallara, dağıtımdan yeni kaynaklara kadar pek çok alanda çalışma yapan Shell araştırmalarda tüketicinin en beğendiği akaryakıt markası olarak seçiliyor. Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, “Gelişen sanayi enerji, su ve gıda kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu sorunlarla etkin ve sürdürülebilir şekilde başa çıkmak ancak sektörler arası iş birlikleriyle mümkün. Atasözünde dediği gibi ‘Hızlı gitmek istiyorsan yalnız, uzağa gitmek istiyorsan birlikte git.’ Bizler de enerji talebinin sorumlu bir şekilde karşılanabilmesi ve kaynaklarla ilgili baskılarla başa çıkılabilmesi için birlikte çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz” diyor.

Kaynakları giderek azalan dünyada barış içinde yaşamak için bu Shell’in herkese yaptığı bir davet. Ya duyar aksiyon alırsınız, ya adam sen de der kulak ardı edersinizsiniz siz bilirsiniz. Ama bilinmesi gereken tek gerçek dünyanın giderek daha yaşanmaz hale geldiği. Umalım ki hırslar aklın önüne geçmez!…

Kaynak: zaman.com.tr

 

İLGİLİ HABERLER